Pazartesi, Şubat 26, 2007

THE PAINTED VEIL (DUVAK)


Pazar günü, önceki gün yarım kalan planımı tamamladım ve sabah annem, kardeşim ve yeğenlerimle yapılan (benimkiler babasındaydı) kahvaltıdan sonra büyük yeğenimle beraber The Painted Veil'e gittim.
Edebiyat uyarlaması bir filmi seyrettikten sonra, çoğu kere olduğu gibi şimdiki arzum, kitabını alıp okumak. Kitap, Türkçe'de "Boyalı Peçe" adıyla yayınlanmış. Yüzyıl başı, karmaşık zamanların acıklı hikayelerinden birini anlatıyordu film. Hani ikinci dünya savaşında geçen kırık aşk hikayelerinin anlatıldığı siyah beyaz filmler vardır ya, öyle bir tat bıraktı bende. Beğendim ve içim burkuldu, kırık aşk öyküsüne.
Oyuncular Edward Norton ve Naomi Watts sade, sakin bir oyunculukla aktarıyorlar öyküyü. Zaten yaşanılan olayın geçtiği zamanda ve mekanda (devrim öncesi Çin), herşey o kadar karmakarışık ki, bir de abartılı bir oyunculuk olsaydı göze batardı.
Sonra, film üzerine yeğenimin sorduğu soruları cevaplarken şu dikkatimi çekti: Dünya, 20. yüzyılda bu yana çok değişmiş, anlayışlar, davranışlar farklılaşmış. Pek çok şey bugünün genç insanlarına anlaşılmaz, karışık geliyor. Oysa, bize daha yakın, anlaşılır hisler bırakıyor olan-biten. Yoksa, acaba biz mi büyüdükçe dünyayı daha karışık algılıyoruz veya herşeyi, zaten biz kendimiz mi karmakarışık ediyoruz?

OSCAR NOTU: Çok komik, bütün bu aday filmlerin içinde en merak edip de göremediğim film, KÖSTEBEK en iyi film seçilmesin mi? Göreceğiz bakalım, oynatırlar nasılsa yeniden...

Hiç yorum yok: