Cumartesi, Eylül 29, 2007

DOKTOR SİZSİNİZ


Arzulardan kaçış yoktur. Çocukluğunuzdan başlayarak, endişe duyarız ve "keşke daha büyük olsaydım", "inşallah sınavdan kötü not almam" gibi şeyler düşünür dururuz. Daha iyi bir hayat arzusu hepimizin içinde vardır. Çoğunlukla sıkıntıya ve kaybetmeye yol açşa da aynı arzu kazandığımız başarıların ardındaki itici güçtür. Elbette haytta kimse tek başına başarılı olamaz. Herkes bir an geldiğinde bilgece tavsiyeden, tatlı bir sözden, hatta kırıcı eleştiriden bile yararlanır. Zor zamanlarımızda başkalarının sözcükleri ile nasıl rahata erdiğinizi hatırlayın. Eğer birisine destek olmanız gerekse hangi mesleğe sahip olmak isterdiniz?

1. Kendi muayenehanesi olan bir psikoterapistsiniz. Terapilerinizi nasıl bir odada yaparsınız?
Odayı detaylı olarak tanımlayın.

2. Günün ilk hastası geldi. sizinle nasıl bir sorun üzerinde konuşmak istiyor ve siz ona nasıl yardımcı olursunuz?

3. Hastanızın karşısında oturuyorsunuz ve ona profesyonel tavsiyelerde bulunuyorsunuz.
Hastanızdan nasıl bir tepki alırsınız?

4. Çalışma saatleri sona erdi ve siz masanızda kağıt işlemlerini tamamlarken odanıza birisi dalıyor. Çalışma saatlerinden sonra ofisinize gelen bu kişi kimdir?
Tanıdık birisinin ismini veriniz.

Resim: Vincent van Gogh - The Bedroom
Amsterdam - Van Gogh Müzesi

8 yorum:

ekmekcikiz dedi ki...

Söz verdiğim gibi, ilk taşı ben atıp, yorumumu yazıyorum.

1.Terapilerimi yapacağım oda, aydınlık ama ışığıyla göz kamaştırmayan, ferahlık hissi vermesi için yeterince büyük, rahat oturulan koltukları olan, sade ve işlevsel döşenmiş bir oda olmalı.

2.Günün ilk hastası, erken saatte geldiğine göre, çalışan birisi olmalı. Büyük ihtimalle iş hayatı ile ilgili sorunları vardır. Onunla ilgili danışıp, işine gitmek isteyecektir.

3.Hasta bana geldiğine göre, zaten sorununu çözmeye kararlıdır da, yol-yöntem öğrenmek istiyordur. Bu durumda beni dikkatlice dinleyecektir, sorular soracaktır, ilgili olacaktır.

4.Çalışma saatlerim sona erdikten sonra ofisime çat kapı gelen kişi benimle teklifsiz biri olmalıdır. O halde, çocuklarım -biri veya ikisi birden- olabilir.

sule dedi ki...

Sevgili ekmekcikiz, geçen sefer de cok hosuma gitmisti ama yanitlarim seninkiyle ayniydi, o yuzden yazma geregi duymamistim. Bu sefer farkliliklar var, yazayim o zaman:
1. Rahat ve genis koltuklari olan, ferah bir oda. Kocaman pencereleri var, bu yuzden icerisi aydinlik, perdeler yanlarda cunku cok guzel bir ada manzarasina karsi benim ofisim
2. hayatla ilgili genel problemleri var. bir isi, ailesi falan varsa da aslinda yasamak istedigim hayat bu muydu diye sorgulayan biri.
3.sakin bir sekilde dinliyor, arada "peki ama" seklinde mudahalelerde bulunuyor.
4.aksam yemege cikmak uzere sozlestigim dostlarimdan biri.

Yanitlari merak icinde bekliyorum :)

gülçin dedi ki...

hmmm bakalım benimkiler nasıl:

1. odam aydınlık, geniş pencereleri var, neredeyse yerden tavana kadar cam, pencereler önünde zarif perdeler var ama gene de aydınlık. pencereden deniz görünüyor. çok yakın değil ama, boğaz. gelip geçen telli duvaklı vapurları, martıları görebiliyorsun. bazen gece kalıp dolunayı da seyrederim ben burada şarabımı yudumlayarak.
2.ilk hastam, sürekli danışmanlığını yaptığım biri. alem kız. hayatla ilgili paylaşmak istediği şeyler var. bazen sevgilisini, bazen işini, bazen ailesini anlatır.
3.benim önerilerimi dinlerken bazen önce dudak büker, ama sonra anlar ne demek istediğimi. genelde ses çıkarmaz ama ben yüzünden anlarım onun kafasından neler geçiyor. sonra teşekkür eder, gülümser, derin bir nefes alır ve "eh hadi savaş meydanına" deyip çıkar.
4. içeriye dalan benim sekreter. telefonda brad pitt varmış, eli ayağına dolaşmış, "ne diyeyim" diye sormak için dalıvermiş :)malum, ajanda dolu.

kecilerin cobani dedi ki...

ekmekcikizciim, dun gittim, iki kokoloji kitabini da aldim.
cok hosuma gitmisti. hakikaten birileriyle yapilirsa cok eglenceli.
tesekkuru borc bilirim.

SekerPembe dedi ki...

Ben de oyuna katilabilir miyim:)))

1) Terapilerimi son derece aydinlik bir odada yaptigimi hayal ediyorum. Bir masanin arkasinda oturmaktansa, hastam ile karsilikli oturuyorum. Odamda genis, buyuk bir kutuphanem var. Kutuphanem mesleki kitaplarla dolu. Odamin bir kosesinde bir benjamin cicegi var kocaman saksisi icinde. Masamin onunde son derece rahat, acik tonlarda tekli iki adet koltuk var. Birinde ben oturuyorum, digerinde hastam. Bir de vazo icinde taze cicekler. En onemli detay, odamin cok gunesli, aydinlik olmasi ve esyalarin da acik tonlarda ve bunlarla uyumlu daha koyu tonlarda mobilyalar olmasi.

2) Hastamin sorunu, kendisine teklif edilen birsey var. Kotu birsey degil, hatta cok da hos birsey ama hastam bunu hem yapmak istiyor hem de yaparsa bircok kisiyi uzeceginden cok endiseleniyor. Bense onu dinliyor ve birilerini uzmesinin mi yoksa o seyi yaptiginda yasyacagi anin mi daha agir basacagini bulmasini sagliyorum.

3)Hastam beni dinliyor, ancak verdigim profesyonel tavsiyeleri acmak icin bana karsi sorular soruyor ve mevzuyu derince incelememe vesile oluyor.

4) Buro sekreterimizdir. Bana cikacagini soyleyecek ve yarin icin bir notum olup olmadigini soracaktir. Sonra da iyi aksamlar diyip cikar.

pelin dedi ki...

1) genisce bir oda. yerler hali kapli, duvarlar acik ama yumusak tonda boyali. kapidan girince karsida benim calisma masam ve kitapligim var. masamin caprazinda uzun buyuk bir koltuk ve onu karsisinda tek kisilik bir koltuk var. iki koltugun arasinda koyu ahsap renkte bir sehba duruyor, dikdortgen seklinde. uzun koltuk uc kisilik, acik renkli, buyuk minderleri var, cok yumusak degil icine gomulmuyor oturan, ama konforlu. uzerinde koyu kirmizi biriki yastik var. bu koltuk duvar kenarina konmus ve kapiyi gormuyor. koltuklarin oldugu yer aydinlik ama direk gunes isigi almiyor. hasta koltugunun yanida bir sehpa, uzerinde de bir abajur var. odada yer yer ahsap, metal ve camdan objeler var ama cok kalabalik degil.

2. iliskisi uzerine konusmak istiyor. iliskisinde yasadigi sorunlara cozum ariyor. ben O'na kendimden ornekler veriyorum ve olaylara baska acilardan bakabilmesi icin fikirler sunuyorum.

3. kimi zaman gozleri doluyor, basini salliyor, bazen guluyoruz beraber. bazen onerdiklerim ona imkansiz gorunuyor, kimi zaman umutsuzluga kapiliyor, ama onerilerim uzerinde dusunup deneyecegini soyluyor.

4. is arkadaslarimdan biri. isten sonra yemege gitmeye karar vermisiz. hazir miyim diye bakiyor.

elektra dedi ki...

az daha kaçırıyor muşum:)
haftasonu ben blog mlog bakamıyorum malumun ekmekçikız. sanırım, son anda yakaladım. şimdi püre haldeyim ama, kışkırttı yine sorular. bakalım;

1) terapist odası dediğin sade olur. çok aydınlık da olmaz. soft bir aydınlık derine dalmak için gereklidir. nedense aklıma iskandinav mobilyaları ile sade döşenmiş bir oda geldi. bir tek benim oturduğum masa ve koltuk gösterişli olabilir. hastanın ne yaptığını,orada ne için bulunduğunu, benim onun doktoru olduğumu unutmaması için . böyle olmalı diye düşündüm. arkamda bir kütüphane olmalı. kitaplar dağınık duruyor. ve olmazsa olmazından kocaman bir duvar saati.

2) sabahın köründe geldiğine göre, tüm gece, korkularını düşünüp kendini korkutmuş olan bir hastam. bana sığınmaya, insana ihtiyacı var. sanırım onunla sabah kahvemin sıcaklığını paylaşarak onu hayata davet etmek, gün doğdu, korkma deyip sakinleştirmek olur ilk yapacağım şey. terapiye sonra başlarız. önce yeni günün keyfini bir tadalım.


3)hastam profesyonel tavsiyelerimi değil de, kahvemi sevmiş gibi duruyor:) mutlu. sakinleşmiş. omuzları geldiği ana göre daha dik.


4)hakan gelir beni eve götürmek için. çok işlevsel bir insandır kendisi.:)

hadi bakalım. ilkinden sonra tedirginliğimi attım, daha bir cesur yazdım bu yanıtları:)

Fatma dedi ki...

Merhaba Ekmekçikız, ben yorumları okumadan yazıyorum bu yorumu ki etkilenmeden, kendi yanıtlarimi bulayim. Sorularin bazilarina yanitlarim net oldu ama bazilarini tam açıklıkla yanitlayamadim. Biraz daha düşüneceğim ve bir kağıda yazacağım yanıtları:)) Merakla bekliyorum, bakalım ne çıkacak bu sefer. Teşekkür ederim bana ziyaretin ve güzel yorumun için.
Sevgiyle,
Fatma.