Salı, Temmuz 03, 2007

KISKAÇKAFA YENGEÇ AYAĞIMDAN NE İSTEDİ?

Vernal Crab, Liocarcinus vernalis

Yine birşeyleri beceremedim, yukarıdan aşağıya/aşağıdan yukarıya yazıların sırası şaştı.
Yolculuğumuzun hikaye kısmını burada anlatayım da, aşağıdaki resimler eğlencelik olsun.

Hayatımda ilk kez, tatil için gittiğim bir yerde bir hafta çakıldım kaldım. Bir hafta boyunca ne bir taşıt aracına bindim, ne trafiğe çıktım; yalnızca tatil köyü içinde gezindik, bir de sahil boyu upuzun yürüyüşler yaptık.

Hergün en az iki saat denizde yaşadım; sadece yüzdüm dersem abartı olur, yüzdüm ve suda durdum. Öyle güzeldi, öyle özlemiştim ki denizde olmayı...
Başka neler yaptım; kitap okurken uyuyakaldım, hem de uzun güzellik uykuları uyumacasına.
Deniz kenarında çıplak ayakla yürüdüm, deniz kabuğu ve taş topladım.
İskelede oturup batan güneşi, yükselen ayı, parlayan yıldızları izledim.
Yakınlardaki, uzaklardaki tatil yerlerinin ışıklarını, hemen her gün başka yerlerde atılan havai fişekleri seyrettim.
Çocuklarımla keyifli zamanlar geçirdim; sohbet ettik, gelecek yolculukları planladık.

Peki, bu konu başlığı ne oluyor derseniz, işte, o da tatilin ve yolculuğun tek macerası!
Üçüncü gündü sanırım, akşamüstü denize girmek niyetiyle sahile indim. Deniz çırpıntılı ve dalgalıydı, çocuklarla kenarda dalga kovalamaca oynamak eğlenceli geldi. Bir süre oyalandık, tam denizden çıkıyorken sol ayağımı bir şeyin sıkıca tuttuğunu hissedip, sıkı bir çığlık atıp refleksle ayağımı salladım. Bu sırada göğüs hizama kadar denizin içindeyim. Fırlayıp
çıktım, ayağımın iki tarafında da boydan boya diş izi gördüm, neyse kanayan bir yara yok da, ne bu, ne oldu şimdi diye bir çeşit şok ve şaşkınlık içindeyim.
Birileri yanıma geldi, Türk usulü fikir yürütmeler başladı. Yok kayaya mı çarpmışım (ortada bırakın kayayı, taş bile gözükmüyor), yok caretta mıymış acaba, yoksa müren olabilir miymiş...
Doğrusu epey tırstım ve canım sıkıldı.
Neyse, toparlanıp tesisin doktoruna gittik. Genç pratisyen doktor hanım, "oo, biz nelerle karşılaşıyoruz, kara balıktır bu" dedi, kızarmış ısırık üstüne nedense antialerjik bir krem buladı, bir de antialerjik hap verip beni postaladı.
Ayağım acıyor, düzgün basamıyorum, ayağımın üstü az az şişmeye başladı.

Fakat asıl önemlisi ben o şeyin ne olduğunu çok merak ediyorum, ama anlayamıyorum.

Sonunda, sabaha karşı uykumun arasında ısırılma sonrasında ayağımı kurtarmaya çalışırken, şöyle bir karış çapında bej renkli bir taş-kaya parçası gördüğümü, kıyıda küçük bir çocuğun da bu büyüklükte hareket eden bir kaya parçası gördüğünü anlattığını, zaten ayağımın iki tarafını birden kaplayacak şekilde ısıracak bir balığında en az bir kulaç büyüklüğünde olmasının mantıklı olacağını, bu durumda bu ısırık işini olsa olsa bir kocaman yengecin yapmış olacağını, zaten kıyıya yakın olduğumuza göre en mantıklı sonucun bu olması gerektiğini düşünüp, rahata erdim!

Denizden gelenin verdiği hasarı, yine de en iyi deniz iyileştirdi. Hergün denize girip ayağımı çırptıkça ve kuma sıkı basarak yürüdükçe ayağımın şişi gün geçtikçe indi, moru azaldı.

İstanbul'a dönünce ilk iş, internette araştırma yapıp yukarda fotoğrafı görülen "dişli" yengeci
(Vernal Crab) bulunca, teorimi doğrulamış oldum.

İşte, tatilimin macerası budur.


16 yorum:

elektra dedi ki...

hoşgeldiiin:)
periye de yazdım,sana da yazayım. ne doğru zamanda kaçtınız bu şehirden. aman bir yandık biz, bir yandık. nefes alamadık.var düşün ben garibin halini.
geçmiş olsun bu arada.
sevindim döndüğüne diyeceğim ama, kızarmısın ki?:)

metin-thePoor dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız,

Elektra Hanım benim de duygularımı özetlemiş sağolsun. Hoşgeldiniz ve de geçmiş olsun. Hasetten geberecem siz böyle güzel bir tatil geçirmişken biz burada çöl sıcağında bayım bayım bayıladurduğumuz için.

endiseliperi dedi ki...

ekmekçikız hoşgeldiniz siz de:)
fotoğraflara bayıldım, çocuklara da öyle. ne şeker, ne eğlenceli, ne zeki görünüşlü çocuklar.

ben yine gelir gelir fotoğraflara bakarım.

sevgilerimle.

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,
Döndüğüme ben de sevindim.
Tatil iyi de, İstanbul'da da yazın keyfi iyi. (Ağustos'u saymıyorum, İstanbul'da en sevmediğim aydır o, ıyy!)
O sıcaklarda biz de yandık ama deniz vardı, bayılıp kalmadık.

ekmekcikiz dedi ki...

Metin Bey,
Lütfen haset etmeyiniz, tatile çıkınız sizin de güzel yengeçli anılarınız olsun!
Di mi, ama?

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,

Ah, çok teşekkür ederim iltifatlar için. Sahiden çok neşeli olabildikleri gibi, çok da sıkı kavga edebiliyorlar. Tam "kardeş"ler, kısacası...

SekerPembe dedi ki...

Evet evet deniz her derde devadir. Kardesimle ilk yalniz ciktigimiz tatilimizde (lise 1'deydim), uzuuuun ve yukseeeek bir tepeden dikenli calilarin uzerine yuvarlana yuvarlana dusmustum; yuzum, kollarim, bacaklarim her yerim paramparca. Hemen Acil'e goturdu beni bir Alman cift. Doktorlar orama igne, burama merhem derken tatilimin canina okudular tabi. Her yerim paramparca, oyle de aciyor ki yaz sicaginda. Kardesim karsimda balik gibi yuzup duruyor hain kahkahalarla; ben onu sahilden icim gide gide izliyorum. Derken kaldigimiz otelin sahibi bey geldi "hadi yuru denize" diyerek; "olmaz" dedim "esiniz Christine giremeyecegimi soyledi". "Hadi be ne anlarmis o Alman" diyerek atti beni denize. Ertesi gun butun yaralarim hizla iyilesmeye baslamisti.

Bir diger deniz ilaci anisi da gecen sene Kizildeniz dalisindan. Sonuncu dalistan bir gece once sifayi kaptim, burnum-gozlerim musluk gibi, honk honk seklinde oksuruyorum. Dalis ekibiyle teknedeyim ama dalamayacagim. Ekip basi yasli bir amca "sen suyla cok barisiksin kizim, bir dal acilir burnun" dedi. Dalis o dalis. O gun 3 dalis yaptim ve ne burun akintisi kaldi ne oksuruk nidasi. Ay amma uzattim. Kisacasi deniz her aciya iyi gelir:)

ekmekcikiz dedi ki...

Değil mi Şeker Hanım, devaların en iyisidir, deniz!

Hem arada uzatın böyle, ne iyi oluyor.:)

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

hoşgeldin. ne guzel, herkes dönüyor tatilden. henuz tatile cıkamadım ama nedense bu yıl bir kıskanclık falan hasıl olmadı bende tatile cıkanlara karşı, tuhaf şey :)

yengec pek fenaymıs, denizde en tırstıgım seylerden biridir acayip bir canlının üstüne basmak, bir balıga sürtünmek falan. ıyy! ama yine de cok severim ben de denizi, saatlerce kalsam bıkmam.

sevgiler

sumuklubocek dedi ki...

Ekmekcikiz hanimcigim, kucuk bir tatil kazasi olsa da bence tatiliniz cok guzel, dinlendirici ve huzurlu gecmis.
ben de nasil istiyorum soyle gideyim bir yerlere bir hafta elime birsey degdirmeden yatayim; hayatin yorgunlugu boyle cikiyor ancak.
oysa eskiden aktif tatilleri isterdim ben; zaman nasil da degistiriyor insani...

ekmekcikiz dedi ki...

Neocuğum,
Valla ben basmadım yengecin üstüne filan, ya!
O geldi beni buldu!
Bu cins, çoğunlukla Atlas Okyanusu'nda yaşarmış, bir de Akdenizde. Kocaman deniz, ne ister benden?
Neyse, beni yıldıramadı çapkın yengeç! Ben denize olan aşkımdan caymadım.:)

ekmekcikiz dedi ki...

S.böcekciğim,
Aktif tatil de güzel oluyor, fakat ilk defa bu yan gel yat tatilinden yaptım ve çok iyi dinlendim.
Tavsiyeye şayan!
=))

Sndrfknella dedi ki...

Ekmekçikız'cım hoşgeldin :)))

Tatile gidişini kıskanmadım ama özledim güzel yazılarını okumayı, ne bencillik değil mi? ;)

En korktuğum şeylerden biridir ayağımın yere değdiği yerlerde denize girmek... tam da senin başına gelen olaydan dolayı. Burcum Yengeç ben de su grubu olabilirim ama bu tüm kabuklu ve kabuksuz deniz canlılarıyla ahbap olmamı gerektirmiyor :)))) Kumda yğrğrken minareler, midyeler, vs birgörünüp kayboluverirler, bu arada da ayaklara fırt fırt batarlar ya... işte hiç sevmem o anları. Dedim ya, benim ilacım tekne ya da kayalık deniz :)))

Tekrar hoşgeldin :)) Fotoğraflar da nefis bu arada :)

Sevgiler,

P.S. Canım sıkıldı, uykum kaçtı. Bloglarda dolaşayım bari dedim, seni görünce de yorum bırakmadan geçmek istemedim. Ama gecenin bu saatinde de pek kafamı toparlayamadım sanki... neyse sen benim ne demek istediğimi anlamışsındır zaten ;)

ekmekcikiz dedi ki...

Sndrnellacığım,
Merhaba! =))

Yok yok, merak etme. Ne söylediğin pek güzel anlaşılıyor.:)
Fotoğraflar güzel çıktı, çünkü ruhumuzun iyi hali yansıdı. Bir de oğlum çekti de ondandır. (Böbürlenen anne efekti!)

miso dedi ki...

Sevgili ekmekçikız,

Beni böyle bir şey ısırsa korkudan uzaya fırlarım. Seni pek bir zoolog havalı gördüm. Özendim inan.

marruu

ekmekcikiz dedi ki...

Misocum,
İnan ben de sıkı çığlık attım ve oradaki ahaliyi başıma topladım.
Ancak, oldu bi kere elden ne gelir?
Ben yay burcuyum ya, hani merak kumkuması, bilmesem çatlarım. Zooloji tahsili oradan, yani.=))