Cumartesi, Temmuz 14, 2007

İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZESİ



Aşağıdaki sorulara bir göz gezdirmenizi rica etsem:

İstanbul Arkeoloji Müzesi nerededir, bilir misiniz?

Bu müzede neler sergilenir?

Peki, kurucusu kimdir, müze kaç seneliktir?

Ya, yaşadığımız olağanüstü kentin tarihini, üst üste dizili katmanlarını anlatabilir misiniz?

Tamam, haklısınız! Ne bu sınav böyle?
Hemen sınav havasından çıkalım, keyfimizi kaçırmayalım.

Ben bugün hayretler içinde kaldım. Yaşadığım kente biz kez daha hayran oldum.
Şehrin geçmişinin, yüzlerce değil, binlerce yıl öncesine uzandığını gördüm, iliklerimde hissettim.
Yapılan kazılarda bulunan objelere, kat kat üst üste sıralanan tarihe bakakaldım.
Çünkü, çocukluğumdan ancak hayal meyal bahçesini hatırladığım bir güzel yapıda zaman yolculuğu yaptım.
İlk kez ülkemdeki bir müzede, genç sanat öğrencilerini eserlerin karakalem kopyalarını yaparken gördüm. Ne kadar hoşuma gitti, anlatamam.
Daha geçen sene toprağın suyun altında olan batık geminin parçasının sergilenmesi için nasıl titiz çalışıldığını izledim.
Tüm bunlar İstanbul Arkeoloji Müzesini geçirdiğim zamanın armağanları.

Şimdi, gelelim cevaplara:

Arkeoloji Müzesi, Tarihi Yarımada'da Aya İrini ve Darphane-i Amire'yi geçip, Topkapı Sarayı avlusuna gelmeden sola sapılınca Gülhane Parkı girişine ulaşan dar yolun üzerinde sağ kolda.

Müzeyi kim, nasıl kurmuş burada uzun uzun anlatılıyor.

Haziran'dan beri müzede eski kolleksiyonun yanısıra Marmaray yapımı sırasında gün ışığına çıkan çok yeni buluntular da sergileniyor.

Burada da, müze müdürünün ilgisizlikten yakındığını anlatan bir haber var.

Haberin bir parçası şöyle:

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü İsmail Karamut, müzelerin, eğitim kuruluşları olduğunu ifade ederek, “Müzeler, aydınlanma yolunda önemli bir kilometre taşı, çağdaşlaşmanın en önemli unsurlarından biridir. Müzelerden geçmeyen toplum bana göre çağdaşlaşamaz” dedi.
Arkeoloji Müzesi’nin, dünyanın en önemli müzelerinden biri olmasına rağmen, Topkapı Sarayı ve Ayasofya Müzesi ile kıyaslandığında yeterli ilgiyi gördüğünün söylenemeyeceğini kaydeden...
Halkın arkeolojik eserlere karşı ilgisiz olduğunu ifade eden...

Bence, bu ifadeler doğru olmakla birlikte, ne yazık ki eksik.
Üstelik yakınan kişinin, ilgiyi çekmek uzmanlık alanı olması gereken kişi olması biraz da tuhaf.

Sanmıyorum ki, dünyanın herhangibir yerinde halk kendiliğinde arkeoloji ve tarihle ilgilensin.
Bildiğim, en ünlü müzelerin sık sık ilginç konulu geçici sergiler açtıkları ve insanları müzenin yaşadığına ikna etmeye çalıştıkları.
İnsanlar kendi kendilerine, görev bilip, müze müze gezmezler ki.

Benim gibi, kişisel merakıyla müze gezen biri bile, herbiri çok özel parçalar sergileyen bu yerlere kırk yılda bir gidiyorsa, varın gerisini siz düşünün.

Diyeceğim o ki, sızlanmayı bırakıp önce çocuklara ve sonra herkese müzeleri sevdirmenin yeniden keşfedilmeye gerek olmayan yolları, uygulamaya konmalı.
Yoksa, o güzelim müze bahçesine bir kez bile ayak basmadan yıllar geçer gider.

9 yorum:

elektra dedi ki...

ekmekçikız,
müzeyi bir kendi başıma üniversitedeyken, bir de oğlum arkeolojiye tutkun olduğu için onunla 2 kere gezdim. ama bana yine de daha görmediğim yeri kaldı gibi geliyor. oğlan da isteyip duruyor. bir kere daha göreceğim sanırım yakınlarda. bu arada, oğlumla gittiğimde, oğlum 6 yaşında falandı. gezdik gezdik çıktık sonra.çıkış kapısına ulaştığımızda , oğlum ' anne ayakkabımda bir şey var' dedi. çıkardık ayakkabıyı ' aa minik bir taş girmiş oğlum ' dedim. bizimki bir telaş, ' anne, antiktir, hemen müzeye geri verelim.' buyurdu.:) bu müze aklıma hep bunu getiriyor, çok gülüyorum.

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,
Oğlunun arkeolojiyi sevmesi ne güzel, üstelik küçük yaşta olması çok ilginç.
Bu son Marmaray buluntuları sergisi kesinlikle gezmeye değer. ilgilendiğinize göre zevk alacaksınız, eminim.

B5 dedi ki...

Elektra nin oglu alkislanacak bir minik galiba :)

Ben de ilk lisemizle sonra da kendi arkadaslarimla gitmistim. Cizim yapmak icin de gayet uygun bir yer.

Ilgi cekmeye gelince, kabul etmek gerekir ki ilgi uyandirmak da caba ister.
Ama bunu -egitimle vermek bir yana-, aynen dediginiz gibi, farkli etkinlikler düzenleyerek -duyurmak- o kadar da zor olmasa gerek. Örnek icin yiginla müze var Dünyada. Onlara bile gerek yok aslinda. Isteyen sesini duyurmasini cok da iyi biliyor Türkiye'de.

Kim adini duyurursa o bilinir zaten.Siz istediginiz kadar zenginiz deyin. Bilinmedikten sonra bos.

Müze modasi cikarsinlar bakalim duymayan kaliyor mu Istanbul Arkeolojiyi... ;)

ekmekcikiz dedi ki...

Evet evet!
B5'ciğim çok iyi fikir; müze modası çıkarmak lazım, işte o zaman modadan geri kalmamak için koşar gelirler.:)
Gerçi son senelerde İstanbul Modern, Sabancı, Koç derken özel müzeler sayesinde epey kıpırdan ma var. Yine de bu kadar büyük zenginliğin paylaşılması için yetersiz, bence.

elektra dedi ki...

ekmekçikız, marmaray buluntuları demişsin, nerede? yazıyı gene taradım, ama bulamadım. sergi nerede yazabilir misin?
bu arada b5'in övgüsünü de seninkini de ilettim sıpaya. mahçup mahçup teşekkür etti:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,
Yazıda üzerine tıklanınca çıkması için renkli yazdım, ama işlemiyor mu acaba?
Neyse, aşağıdaki linki kopyalayıp bir bak istersen:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=197646
Sergi, Arkeoloji Müzesinde. Yüzünü binaya dönünce en sol taraftan girince kolayca ulaşılıyordu, diye hatırlıyorum.
İyi gezmeler.
:)

elektra dedi ki...

ekmekçikız, tamamdır. çok teşekkür ederim. canım da ne zamandır sultanahmet köftesi çekiyordu, sonra mısır çarşısı kokusu. bir serin gün yakalayıp gideriz artık.
:)

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

ben de bir dip not vereyim, müzede görevli sayisi az oldugundan bir ara sadece belli bölümleri aciyorlardi, her gün her yer acik degildi,su an nasil bilmiyorum.
Bir de hatirladigimi müzenin güzel kedileri idi :)


slmlar
TD


p.S
kaligrafi müzesini bilirmisiniz :),beyazit yakinlarinda.

ekmekcikiz dedi ki...

Mr. T.D.,
Hoşgeldiniz!

Müzenin bazı bölümleri bir süre kapalıymış, şimdi her taraf açık ve inanılmaz şekilde bekçi-görevli sayısı artmış. Üstelik kadınlı, erkekli genç insanlar bunlar. Doğrusu memnun oldum.

Müze, bir seferinde bitirilebilecek gibi değil. Arada gidip bir bölüm daha gezmek ve bahçesinde keyif yapmak lazım. Evet, bir dolu da kedi var.:)

Kaligrafi müzesini bilmiyorum, üstelik Beyazıt'da öğrencilik etmiştim. En kısa zamanda yerini yolunu öğreneyim.
Teşekkür ederim.