Pazartesi, Nisan 16, 2007

KÖFTE MACERALARI


Köfte yemenin nesi macera olsun, değil mi?
Evet, yemenin değil de yazmanın bir macerası oldu!

Dün akşamüstü ile akşam arası bir saatte, bir aile toplantısı çıkışı yolumuz Sultanahmet Meydanı'na düştü.

"Tarihi Sultanahmet Köftecisi - Selim Usta"da birer porsiyon köfte, piyaz, ayran, Kemalpaşa tatlısı yiyerek, midemizi şenlendirdik.
İkinci kattaki cumbada oturabilseydik, meydanı seyrederek, gözlerimizi de şenlendirecektik ya, bu seferlik olmadı.

Bunları, köftenin yanında biberin közlemesini mi, turşusunu mu servis ettiklerini ve de mekanın adı ile ilgili düşüncelerimi bir sosyolojik çözümleme marifeti olarak yazmıştım ki, postu bir türlü gönderemedim.

"Blogger" Hazretleri, sürekli "error" uyarısı verdi, birşeyleri beğenmedi. Türkçe'nin dil seçenekleri arasına eklenmiş olmasının etkisi var mıdır, diye düşünmekteyim.

Sonra, dili Türkçe'ye çevirdim, bu sefer olacak gibi geliyor. Hadi bakalım!

Bu arada sosyolojik çözümleme güme gitti, tekrardan yazacak takatim de kalmadı!

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Sizin resmi yayinladiginiz ama postu gonderemediginiz arada ben de asagidaki yorumu yazmis gondermeye calisiyordum :)

"Bu kofteler, bu piyaz ve bu masa... Belli ki bu oglen bir Sultanahmet kacamagi yapilmis, belki meydandaki cicek ve agaclarin da fotograflari cekilmistir, tipki gecen yil bir ogle tatili kacamaginda birlikte yaptigimiz gibi :)"

ekmekcikiz dedi ki...

Bu öğlen değildi, ama, yakın zamanda başka bir öğlen için sizi davet ediyorum: Hodri Meydan!
Kaçın Bakalım İşyerinizden!

Sndrfknella dedi ki...

Ama ben merak ettim şimdi bu "sosyolojik çözümleme"yi :)

Sevgiler,

P.S. Hata verdiğinde yazıyı copy "compose"dan kes/yapıştır yapıp "draft"e atıyorum, böylece yazı kurtuluyor. Sonra da fotoğrafı, ya da şarkıyı yeniden ekliyorum. Fotoğraf ve şarkılardaki açılış,kapanış kodları tutmazsa hata verebiliyor bazen. Aklınızda bulunsun :)

ekmekcikiz dedi ki...

Aslında söylediğinizi "word" dosyasına aktararak denemiştim de, galiba o dosyayı da silmişim.

"Sosyolojik Çözümleme"(!) ise, aile müessesesi olarak başlayıp, büyüyüp, tanınan bir mekanın, kuruluşun sonunda aynı adın benzer hallerini taşıyan parçacıklar haline gelmesinin ardındaki "bize özgülük" üzerine idi.
"İskender", "Sultanahmet Köftecisi", "Güllüoğlu" gibi...

Not: Şu müzik ekleme işini nasıl yapıyor sunuz, kuzum?
"radioblog"a üye oldumsa da, bir türlü beceremedim!