Pazar, Haziran 24, 2007

SAHTEKAR (THE HOAX)

Uzun zamandır Richard Gere'in oynadığı iyi bir film seyretmemiştim. Sahtekar'ın başladığını okuyunca, yönetmeni de Lasse Hallström olunca bu film seyredilir, hem de bu havada deniz kenarında değilsen yapacak en iyi şey sinemaya gitmektir, dedim.
İyi karar ve mutlu sonuç; ilginç konulu, iyi oynanmış ve iyi anlatılmış bir film izledim.
NTV'nin sayfasından özetle aktarıyorum:

Clifford Irving (Richard Gere), uzun zamandan beri iyi bir malzeme aradığı halde bir türlü bunu bulamayan tutkulu bir yazardır. Sonunda kendi öyküsünü kendisi yaratmaya, bir söyleşiler dizisi uydurmaya karar verir. Kendini zekice hazırladığı bir gizlilik perdesi arkasına saklayarak, büyük bir yayınevi yetkililerine onların çok hoşuna gidecek bir haber uçurur. Dünyanın en ünlü adamının, havacı, film yapımcısı, kadın düşkünü dolar milyarderi Howard Hughes’un, kendisiyle bağlantı kurduğunu, paha biçilemez biyografisini kaleme alması için teklif getirdiği haberini ulaştırır.

Ancak, konuyla ilgili küçük bir problem vardır. Clifford’ın biyografi adı altında yazdığı kitapta gerçeğin tek bir kırıntısı dahi yoktur.

Howard Hughes ile hiç karşılaşmamıştır. Ancak, Hughes’un adeta inzivaya çekilmiş şekilde gözden uzak yaşaması sayesinde planının başarıya ulaşacağına güvenmektedir. Hazırladığı büyük sahtekarlık planına Avrupa kökenli sanatçı karısı Edith (Marcia Gay Harden) ve en iyi arkadaşı Dick Suskind’i (Alfred Molina) de dahil eden Clifford, çok geçmeden kendini ihanet ve vefasızlıklar labirentinin tam göbeğinde bulur.

Dönem filmi olarak da ilginizi çekebilecek bir film; Nixon döneminin bataklıklarının yansıması, hatta doğrudan etkisi de anlatılıyor.

Richard Gere, gençliğindeki kimi filmlerini anımsatan bir rolde, sade ve başarılı bir oyunculuk gösteriyor.
Alfred Molina yine ustalığını konuşturuyor.

Filmle ilgili tek hayal kırıklığım, pek sevdiğim Julie Delpy'nin kısa rolü oldu, daha çok görüneceği bir rol olsun isterdim.

Bu yazıyı yazdıktan sonra Radikal'de Fatih Özgüven'in yazısını okudum ve Julie Delpy'nin boşuna "o" rolde olmadığını anladım; meğer o NİNA imiş! Nina'ya tıklayın, keyifle okuyun.


4 yorum:

miso dedi ki...

ekmekçikız,

uzundur ne sinemaya gidebildim, ne de evde film seyredebildim. Çok özendim şimdi. Aslında Richard Gere'i pek sevmem ama ona bile razıyım şu aralar.

marruu

Sndrfknella dedi ki...

Şimdi ben olsam bir iki kelime ya da cimle de Richard Bey'in karizmasından bahsederdim ;)

Ben de istiyorum izlemek bu filmi. Seyredince bir daha yorum bırakırım :)

İyi tatilleeeeer :)))) Tatil dönüşü yazını bekliyorum bir heves ;)

Sevgiler :))

P.S. Sürpriz hediye için tekrar teşekkür ederim. Pek bir mutlu ettin beni Ekmekçikız'cım :)

elektra dedi ki...

ekmekçi kız, richard gere'ı çok beğenirim. aktörlüğü her film için mükemmeldir denemez ama, göründüğü film karelerinde gözlerim bayram eder:)
evden çıkmaya cesaret edip de sinemaya gidersem, gideyim de göreyim filmi derim kendime.

bu arada, tatile çıktın mı nihayet? sndrfknellanın yorumundan öyle olduğunu anladım.

iyi tatiller.

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Miso,
Aslında Richard Gere en beğendiklerimden değil; onu biraz sarsak, biraz soğuk filan bulurum. Bazen de rolüne pek uyar, beğenirim.

Sevgili Sndrnella,
Karizmaya gelince, dediğim gibi en çok "Pretty Woman" da role cuk oturmuş bir karizma var, bence.
Sen bu ara filmi görebildin mi, acaba?

Sevgili Elektra,
Gittim, yüzdüm, geldim!
Sıcakları orada geçirmek iyi bir şans oldu.