Pazartesi, Şubat 19, 2007

TÜRKİYE'DE YAZAR OLMAK ÜSTÜNE...


PERİHAN MAĞDEN'in 18.02.2007 tarihli RADİKAL Gazetesinde yazdığı yazı, o, farklı üslübu ile memleketimizin "acı" gerçeklerini gösteriyordu. Bir bölümünü özellikle aktarmak istiyorum:
"Ama biliyoruz ki, bütün büyük yazarların memleketiyle derdi var. Ve hatta yaşadıkları dünyayla dertleri var. Ve yazarlık da böyle bir şey herhalde: buralara ne kadar sığamadığın ve bunu ne kadar iyi ifade edebildiğinle alakalı bir şey.
Diyelim Harold Pinter geçen sene İngiltere'yi 'sattı' (Irak savaşına Bush'un kıçına takılıp giren Blair'den nefreth ediyor, bu arada) Nobel'i kaptı.
Jelinek de öyle. Yıllardır satıyor Avusturya'yı. Sonunda "E, madem bu kadar Avusturya'yı satıyor: Verelim mükâfatını" oldular. Aldı Nobel'i.
Seneye diyelim Joyce Carol Oates, Amerika'yı çokçok sattığı için (belki çıkıp: 'Ulan ne yapmışız biz Yerli Amerikalılar'a, kaç tane kaldılar? ve ne koşullarda?
filan da der) Nobel'i alabilir. Ya da başka bir muhalif. Münafık. Hain.
Dünyanın herrr yerinde (flaş!flaş!flaş!) yazarlar bizatihi tabiatları gereği muhaliftirler. Ülkeleriyle de geçinemezler, hayatla da, dünyayla da, aileleriyle de. Dünyanın her yerinde insanlar, Bu Geçimsizlerin eserlerini okuyarak, kendi durumlarına sağlama yapmak isterler. Kendi uyumsuzluklarını/geçimsizliklerini/dertlerini/olmama-olduramama hallerini derinlikli bir şekilde kaleme alabilen insanların kitaplarıyla teselli bulmak isterler.
Şimdi bu milliyetperverlerden, onların o ufacıcık/tefecicik kafalarından niye 'yapıt' çıkmıyor? Neden hep, bu münafıkların kitapları Korece'ye, İbranice'ye, Arapça'ya, İspanyolca'ya çevriliyor? İnsanlar neden onların ne yazdıklarını, kitaplarında meramlarının ne olduğunu merak ediyor? İnsan olmaya dair kaygılarına gömülmek istiyor?
Tüm bu yazarların dertleri olduğu için! Kendilerine dair, dünyaya dair, vatanlarına dair, ailelerine dair, insan olmaya dair dertleri olduğu için! Ve bunu iyi ifadelendirebildikleri için!
Döne döne aynı şeyleri tekrar etmeyelim. Burda fark şurda yatıyor: Avusturya'da kimsenin aklına (Jelinek'den kıllanan Avusturya faşistlerinin dahi) "Ulan, sattın bizi. Kaptın Nobel'i" demek, bu çapul mantıkla edebiyat ödüllerinin en mühimini kazanabildi diye ondan nefret etmek, onu düşman ilan etmek filan gelmiyor!
Harold Pinter için de öyle. İngiltere'de BİR ADET DAHİ böyle düşünen insan bulamazsınız. Mümkünat/akıl/izan haricinde bir komplekslilik hali, zira bu. Bir nevi kör kuyulara inatla düşme hali.
Pamuk'a gösterilen 'muamele' ancak Necip Mahfuz'a Mısırlılar'ın gösterdiği 'muameleyle' karşılaştırılabilir. (Herhalde onların da 1 Hürriyet'i+Sabah'ı vardır.) Türkiye de böylece ancak Mısır'la, demokrasi seviyesi ve başka mevzularda, PİDAS holdingi kurma hayaliyle yaşayanların naçar toprakları olarak, aynı sınıftaki 'şerrrefli' yerini memnuniyetle alır."

Hiç yorum yok: