Salı, Eylül 18, 2007

YEMEK YAPMANIN KARŞI KONULMAZ ZEVKİ

Yemek yerken aldığınız lezzet, aklınıza benzer tatları yaratmak için fikirler düşürüyor mu?
Yemek yapmayı görev, yemek yemeği karın doyurma olarak değil, eğlenceli, zevkli olarak mı tanımlıyor sunuz?
Yaptığınız yemeği sevdiğiniz insanlar mutlaka tatsın mı istiyor sunuz?
Yemek dergilerine bakmayı, TV deki yemek programları izlemeyi keyifle mi yapıyor sunuz?

Eh! O zaman şimdilerde oynayan iki film tam size göre.
Filmlerin kendi hoşluklarının yanısıra, "yemek" işinden zevk alanların başka tatlar alarak da seyredecekleri filmler, bunlar.


AŞK TARİFİ/NO RESERVATIONS
RATATUY/RATATOUILLE


Scott Hicks’in yönettiği filmin konusu için burayı tıklayabilirsiniz.
Bu filmdeki oyuncu beğeni sıralamam küçük oyuncu Abigail Breslin'den başlıyor. Sonra yeni yakışıklı Aaron Eckhart'ı, daha sonra da Catherine Zeta-Jones’u sayacağım.

Beyazperde.com'

da Ayşegül Kesirli şöyle demiş:

Romantik komedi filmleri bize bugün, burada yaşadığımız sıradan hayata alternatif oluşturacak çok daha keyifli, hayallerimizdekine benzer bir hayat sunuyorlar. Bize vaad ettikleri güzel sürpriz dolu, kötü haberlerin ve para sıkıntısının olmadığı, hayatı kontrol etmenin çok daha kolay olduğu, kadınla erkeğin her zaman birbirlerine kavuştuğu bu alternatif dünyaya iki saatlik bir gezi düzenlemek hoşumuza gidiyor işte. Bu noktadan sonra filmin ister sonunu ister ortasını bilelim, ister o filmi bin kez izlemiş olalım kimin umurunda? Bu tür filmlerden esas beklentimiz bizi gündelik yaşamımızdan olabildiğince uzağa taşıyıp, bir hayal aleminin içine hapsetmeleri değil mi?

İşte, tam böyle bir film Aşk Tarifi.



Ratatuy'da ise, yukardaki romantik komedi filmi tanımına ek olarak animasyon olması başka bir özellik. Pixar Stüdyolarının Disney'e satılmasından sonra çekilmiş olan bu film önceki Pixar filmlerini, bence aratmıyor. Yine de filmde Aaron Eckhart benzeri bir yakışıklı bulunması fena da olmazdı, doğrusu.

Tuhaf şekilde, filmi seyrederken, bir mutfakta görmek isteyeceğiniz son canlı olan "fare"nin son derecede doğal şekilde bir mutfağın yaratıcı şefi olabileceğine inanıveriyorsunuz. Bu fare, yemek programları izliyor, yemek kitabı okuyor, müthiş gelişmiş bir tat ve koku duygusu var.

Her iki filmde de olağanüstü bir düzenle işleyen profesyonel mutfakların arka planda oluşturduğu dinamizmin önünde, insan ilişkileri, kıskançlıklar, hırslar, korkular ve aşklar anlatılmakta.
Bu arada, yemek meraklısı izleyici olarak, birkaç yemek tarifi ilhamı da aldıysanız, daha ne istersiniz?

4 yorum:

sule dedi ki...

Ratatuyda en çok ne hoşuma gitti biliyor musun? Farenin farklı tadların birleşiminin de çok müthiş lezzetler doğurabileceğini anlattığı sahne. İnsanın hemen mutfağa giresi ve bir sürü değişik malzemeyle yeni yemekler deneyesi geliyor di mi? Ya da ben pis bir oburum :)

elektra dedi ki...

dün bütün gün oğlanın ilk okul günü nedeniyle onun okulunun civarındaydım. böyle bir alışkanlığımız var manasız:) profilo alışveriş merkezinin sinemasında ratatouille vardı, gireyim dedim, çocuksuz oturursam çizgi filme garip kaçar dedim. keşke girseymişim:)

ekmekcikiz dedi ki...

Şulecim,
Hiç sanmıyorum obur olduğunu.:)
Bence, insanlar ikiye ayrılıyor, yemekleri klasik tarifleriyle, her zaman garantili tatlarıyla yapanlar ve her defasında başka bir karışım deneyenler.
Ben, ikincilerdenim. Bazen ilham geliyor sonuç şahane oluyor, bazen ise hayalimdeki sonuç hayalimde kalmış oluyor.
Olsun, yemek yapma zevki için, zaman zaman hayal kırıklığına da değer.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,
Bence, Ratatuy'un sadece çocuklar için bir film olarak tanıtılması hatalı. Zaten Pixar!ın tün filmleri basbayağı konusu, olay örgüsü olan filmler. Bu film ise, küçük çocuklar için yer yer dikkat toplaması zor bile olabilir, diyeyim.
Haftasonu gidin bari, oğulcuğunla.:)