Çarşamba, Nisan 18, 2007

ANNE BABA EĞİTİMİ

Bu yazının fotoğrafa ihtiyacı var diye düşünüp, tam da bu hafta açan leylaklardan bir demeti güzelce ekledim.


Dün akşam, lisedeki oğlumun okulunda
“Ergenliğin İkilemi:Bağımlı Olmak ya da Olmamak”
konulu bir seminer vardı.

Semineri veren Doç. Dr. Kültegin Ögel aşağıdaki merkezin ve internet sitesinin, sanırım, kurucusu/ ortağı veya çalışanı.

http://www.batem34.com/default.asp

http://www.yeniden.org.tr/

Bağımlılık, insanın sosyal ve psikolojik hayatını bozacak, engelleyecek ölçüde bir alışkanlığın, bir şeyi kullanmanın engellenememesi durumunda ortaya çıkıyor.
Dr. Ögel, bu yaş çocuğunun (ergenin) tutulabileceği bağımlılıkları; internet, sigara, alkol, ectasy, esrar olarak sıraladı ve anlattı.
Bunların nasıl anlaşılabileceğini, engellemek ve oluşursa geri çevirmek için neler yapılabileceğine dair yol gösterdi.


Neler anlattı, uzmanımız? Aklımda kalanları, konunun uzmanları amatörlüğümü bağışlarsa, yazayım:

İnternetin bağımlılık yapması, en sık rastlanan durummuş.

Evlerde yaşanan sahnelere tipik örnek:
Ebeveyn: Şu interneti bırak!
Ergen: Neden?
Ebeveyn:Çünkü, dersini engelliyor, seni uykusuz bırakıyor!
Ergen: Hayır, ben eğleniyorum, uykum yok.
Bunun devamı bir tartışma ve sonu gelmez bir çekişme genellikle.
Çünkü, çocuk da ergen de, hazzı ertelemez, ona “yapma” demek, “haz alma” demektir ki, bu komut istediğimizin tam tersine bir sonuç doğurur.
Oysa, ergenin ihtiyacı olduğu gibi, sınırları belirlerseniz, kural koyarsanız, bu kurallara uymamanın yaptırımı olursa herkesin hayatı daha kolay olur.
Hazzı erteleme veya durdurma önerisinin çocuğa garip gelmesine tipik örnek; artık kusacaksın bu kadar çukulata yeme demenize rağmen çocuğunuzun yemeye devam etmesi ve sonunda en hafifinden midesinin bulanması...


İnternet için, günde veya haftada belirli saat sınırı koyup, buna uyulması sağlanırsa ve tabii ki, girilen sitelerin güvenilir olup olmadığı kontrol edilirse, sorun oluşmadan sonuç alınır.

Sigara, esrar, alkol gibi bağımlılık yaratan maddeler konusunda ise; 12 yaşa kadar, bu maddelerin kötülüklerinin tanıtılıp, sağlığa ve hayat değerlerimize uygun olmadığı, bunları kullanmanın yasal olmadığı söylenerek başlamak gerekiyor.
Daha sonra ergenlikte, merak, haz alma gibi etkenlerle deneme yapılırsa, hemen ilk anda bağımlılık oluşmadığı için yine de vaktimiz var, demektir. Çünkü, bir madde kullanımının bağımlılık sayılabilmesi için belirli bir kısırdöngüye girilmiş olması gerekiyor.

İçki, sigara kullanmış ve eve söz verdiği saatten çok daha geç gelmiş ergen çocuğunuza ne yaparsınız?
Bu durumda daha etkili sonucun alınması için, hemen o an kavga çıkarmak değil, konuşmayı ertesi gün sakin bir zamana ertelemek gerekiyor. Böylece, kural hatırlanacak, ona uymamanın daha önceden belirlenmiş sonucu gözden geçirilecek ve buna katlanılacak.

Bir de, hep şunu hatırlayın:

Siz çocuğunuzun ana-babasısınız, arkadaşı değil. Yasal olarak, on sekiz yaşına gelene kadar, size tabi olacağını, kurallarınıza uyacağını bilmeli.
Bu arada, kural derken sıkı-katı disiplinci yaklaşımı kastetmiyoruz. Hayatı düzenli yaşamamızı sağlayan kurallar, söz konusu olan.

Dilerim, hiç ihtiyacımız olmasın, ama, kötüsü gelirse bilgi sahibi olmak en iyisi.
Buna rağmen toplantı pek tenha idi, tüm velilere açık olan ve anne-babaların koşa koşa geleceği sanılan bir toplantıya, hepi topu 20 – 25 kişi gelmişti. Üstelik, bu durum, eğitimli velilerin olduğu, sınavla girilen seçkin bir okulda yaşanıyordu.


Düşünmeden edemedim:
Acaba, herkes, herşeyi çok mu iyi biliyor yoksa aymazlıktan mı gelmemişlerdi?
Acaba, bu seminer parasız bir devlet okulunda verilseydi, durum farklı mı olurdu?



Hiç yorum yok: