Pazar, Kasım 11, 2007

BEYAZPERDE'DEN AKTARILAN DUYGULAR

Yönetmen Ang Lee'yi seviyorum.
İnsan olarak duruşu bana yakın geliyor.
Ödül törenlerindeki tavırlarını, mütevazi görünüşünü, sevimli duruşunu filan, seviyorum.
Sadece insan olarak değil, yönetmen olarak, hikayesini çok iyi anlatan bir sanatçı olarak da takdir ediyorum.

Ang Lee'nin merakla beklediğim son filmi "Dikkat, Şehvet"i gördüm.
Filmden çıktığımdan beri de düşünüp duruyorum.

Bir sonuca ulaştım sanırım.

Gördüğüm Ang Lee filmlerini, künyeleriyle sayayım önce.

Sense and Sensibility (1995) Aşk ve Duyarlılık
Jane Austen'in romanından Emma Thompson'ın Oscar alan senaryosunu yazdığı,
genç Kate Winslet ve Hugh Grant ile Emma Thompson ve Alan Rickman'ın oynadığı, klasik İngiliz filmi.
Görüntü yönetmeni pek çok iyi İngiliz filminde olduğu gibi Michael Coulter.


The Ice Storm (1997) Buz Fırtınası
Rick Moody'nin romanından James Schamus'un yazdığı senaryo ile çekilen,
özellikle Sigourney Weaver ile Kevin Kline'ın oyunlarının övgüler aldığı, 1970ler Amerikan ailesindeki çözülmeleri anlatan bir dram.
Görüntü yönetmeni Frederick Elmes.


Wo hu cang long / Crouching Tiger, Hidden Dragon (2000) Kaplan ve Ejderha
Du Lu Wang'ın kitabından Hui-Ling Wang'ın senaryolaştırdığı, En İyi yabancı Film Oscar'ını alan, Michelle Yeoh ve Ziyi Zhang'ı dünyaya tanıtan, bizi başka bir dünya ve felsefe ile tanıştıran Çin filmi.
Görüntü yönetmeni Hong-Kong'lu bir isim Peter Pau.


Hulk (2003)
Stan Lee ve Jack Kirby'in yarattığı Marvel çizgi roman karakterinin sinemasal öyküsünü anlatan, alt motif olarak baba-oğul ilişkisini veya çatışmasını ele aldığı için , seyirciye bekleneni veremeyen, bu nedenle de Ang Lee'yi bunalıma sokan, ancak değeri sonradan anlaşılan film.
Görüntü yönetmeni bir aradan sonra, yine Frederick Elmes.

Brokeback Mountain (2005) Brokeback Dağı
Annie Proulx'in kısa hikayesinden yola çıkarak, Larry McMurtry'nin senaryosunu yazdığı Ang Lee'ye En İyi Yönetmen Oscar'ını getiren, sıradışı bir öyküyü/bilgiyi insanlara yumuşakca kabul ettiren aşk filmi.
Görüntü yönetmeni, aynı zamanda Paramparça Aşklar.., Frida, 21 Gram ve Babil'in de görüntü yönetmeni olan Rodrigo Prieto.


Se, jie / Lust, Caution (2007) Dikkat, Şehvet

Eileen Chang'ın kısa öyküsünden eski dost James Schamus'un senaryolaştırdığı filmin görüntü yönetmeni son filmde olduğu gibi Rodrigo Prieto.
Tanınmış ve tecrübeli Çin'li oyuncu Tony Leung ve genç Wei Tang, baş oyuncular.


Şimdi, bu kadar kitabi bilgiye ne gerek var, diyeceksiniz.
Maksadım, aman da neler bilirim bakın, diye göstermek değil. Kendime açıklamaya çalıştığımı sizinle paylaşmak.

Gördüğüm o ki, Ang Lee, anlattığını bir edebi metine dayandırmayı seviyor. Ancak, yaptığını sadece edebiyat uyarlaması olarak adlandırmak eksik veya yanlış olur.
O, elindeki metinden yola çıkarak, anlatmak istediği dünyayı bütünüyle yeniden kuruyor; görüntüsüyle, müziğiyle...
Üstelik, bunlar birbirinden tamamen ayrı, farklı dünyalar.
18. yüzyıl İngiliz asilleri, şaşkın Amerikan orta sınıfı, Çin efsaneleri, çizgi öykü yaratıkları, eşcinsel kovboylar, işbirlikçi devlet adamları ve yurtsever gençler...

Dünyaların ve öykülerin bu kadar farklı olması sonucu değiştirmiyor ve Ang Lee, anlatmak istediğini, tıpkı filmlerinde birlikte çalıştığı görüntü yönetmenleri ve film müziği bestecilerine çok iyi anlatabilip, onlardan mükemmel sonuçlar aldığı gibi, seyirciye de ustalıkla aktarıyor.
Ang Lee'nin filmini, klasik roman yazarının kurduğu dünyayı anlayabilmemiz ve onun içine girebilmemiz gibi, anlayıp benimsiyoruz. Perdedeki görüntüler, yönetmen ne anlatmak istiyorsa, bize sadece onu gösteriyor, başka bir algıya yer bırakmıyor.

Diyeceğim, şu son filmin adı size tuhaf gelmesin, gidip Ang Lee'nin anlattığı duyguları izleyin, görün; tenin en içinde yaşanan tutku mu, daha yüce amaçlar mı, insan hangisi için, ne zaman, nasıl karar veriyor. Karar mı veriyor?



Dikkat, Şehvet filminin fragmanını izlerken, Alexandre Desplat'ın etkileyici müziklerinden bir bölümü dinleyebilirsiniz.

14 yorum:

Elif dedi ki...

Iki gun once kostum sergisine gittik. Oscar'larin verildigi binada. Orada Sense and Sensibility filminin kostumlerini gordum! Sadece period kostumleri sergileniyordu, yani en yenisi 1930'lardan, filmler de tarihi filmler olacak. Aman EkmekciKiz, sen o kostumlerdeki detaylari, guzellikleri gorecektin! Ay, ben boyle blucinlerle yasamak istemiyorum yaaaaa.... :o(

www.elifsavas.com/blog

ekmekcikiz dedi ki...

Oscarların verildiği bina!
İşte canevimden vuruldum!

Hayatta yapmayı en çok istediğim hareketlerden biri, bir Oscar ödülü törenini o salondan izlemek.:)
Aslına bakarsan, şu kostüm sergisine bile fitim ya.:))

Hem, bir operacı olarak, senin o kostümleri giymek imkanın, şansın var. Bence, fırsat çıkarsa hiç kaçırma.:)

miso dedi ki...

Sevgili ekmekçikız,
Bu adamın filmlerini ben de çok seviyorum. Ice Storm'u 1997'de seyretmiştim ama ona ait olduğunu bilmiyordum. Şimdi sen yazınca şaşırdım ve sevindim: Gerçekten de tam ona göre bir filmdi.

Eline sağlık

marruu

ekmekcikiz dedi ki...

Değil mi Misocum,
Filmleri böyle arka arkaya sıralayınca, beş benzemez gibi oluyor olmasına da, değil işte.
Bu adam, bu işi iyi biliyor.:)

endiseliperi dedi ki...

dün dvd dükkanına ben değil de bora gitmişti, az önce ona, dikkat, şehvet filmi yok muymuş, diye sordum, yokmuş. sonra da senin yazını gördüm:) ang lee'ye bayılıyorum. anlatmak istediği her şeyi izlerim onun. sadece hulk'ı izlemedim ama onu da çizgi karakter olarak hulk'ı sevmediğim için.izlerim onu da. güzel yazı için teşekkürler.

sevgiler.

TalismanDiyette dedi ki...

Hımm ekmekçikızcım, ben Brokeback Mountain ı hiç sevmemiştim, cekete sarılma sahnesi dışında .. Aralarındaki aşkı hissettiremediğini düşünmüştüm.. Sence bu filmini sever miyim?

elektra dedi ki...

günaydıııııın:)

yazılarını okudum bitirdim şimdi ekmekçikız.bugün hayaletinizim. gezeceğim hepinizi tık tık.çok özlemişim bunu. sevgiler.

not: kaplan ve ejderha'yı sevmiştim. ama brokeback dağı'nı ıııh.

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Peri,

Dedim ya, Ang Lee'yi seviyorum.
Derdini iyi anlatıyor.
Yazıyı yazdıktan sonra "Sinema" dergisinde okudum, aslında farklı konular sözkonusu olmasına rağmen, dönüp dolaşıp anlattığı hep insan ilişkisindeki hassas noktalar.

Hulk'da Eric Bana oynuyor, seyrettiğim filmlerinde beğenmiştim, kendisini. :)

ekmekcikiz dedi ki...

Taliscim,

Haklısın, Brokeback Dağı seyrettiklerim içinde bende de eksiklik duygusu bırakan bir film oldu.
Acaba, biz seyredene kadar çok sözü edildi de ondan mı diye düşünmüştüm. Yine de cesur olmasına rağmen, bayağı olmayan bir filmdi diye düşünmüştüm.

Bu filmi sever misin?
Hımmm???
Brokeback Dağı ile kıyaslayarak cevaplamamı istiyorsan, şunu diyeyim, ilk yarının ağır temposu seni sinemadan kaçırmazsa, ikinci yarıdaki çözülüş ve akışa hayran kalabilirsin.
Ayrıca, sen iyi sinemadan anlıyorsun ve bence bu iyi sinema.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elektra buraya, yumruk havaya!
Oh! Sonunda Elektra geldi.:)

Bak şimdi, yukarıda Talis'e dedim diyeceğimi aynı konuda.
Belki, sana da bir anlam ifade eder, bu dediklerim.
:)

Dün bir arkadaşım, benim yazdığımı okuduktan sonra "Kefaret"e gitmiş ve beğenmiş. Meğer, fragmanını görünce korku filmi sanmışmış da, o nedenle tereddüt edermiş.
Yaa, bak sen.
:)

Elif dedi ki...

Ama ben hep oyle dolasmak istiyoruuuum!

www.elifsavas.com/blog

ekmekcikiz dedi ki...

OOOO!
Süper olurdu, hele de Los Angeles sokaklarında, uzun eteklerle süpür süpür gezinerek...
:))

Elif dedi ki...

Isin kotusu kimse de donup bakmaz! Acaba yapsam mi ne?

www.elifsavas.com/blog

ekmekcikiz dedi ki...

Elif, bak seni resmen kışkırtıyorum; yap şu işi.:)
Çok eğlenirsin, emin ol.
:)