Cumartesi, Eylül 15, 2007

YÜRÜMEK

Yürümeyi severim.
Beş-altı sene önce çocuklar daha küçükken, onları evde yanlız bırakıp dışarı çıkma imkanım yokken, ençok tek başıma yaptığım uzun yürüyüşleri özlediğimi farketmiştim.

Sonra sonra, özellikle haftasonları sabah erkenden çocuklar ve babaları henüz uyuyorken çıkıp, tek başıma uzun iki-üç saatlik yürüyüşler yapmaya başladım. Öyle ki, bir dönem yürüyüş süresini abartıp, üstüne haftasonu koşuşturması da eklenince, belim tutulmaya başladı.
Bu durum tekrarlamasın diye, herseferinde birbuçuk saati aşmayacak yürüyüşleri tercih etmem gerekti.

Geçen kış, haftasonları illaki taze ekmek yapmaya sardırınca, bir de bu ekmekleri yedirmek için eş, dost davet edince yürüyüş programlarım sekteye uğradı. Fırsat buldukça yine yürüdüm, ancak ondan önceki iki sene kadar düzenli ve sürekli olmadı.

Yürümeyi severim, dedim ya, sadece o kadar değil.
Yürümek bana çok iyi gelir.
Yürüyümeye başladığım sırada aklımda olan, çözemediğim ne kadar mesele varsa, yürürken onların baskısından uzaklaşırım. Sonunda bir bakarım ki, o içinden çıkılmaz konu buharlaşmış, gitmiş.

Bazen, ruhum çok sıkılmış veya yorulmuş olduğunda yürümeye başlayacak enerjiyi bulmakta zorlanırım.
O ilk adımı atmayı başarınca, arkası gelir. Yürüyüşün sonunda adımların harcadığı enerjiyi ruhum kazanmış gibi olur.

Üstelik sadece ruhum değil, bedenim de yenilenir. Sabah yürüyüş yapmışsam, garip bir şekilde günü daha dinamik şekilde geçiririm, yorulmak bilmem.

Hep aynı yerde yürümeyi sevmem. Olabildiğince, değişik rotalar uydururum. Kırk dakika yürümek için bir güzergahım varsa, birbuçuk saat yürümek için başkasını tercih ederim. Bazen alır başımı giderim, yolu öyle uzatırım ki, sonunda taksi ile geri dönmem gerekir.

En çok sevdiğim yürüyüşler, daha önce görmediğim şehirlerde uzun ve keyifli keşiflerde veya sabah serinliğinde deniz kıyısında kumların üzerinde yaptıklarımdır.

Yürürken hep tek başıma olmam gerekmiyor. Çocuklarımla, arkadaşlarımla konuşarak yürümekten de çok zevk alırım. Eğer yanlız yürüyorsam, sadece yürürüm; müzik dinleyerek yürümeyi tercih etmem.
Hele, kafamın içinde tilkiler kıvrım kıvrım dolanıyorsa, en iyisi, içimden sayı saymaktır. Bir arkadaşım, "koyun sayar gibi mi, yani?" demişti. Evet, aynen öyle.
O vakit, tüm dikkatim adımlarımda ve içimden saydığım sayıda olur ve tilkiler sakinleşip, uykuya dalar.

Uzun zaman sonra, bu sabah yürüdüm. Tatildekileri saymıyorum, bu sene pek parlak bir performans gösteremedim, çünkü.
Hadi, siz de yürüyün. Daha sakin, daha canlı, daha mutlu olacaksınız.

***********************************

O zamanlar walkman dinlerdik ya, yirmibir sene önceki yaz, en çok Leonard Cohen'in sesini duyardım kulaklıklarımda.
İşte şu şarkı ve diğerleri...




Leonard Cohen
Take This Waltz

11 yorum:

sule dedi ki...

Ne güzel yazmışsın, yürüyesim geldi :)
Ben de Ozan öncesi çok yürürdüm, sonra Ozan doğdu ve malum her şey değişti. Bir de onun çocuk arabasında oturmayı sevdiği 6 ay-1.5 yaş arası uzun yürüyüşler yapardık her sabah oğlumla...
Daha dün bir arkadaşıma "ben yürümeyi özledim" demişken bu sabah senin bu yazını okudum. Gülümsedim. Evet, evet ben de yürümeliyim artık. En azından oğlumun babasında olduğu iki sabah bunu yapabilirim sanırım.
Şarkı çok güzel bu arada, sağol.

elektra dedi ki...

yürürken hiç bir şey dinlememek, ya da şöyle diyelim, sadece kendimi dinlemek, benim de en sevdiğim şey. şu sayma işini ise, bazen farkında olmadan abartarak yapıyorum. kendimle ilgili keşfettiğim şeylerden biri bu. kaçmak istediğim bir şeyler varsa kafamda, çıktığım basamakları, bastığım kaldırım taşlarını, yanımdan geçen arabaları sayıyorum. ama yürümek çok güzel...
sevgiler...

endiseliperi dedi ki...

ben saydığımı bile farketmeden sayıyorum. bi kendime geliyorum ki 5256 filan diyorum. çok fena:))

ekmekcikiz dedi ki...

Şulecim,
Şarkıyı beğenmene sevindim.
Şarkıyı eklerken, Leonard Cohen'in gençlik videolarını ve yenilerini de gördüm. Sesi, ilginç şekilde değişmiş, kalınlaşıp, çatallanmış. Yine de güzel şarkılar söylüyor, beğendiğine sevindim.
Yürüyüşe gelince, hararetle tavsiye ederim.
:))

ekmekcikiz dedi ki...

Elektacığım,
Demek, aklın (veya ruhu) rahatlatmanın yolu aynı: Sayı sayacaksın.
Ya alim olursun, ya adam olursun!
(Bu özdeyişi ben uydurdum.)
:))

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,
Bana "ne yani koyun sayar gibi mi?" diyen arkadaşım, bu içinden sayma faaliyetine çok şaşırmıştı.
Bense kendimi bileli beri yaptığım için, hiç yadırgamıyorum.:)

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

ne güzel yürümeyi seviyorsun, bense yürümekten cok sıkılıyorum. müzik dinlemek de kesmiyor pek. egzersiz yapmaktan da sıkılıyorum, hem yürüyüp hem bir seyler okuyabilsem çözülecek sanırım sorunum :) sesli kitap dinlesem sıkılmam belki de?

ekmekcikiz dedi ki...

Neocuğum,
Senin mahallende oturuyor olsaydım, deniz kenarında gidip gelmekten kaldırımları eskitmiştim, herhalde.:)

Yürürken edebiyat dinleme arzun için, şiir kasetleri filan var, ama hikaye,roman faslını bilemeyeceğim. Belki, önce kaydedip, sonra dinleyerek yürüyebilirsin.
Bak sana yürüyüş sevdirmek için ne zihnisinir proceler yapıyorum, di mi?

ozgurdal dedi ki...

şarkı çok güzel

elektra dedi ki...

günaydıııın:)

ekmekcikiz dedi ki...

Özgürdal hoşgeldiniz.
Bu şarkıyı beğendiyseniz, diğer klasik şarkılarını da dinlemenizi öneririm.