Perşembe, Ocak 25, 2007

LODOS BALIĞI

İki gündür lodos kuvvetli esiyor. Ben de özellikle bugün "lodos balığı" gibi hissediyorum kendimi. Böyle bir günde yapılacak en iyi şey sinemaya kaçmak. Lakin, iş-güç derken bugün böyle bir kaçış imkanı yok. Peki, o zaman ben de, yine sinemaya sığınırım, sinema düşünür ve yazarım. İşte sonuç:

Sundance Film Festivali 18 Ocak'da başladı ve nerdeyse sonuna yaklaşıyor. Aktör-Yönetmen Robert Redford tarafından kurulan Sundance Enstitüsü tarafından, Amerika'nın Utah eyaletinin Park City kasabasında her sene düzenlenen festival, bağımsız sinemacılar ve belgeselciler için çok önemli kabul ediliyor. Biz de, bu filmlerin bazılarını İstanbul Film Festivalinde veya Filmekimi'nde görmeyi umabiliriz.
Oraya gidip, neler oluyor diye göremiyorsam da, geçen sene sevgili kuzenimin gönderdiği Sundance Enstitüsü küpelerimi takarak, bir küçük keyif gülüşü yaratabilirim kendim için. Hem, belki bir gün şu büyük festivallerden birini yerinde izlemek mümkün olabilir, neden olmasın?

Geçen haftasonu, büyük beklentilerle görmeye gittiğim "Little Children" (bizde, bu ismin tutmayacağını mı düşündüler, yoksa ticari kaygıyla mı nedir, "Tutku Oyunları" ismini takmışlar!) bende, "eee, ne oldu şimdi, ne diyor ki yönetmen?" tatminsizliği ve hayalkırıklığı yarattı. Uzunca bir süre, ilk yarının sonuna dek, "ah, çok ilginç, acaba ne olacak" duygusunu canlı tutan film, sonra sarkmaya, lafını toparlayamamaya başlıyor. Sonunda da, ahlakçı bir çözümle pat diye bitiriveriyor.
Söylenene göre, senaryonun uyarlandığı aynı adlı kitap daha ilginçmiş. Evet, çoğunlukla filme uyarlanan iyi kitapların başına, bu eksiklik ve olmamışlık duygusu yaratan sonuç geliyor. Kendi adıma, bu konudaki en iyi tecrübem, "İngiliz Hasta" oldu. Kitabını okuduktan sonra filmini görmüş olmama rağmen filmini de çok sevmiştim.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili Sevin'im sincabım.Bloğunu ilk okuyanlardan biriyim ama, özürlü olmam nedeniyle, tebriklerimi sunmam vakit aldı.Seninle gurur duyuyorum sincabım.Bir kadın hem çalışabilir, hem sinema yazıları yazabilir hem de olağanüstü ekmekler yapabilir ve her birini yaparken, sevdiklerinin içini ısıtabilir....işte bu blog öyle bir blog....seni seviyorum