Salı, Ekim 02, 2007

BANA HAFIZAMIN BİR OYUNU MU BU?

Eskiden zehir gibiydim.
İsimleri, tarihleri, olayları, anlatılanları tüm ayrıntısıyla tek tek hatırlardım.

Gel zaman git zaman, bana birşeyler oldu.
Pek çok ayrıntı zihnimin kuytularına saklanmaya, pek çoğu da hiçbir kıvrımında iz bırakmadan geçip gitmeye başladı.

Şöyle düşündüm: Kindar değilim, unutmayı tercih ediyorum ve unutuyorum da.
Kötü anıları, tatsız konuşmaları, bana acı veren insanları unutuyorum.
Ancak, bu arada yaşın yanında kuru da yanıyor ve unutmam gerekmeyenleri de unutuyorum.

Şimdilerde, mesela sinema ile ilgili olarak arkadaşım E. ile konuşuyorsam iş kolay.
Gördüğümüz başka filmleri referans göstererek, bahsettiğimiz ismi hatırlanmayan kişi veya film üzerinde bir anlayış oluşturuyoruz.
Eğer, başka birine meramımı anlatmaya çalışıyorsam veya konu ortak referans noktalarımızın olmadığı bir alanda ilerliyorsa, vay geldi başıma. Elimin altında internet varsa, yine hoplaya zıplaya birşeyler buluyorum. O da yoksa, oturup hatırlamayı, ilham gelmesini bekliyorum duruyorum.

Bugün yine kısa dönemli hafızamın zayıflığı nedeniyle bir hatırlayamama hatta, daha da ilerisi anlayamama olayı yarattım.

Açıkhava'da Bryan Ferry dinlediğimiz arkadaşlarımdan Ş. gruba mail atmış. Bana hitaben, "Blogda yeni bir durum var mı? Ben ne zaman rastlıcam ŞK ye... Bunun için sansasyonel birşey mi yapmam lazim illa ki?" demiş.
Allah Allah, bu ŞK da ne ola ki, diye uzun süre kafa patlatıp durudum. Hayır, hiç bir iz yok, sonuç yok, ne olduğunu anlayamadım.
Cevap yazarken dayanamayıp sordum; "Senin şu ŞK ile neyi dediğini anlamamış olmam benim tamamen bunadığımı mı gösteriyor?"

Ben mesajı gönderdikten sonra E. telefon etti. Oğullarının yeni başladığı kursun servisini, kocasının "acaba bu adam güvenilir mi" kuşkusuyla takip edişi üzerine sarmaya başladığımız makaranın devamını yaptık, bir süre.
O arada, "canım ŞK da bizim Ş. işte, ne zaman blogunda kendisinden bahsedeceğini sormuş sana" deyiverdi.
Amanın! Kaynar sular kafamdan aşağı boşandı.
Ne kadar anlayışsız ve dikkatsizim diye kendime kızdım. Ama, iş işten geçmiş ve ben o mesajı göndermiştim bile.
Telefonu kapattığımda Ş. den gelen mesaj düştü posta kutuma:
"ŞK : Blog kahramanlarının ismi gibi yani:)) Ben de blog kahramanı olmak istiyorum..."

Yani, ne diyeyim Ş.ciğim?

Yazdım işte! Kabul olunur mu, bilemiyorum? Yine de senden anlayışsızlığım için özür diliyorum, Sevgili Blog Kahramanım, benim!




The Chiffons - One Fine Day

14 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok değerli blog sakinleri, sevgili arkadaşlarım E, D, P ve hepimizi blog ile tanıştıran Ekmekçi kız..,
Farkındaysanız burada ŞK olarak varolabilmek için oldukça büyük bir çaba sarfettim. Şaka bir yana sevgili arkadaşım S, her zamanki inceliği ve tatlı diliyle beni de sizlere tanıştırmak için güzel bir yol bulmuş. Ve sonunda ben de buradayım. Ancak muhabbette yeniyim, sürç-i lisan eylersem şimdiden affola.
Sevgiler... ŞK

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili ŞK,
Seni brada görmek ne güzel.:)
Buyrun efendim, her zaman bekleriz.

Şarkıyı beğendiniz mi, acaba?
:))

elektra dedi ki...

ben bir ekmekçikız blog sakiniyimdir şk, affettim gitti:) ayrıca biz ne lisanlar sürçüyoruz bir bilsen:) sen parmaklarını korkak alıştırma yeter. açılıyor insan:)
ekmekçikız, azimliyim. haftaya bir kez daha taarruz edebilirim kahveee kahveee diyerek:)

sevgiler...

ekmekcikiz dedi ki...

Elekra,
Bekliyorum, bir gün başaracağız!Sevgiler benden...
:))

ekmekcikiz dedi ki...

Hah, işte buyrun.
Kırk yıllık Elektra'yı Elekra yapmışım.:(
Pardon!

Adsız dedi ki...

Memnun oldum Elektra... Evet artık ben de buralardayım... Cevaplarınızı görünce çok heyecanlandım aslında...
Sevgili S, şarkıyı yeni farkettim... Eee ne de olsa daha acemeyim... Şimdi hemen dinliyorum, bütün ofisle beraber..:)) Bu arada bugün çok çok önemli bir sunumum var, lütfen bana dua edin... 15.00 den 17.00 ye kadar insanları ikna edebilirsem kahveler benden:))

kecilerin cobani dedi ki...

ekmekcikiz,
ehehee de.. kendine yuklenme o kadar. canim sen de.. hatirlatirim, daha gecenlerde senin blogun var mi diye sordugumda daha once girmis oldugum bir blogunun oldugu aklimdan ucmustu. gerci simdi kendimle karsilastirarak sana da cok haksizlik ettim.
ekmekcikiz ve elektla, dun house izledim. imambayildi gibi oldum. ozellikle 6 yasindaki kizin kolunun ve bacaginin kesilme durumu ortaya ciktiginda televizyonu kapattim sonra kitaba dondum iki dakika sonra tekrar televizyonu actim.
Hosgeldin ŞK. (beni de sakinlerden biri addederseniz eger)

kecilerin cobani dedi ki...

şubidubap şubidubap... ekmekcikiz, bryan ferry acikhavada bob dylan yorumladi mi. evetse nasildi sence

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Çoban,
Şu unutma konusunda az kişi benimle yarışır da, neyse ki bizim sanal olmayan kızlar grubu bu konuda desteklerini hiç eksik etmez. Biz her zaman, her şeyi, bi güzel unuturuz. İşte o kadar!:))

Bakınız güzel kardeşim, biz sizinle kulüp arkadaşıyız da, ben şu digiturk'ü eve bağlatmama konusunda katır gibi inatçı olduğunmdan, bazı dizileri duyuyorum, ama, pas geçiyorum.
House da bunlardan biri. Ben E.R cı gruptanım.:)

Ayrıca rica ederim, tabii ki buranın sakinlerindensiniz, yani.:)

Son olarak, evet Bryan Ferry Açıkhava'da Bob Dylan da söyledi. Ama, ilk başta ve bir-iki tane. Güzeldi, ben sevdim doğrusu; orjinaline göre daha yumuşak ve melodikti, hoşuma gitti.
Link verdiğim yazıya o şarkılardan birinin videosunu koymuştum.

elektra dedi ki...

şk, bence o iş 16'da biter. ekmekçikız, bak kahve diyor ş.:)

çoban, house'da kötü şeyler çok nadir olur. o benim anti-kahramanım. kaptırmaz hastasını. korkmadan izle.
ekmekçikız, sırf bir kaç kanalı için digitürk'e evet. gel inat yapma.

şimdi gideyim ilim irfan yayayım ben müsaadenizle.
herkese sevgiler...

kecilerin cobani dedi ki...

ekmekciiimkizciim,
askolsun, kirmizisi yesili turkuazi falan da cikti dekoderlerin. ama bak biz naaptik. uydu baglatmistik pis kanallara nalet olsun dedik. sonra bi digiturk karti aldik bu mustesna kanallari da izlemeye basladik.
izninle, elektrrrraaacim, kaptirdi hastasini o yeniyetme sarisacli oglana. galiba polise o satmadi da baska biyerden hatirladigim baska bi arkadas satti. house'a kalsa kizin kol ve bacak gidiyodu. oldum oldum dirildim.
son olarak ekmekcikiz, bob dylan'in en iyi sarkilari zaten kendisinin yorumlamadigi sarkilari oldugu konusunda mutereddid degilim. fakat adamin acayip bir ufku var. kendisi ayni sarkilari acanayip garip sekillere sokuyor her seferinde. hafiften onun dahi oldugunu da dusunuyorum. bryan ferry'nin o albumunu alsam mi dersin. ihanet olmaz di mi.

kecilerin cobani dedi ki...

ekmeem,
simdi ozellikle bakmaya firsatim oldu linkine.
sifirdan bir sarki olarak bilseydim bayilirdim buna, adamin yumusak sesi, bıdır bıdır melodi, cok guzel hakikaten.
bi dakka, sol omzumdan bisii cikti ne diyo bana. bu sarki acayip bir ofke barindiriyor, hayli de resentment var. (turkcesi tam uymuyor, ozurlerimle..). boole haminne gibi soylemek sarkinin
dogasina ters dusmus gibi hissedip duruyorum. düüüpdüpdüpdüpdüüüüüp..kısmını bekleyip duruyor coban.
oooof, kitabini okuyup da filmine gidince gözünü kapatan otoğlanı biriyim ben zaten. boşver.

ekmekcikiz dedi ki...

Çobancığım,
Bob Dylan'ın tüm şarkılarını bilmem, doğrusunu istersen. Hadi, itiraf ediyorum, sesini mi, söyleyişini mi nedir pek de sevmem.
Fakat %100 haklısın, şarkı sözleri, hani ozan oluşu mükemmel.
İşte, burada bir açmazla karşı karşıyayım; ağzının içinde ezerek ne söylediği anlaşılmadan mı dinlemeli, yoksa sözü, müzikle birlikte hissederek mi?

Bryan Ferry'e gelince, kendisinin büyük hayranı filan değilim de, sahnede de gördüm, çok güzel şarkı söylüyor.
Bu Bob Dylan'lı albümden önce de bazı klasik pop şarkılarını yorumlamıştı, onlar da fena değil.

Yani, sen bilirsin; sevdiysen dinle, sevmediyen unut gitsin.:))

kecilerin cobani dedi ki...

ekmekcikizciim, iste benim cikmazim da burda. cirkin sesi, evet, hic guzel degil. ama adami ilk sad eyed lady of the lowlands'le tanidim. icime hancerler saplandi. bir garip tutkum var benim ona. yumusak ve duzgun ses sevmiyorum ben. booole catlak, bazen cirkin ama eger kendi yazdiysa sarkilarini.
adami cozemiyorum, bazen cok sunepe, cok burnuhavada, cok yapmacik bulurken bazen de cok samimi, cok benden buluyorum.
cok catlak konusuyor adam ama ben artik hep anliyorum ne dedigini sanki.
benim bob dylan islerim biraz karisik. nazik yaklasiyorum duruma cunku kafam da karisik.
ben de boyleyim iste ne yapsam ne etsem...