Pazartesi, Temmuz 16, 2007

SON GÜNLERDE...

İlk göz ağrım, Cumartesi akşamı arkadaşlarıyla birlikte, ilk açıkhava rock konserine gitti:
Joe Satriani.
İçim kıpır kıpırdı; izin vermesek olmaz, versek koca şehirin bir ucu, in cin, hazır mı, neyse yalnız değil arkadaşları var, derken döndü geldi ve keyifle anlattı.
Ohh, neyse! Bir viraj daha aldık sanki, hayat yolunda.

Kızım kuzum, kaç zamandır ayağındaki siğillerle boğuşuyor. Kaç çeşit tedavi uygulandı, geçmedi geçmedi. Dayanamayıp, bir kuvvetli nefes arayacağım sonunda. Öff, yani!

Bebelerim bu hafta göl kenarı kasabasında tatil yapıyorlar, kuzenleriyle. Çocuk olsam da bisiklet tepesinde dolaşsam diye geçiyor içimden.

Sonunda ekmek yapma makinası aldım, ilk denememi bu akşam yapıyorum. Yine elimle yoğurup ekmek yapacağım, onun yeri ayrı. Ancak bu yöntemle pişirmeye de çok heves ediyordum. Bakacağız, artık.

Birkaç gün önce 40'ını deviren bir arkadaşımın doğum günü toplantısı için, küçük bir gezinti teknesiyle Boğaz'da bir akşam geçirdik. İçim yıkandı sanki. Sadece deniz üzerinde olmak bile ne kadar hayat veriyor, bana.

Yine aynı akşam, birçok kere havai fişek atılışını seyrettik. Böyle bir moda çıktı galiba. Herneyse. Havai fişekleri, onların gökyüzünden yeryüzüne rengarenk dökülüşlerini seyretmeye bayılıyorum. Her seferinde, bunu nasıl tasarlıyor ve de beceriyorlar diye şaşıp kalıyorum.


Chris de Burgh - BORDERLINE

Bugün radyoda onun bir başka şarkısını duymuştum. Sonra bunu buldum; bir zamanlar o kadar çok dinlemiştim ki, burada da olsun istedim.

13 yorum:

elektra dedi ki...

ahhh, o zor dönemeçleri düşündükçe fıttırıyorum ben. kendim için çatır çatır ailemle kavga ederek edindiğim bazı hakları, oğlana tanımak zamanı geldiğinde tutarlı davranabilecek miyim, bilmem? tebrikler, sen birini atlatmışsın.
kızının siğilleri konusunda, inanmam ama, bir arkadaşın oğlu yaşadı bu sorunu. denemedikleri kalmadı, ve sonunda üfürüldü, geçti???? ne bileyim, ilginç...
tatil keyfin iyi gidiyor, aman nazar değmesin.
sevgiler...

Lilium Bosniacum dedi ki...

denemiş olabilirsizin bilemiyorum ama taze inciri koparınca sapından çıkan yapışkan sütten sürmenin geçirdiğini biliyorum ama okuyarak geçenleri de çok duydum.. Allah sabır, şifa versin..
izin verme konusuna gelince.. ben dört yaşındayken bizim kasabada havai fişek gösterisi varmış. bütün çocuklar gitmiş, ablam izin istemiş annem vermemiş. bizimki de susmuş. ben çıkışmışım, bütün çocuklar gitti bi biz evde kaldık diye.. sonra annem izin vermiş :) ablam benden 5 yaş büyük bu arada :D

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,
Hemen bir bilgi eklemesi yapayım:
Bendeniz tatilde değilim, Antalya'dan sonra çalışmaya devam ediyorum.:(
Fekat, bu yaz arkadaşlarımın doğumgünü toplantıları, gezme isteği vs. bana uygun düşüyor ve de çocuklar evde olmayınca saate bağlı kalmıyorum.
Havai hallerim, bunun sonucu, yani.:)

Doğrusu, ebeveyn olmanın zorlukları bu gelişme çağlarında katlanıyor. Dilerim, hepimiz olabildiğince az sorunla bu dönemleri geçiririz.

ekmekcikiz dedi ki...

Liliumcuğum,
Teşekkür ederim, incir sütü ile ilgili bilgi için. İncir mevsimi geçmeden bir ağaç bulup denemek isterim.
Bütün o ilaçla geçirme çabasından sonra doğal yoldan sonuç almak en iyisi olur.:)

Şu akıllı bıdık neler yapmış, meğerse? Sanırım kızının bir benzeriydin, o da öyle gözüküyor.
:))

celerone dedi ki...

Okuyunca yazmadan duramadım. Çok pahalı olduklarını biliyorum ama havai fişekler kadar beni mutlu eden az şey var, ne yapayım? İsviçre'de bulunduğum bir zaman tesadüf İsviçre'nin Özgürlük Bayramı mı, öyle bir şeye denk gelmişti. Rein nehri üzerinde bir havai fişek gösterisi düzenlenmişti. Başını kaldırınca yıldız yağıyor, yerdeyse nehir havai fişeklerin renkleriyle akıyordu.

Çok güzeldi çok. Sen de yaşa dedim ekmekçi kız :)

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Celerone,
Teşekkür ederim.
Anlattığın sahneyi gözümde canlandırabiliyorum; benzerini bende Prag'da yaşamıştım.
Sanırım, böyle bir keyfi, insan kırk yılda bir yaşar ancak.
Şurada anlatmıştım:
http://ekmekcikiz.blogspot.com/2007/05/prag.html
Ne güzel!
:))

SekerPembe dedi ki...

Yillar evvel lisedeyken Michael Jackson konserinde gorduydum ilk kez tepemin uzerinde havai fisekleri. Eh dogrusu o konsere dek ben birkac donemec gecmistim babamlarla. Birincisi, hic unutmam, Jethro Tull konseriydi.

Neyse Michael Jackson`in cikisi ayri heyecanli konseri bitisi ayri heyecanliydi. Bitiste koca Inonu Stadyumunun uzerinde havai fisekler patlatmisti da oyle mutlu olmustum ki kendi kendime. Ondan beri nerede rastlasam durup izlemek mutlu eder beni. Sanki bir masal dunyasina gitmissin de orada gok bile farkli gibi.

Jethro Tull ayri bir comment konusu:)

SekerPembe dedi ki...

Bu arada Chris De Burgh koydunuz ya su sayfalara, bitirdiniz beni yine. 1991`de gelmisti Istanbul`a yanilmiyorsam. Tam da annemin tum alt takimlarinin alindigi ameliyatin aksaminda vermisti konseri de gece Zeynep Kamil Hastanesinde dogum yapan hatunlarin avazlarini dinleyip, anneme refakat etmeye cabalarken bos bir oda bulup hungurdemistim konsere gidemedim diye. Ukte ukte ukte...

ekmekcikiz dedi ki...

Aa, bak kim gelmiş?
Üzülme Şekerciğim, bak sana şurda bir konser kaydı dinletiverdim, işte.:)

Sanırım, şu havai fişekler herkesi etkileyen görüntüler sunuyor.
Bana hep neşe dolu mucizelermiş onlar, gibi geliyor.

Sndrfknella dedi ki...

Sen yorum bırakmışsın yaklaşık 15-20 dk. sonra da ben yeni yazıyı yayınlamışım. Uzun uzun yazdım hem de :))))

Bu arada ne güzel geziyorsun, imreniyorum gerçekten de :)))) Bütün yaz ve hatta hatta kış boyunca da aktiviten hiç eksik olmaz umarım ;) Sen de aynen benim gibi kinetik saat modeli hareket ettikçe enerji kazanıyorsun okuduklarımdan anladığım kadarıyla. Güzel valla, çok güzel :)))

Öptüm çok,

Sevgiler :)))

ekmekcikiz dedi ki...

Tam onikiden bir tahmin ve tanımlama bu! Teşekkürler Sndrnellacım.:)

Çok doğru, hareket ettikce varlığımı hissediyor ve canlanıyorum. Durunca ise, katılıp kalıp mutsuz oluyorum.

Ben de şimdi yazımı bitirdim, gidip seninkini okuyayım.
=))

mit dedi ki...

Ekmekcikiz,
E.'cik icin iyi gelir umuduyla, bir zamanlar duyduğum ama için kaldirir mi bilemeyecegim bir öneri (sigil icin):
kulak kiri!!
Bir de en önemlisi ikna etmek.

ekmekcikiz dedi ki...

Mit,
Son söylediğin daha öncelikli olarak geçerli galiba.
Bir süredir kızıma ayağının bebkliğindeki gibi olduğunu-olacağını hayal etmesini söylüyorum.
Belki, bu işe yarar. Umarım!