Pazar, Mart 11, 2007

FİLM FRAGMANLARI HER ZAMAN DOĞRU İPUCU VERİYOR MU?


Bu haftasonu filmimiz "KOKU" idi. Bkz. imdb
Alman yazar Patrick Süskind'in romanı Türkiye'de Can Yayınları tarafından 1986'da yayımlanmıştı. O zamanlar kitabı hemen okumuş ve çok etkilenmiştim. Hem konu çok ilginç ve sürükleyiciydi, hem de kokusever olarak başka duyularıma da hitap eden bir kitap olmuştu: Koklayarak hissedileni edebi dile aktarma becerisini göstermişti, yazar.

Geçen ay, filmin fragmanını sinemada ilk kez gördüğümde bir çeşit ürküntüye kapılmıştım: Sanki, KOKU fantastik bir film haline mi dönüşmüştü? Araya başka filmlere verdiğim öncelik girince, biraz bilinçli şekilde filme gitmeyi ötelemiştim.

Dün, E.ciğimin ısrarıyla önceliği "Başkaları'nın Hayatı"ndan alıp, Koku'ya verdim. İyi ki de öyle olmuş. Kitabın edebi olarak başardığını film görsel olarak başarmış; hem öyküyü başarılı bir sinema diliyle anlatıyor, hem de kokuları adeta görselleştiriyor. Zaten, yönetmen Tom Tykwer'in "Koş Lola Koş" (1998) ve "Cennet" (2002) filimleri favorilerim arasındaydı. Bu film de onlara eklenmiş oldu.
Jean-Baptiste Grenouille rolünde genç bir İngiliz var: Ben Whishaw. Gençkızları oynayan Alman Karoline Herfurth ve İngiliz Rachel Hurd-Wood güzeller, sahiden çok güzeller! Parfüm ustasında Dustin Hoffman ve Marki'de Alan Rickman ustalıklarını konuşturuyorlar.
Kısacası, fragman nedeniyle görmeyi geciktirdiğim filmi, arkadaş ısarıyla (hem de ne ısrar, akşamüstü Beyoğlu kalabalığında filme yetişmek için maraton yapmacasına!) görmeyi başardığım için çok memnunum.
E.cim, teşekkür ederim sana.

1 yorum:

arzu dedi ki...

Ben de demistim Koku'ya mutlaka gidilmeli diye ama fragmana itibar edildiginden otelenmis belli ki, bu durumda iyi etmis E. :)