Salı, Temmuz 24, 2007

"ZAVALLI KÜÇÜK ZENGİN KIZ" ile AUDREY TATOO

Bir süredir film yazmadım diye, sanmayın ki sinemaya gitmiyorum.
Öyle yaz sıcağı filan, hem de şimdinin klimalı salonları sözkonusu olunca, sinema keyfimi engelleyemez.
Gerçi, bu ara "filmlerden film beğen ey seyirci" durumu pek yok.

Şu aralar bol bol gösterilen, o kol bacak kopması, kan banyosu korkusu, nefes nefese aksiyon iddiası filmlerinden ise hiç hazzetmem.
Şu ara, bol bol onlardan var; can sıkıcı.

Bu sene Sinema Yazarları Derneği'nin seçtikleri para yokluğundan oynayacak sinema bulamamış. Yazık oldu.
Oysa, her sene bir kaç kaçırılmış filmi bu seçkide seyredebiliyordum.
Neyse, yine de her hafta sinemada görülebilecek bir film oluyor.
Perşembe günleri, ertesi gün başlayacak filmler arasından daha önceki haftalarda fragmanlarını gördüğümüz filmlerden birine karar verip, Cuma akşamüstü koştur koştur o filme gider olduk, E. ile.

E. arkadaşımın sinema tiyatro gezmelerimi anlattığımda hep sözü geçer ya, bugünlerde E. benim lafı edilen her konuda bir şey anlatıyor oluşuma takmış durumda.
"Nasıl oluyor da herşeyi bilip, bilmediğin şeylerle de bağlantı kurup çıkarsama yapıyorsun?" diye takaza ediyor.
Diyorum ki, okuyorum, şekerim; merak ediyorum, dürtüyor birşey bulup okuyorum.
E. azmetmiş, son günlerde özellikle sinema ve kitap konusunda internet kurdu olmuş çıkmış. Okumuş okumuş, şimdi o bize anlatmaya başladı.



Zavallı Küçük Zengin Kız Edie

Son haftalarda gittiğimiz filmlerin saha araştırması sevgili arkadaşım tarafından yapıldı.
Böylece "Edie"deki (Factory Girl) oyuncuların kimlikleri, oyunlarının nasıl beğenilip de filmin genelde pek beğenilmediği, kısmen hayatları anlatılan Edie Sedgwick’in ve Andy Warhol'un gerçek hayatlarını filan hep ondan öğrendim.
Filmin sonunda, iyi oyuncularla, ikon kişilerin hayatı nasıl kötü anlatılır konusunda bir deney yaşamış olduk.


Zengin Avcısı Audrey Tatoo

Bir önceki hafta ise, "Zengin Avcısı"na gitmiştik, seyrettiğimiz fragmanı eğlenceli bulduğumuz için ve de Audrey Tatoo var diye. Doğrusu hayal kırıklığına uğramadık, Fransız tarzı bir romantik komedi seyrettik ki, romantik filmin bu çeşidi için başarılı bir filmdi.
Üstelik bir de filmin erkek oyuncusu Gad Elmaleh'i keşfetmiş olduk ki, bu da bir başka kazanç.

NOT: Bu yazı E. için, dostluğuna ithaf olunur.

6 yorum:

endiseliperi dedi ki...

merhaba ekmekçikız,
ben iki filmi de beğenmedim doğrusu. audrey tatoo için izlediğimiz filmi tam bir fiyasko olarak değerlendirdik. bora benim seçtiğim filmleri beğenmez, dalga geçer. vizyon filmlerini kaçırmamaya çalışıyorum ya, onların da pek azı iyi. bu film ile benim ıvır zıvır film kategorimin yerlerde süründüğü ortaya çıktı. bora iyice dalga geçti. audrey'nin elbiselerine bayıldım bir de gad elmaleh'in gözlerine.

sevgiler, bayan E.ye selamlar.

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,

Ben Edie filminden daha çok hayal kırıklığı duydum; çünkü ondan beklentim daha büyüktü.

Audrey Tatoo'nun filmine giderken fazla beklentimiz yoktu, galiba o nedenle daha çok eğlendik. Evet, elbiseler çok şıktı ve incecik Audrey'e çok yakışmıştı.

Diğer taraftan, kötü diye tanımlayabileceğim Edie sayesinde, pek çok yeni bilgi edindik. Pop-art akımı, o dönemin insanları vs. vs.

Hem, Bora bey dalga geçerek acımasız davranmış, bence. Ivır zıvır film kategorisi için "Zengin Avcısı" iyi bir seçimdi, çünkü. Belki biraz kadınsı filan mı buldu, acaba? :)

endiseliperi dedi ki...

bora için zaman çok kıymetlidir. birbuçuk saatimi böyle bir filme harcanmama inanamaz. izlemedi filmi. bora, rus filmlerini sever, soğuk kuzey avrupa filmlerini. tutar, gecenin bir yarısı yaban çileklerini 48. kez gene izler. ingmar bergman'ı sever, tarkovski'ye bayılır. anglo sakson edebiyat uyarlamalarını sever. onun için sinema ciddi iştir. ve bu ciddi filmler onu çok eğlendirir.

beni de biliyorsunuz, ingmar bergman'ı çok severim ama isterim ki, "audrey'nin elbislerindeki kalın urgan askılar ne hoş duruyor, değil mi?" diyebileyim. yazık bana yahu.

sevgiler

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,
Evet, "yazık sana yahu"!

Bora Bey'in zevki ve ilgisi en özelinden. Ben de, aynen senin gibi düşünüyorum, Bora bey kadar saf sanat odaklı olamıyorum.

Sinema hayat gibi, bence. Zaman zaman çok ciddi, zaman zaman eğlenceli, hafif. Gün gelir ağlamaktan gözün şişer, gün gelir sulu bir saçmalıkla mutlu olursun. Bazen olamayacak bir hayalle oyalanırsın.

Neyse, canın hsfif film seyretmek ve bunu paylaşmak istediğinde ben burdayım.:))

TalismanDiyette dedi ki...

Ben iki filmi de seyretmedim, senin yazını okuyunca da hepten ilgim söndü. Off kış gelsin güzel film seyredelim artık.. Nedir bu kuraklık..

ekmekcikiz dedi ki...

Haklısın Talisman; bu yaz filmlerde de hepten kuraklık var. Hem hava serinlesin, hem iyi filmler gelsin.:)