Salı, Kasım 20, 2007

DAKTİLO KULLANDIN MI, ANNE?


Dün akşamdı, kızım ödev hazırlıyordu. Nereden aklına geldi veya konu nereden bağlandı hatırlamıyorum. Kızım öyle dedi bana: Daktilo kullandın mı, anne?

Daktilo ve kullanmak kelimeleri yanyana gelince, garipsedim. Daktiloda yazmak derdik, değil mi?
"Kullanmak" dedi, çünkü, onlar "bilgisayar kullanıyor"lar. Biz daktilo ile yazmak derdik, üstelik bu adeta bir marifetti. Herkes yazmazdı, ya da yazamazdı. Hele, on parmak yazabilenler tamamen ayrıcalıklı gibiydiler.

Bizim evde, babamın özenip aldığı bir Remington daktilo vardı. Dolaplardan birinin köşesinde yaşayıp durmakta.
Bir ara, on parmak daktilo yazmak için kursa gitmiştim.
Bir heves yazmaya çalışırdım. Sonra, unuttum gitti.
Acaba, şimdi yazmaya kalksam, becerebilir miyim?

Baba yadigarı daktiloya gelince, tuşlarına basılabilse bile şeridi tamamen kurumuş olmalı, beyaz kağıda harf izi düşebileceğini hiç sanmıyorum.

Bu satırı tıklarsanız, hem sevilen bir oyuncu sizi gülümsetecek, hem de hoş bir melodi dinleyeceksiniz.


31 yorum:

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

bu yeni cıkan taraf gazetesinde gecen gun daktilolarla ilgili bir haber vardı. new york'ta daktilo tamir eden bir sirket varmis, şirket yetkilisi "daha geçen gün bir hukuk şirketine 15 daktilo sattık" diyerek hala daktilo kullanan birilerinin olduğunu söylüyor. yazılarını hala daktiloyla yazan birilerinin olduğunu duymak şaşırttı beni.

üniversiteye başladığımızda bizden epey önceki sınıflara daktilo dersi verildiğini duymustuk, o dönemden kalmıs birkac daktilo bilgisayar odasının bir kösesinde mahzun duruyordu. macintosh'u görmüsüz, kim bakar daktiloya?

daktilo sesi güzeldir ama, 1970'li yılların amerikan filmlerinde eski gazetelerin bürolarında vardır, özenerek izlerim hep. eski turk filmlerinden birinde de turkan soray çok hızlı daktilo yazan, önce çirkinken sonra guzellesen bir sekreteri oynar.

daktilo yazını okuyunca bunları hatırladım...

baba yadigarı daktilonun şeridini değiştirsen çalışır belki?

Adsız dedi ki...

Tam 29 yıl önce bugünlerde o daktilo ile Kurban Bayramı tatilinde "II. Dünya Savaşı" ödevimi yazıyordum, daktilo ile yazmak hiç de zorunlu değilken... O tuşlara vurma ve satır atlatma hareketi beni biraz da olsa sakinleştiriyordu galiba !

Kardeşkaya

kecilerin cobani dedi ki...

ay ekmekcikiz, bu adam beni hep gulumsetir, gecenlerde dizimax dizelerinden birinde gorup 'caniim' demistim. (bi ajanin amcasiydi) ondan cook be coook once de arizona dream'de gorup 'eh bee ne yaslanmis' demistim. o sirada ben de yaslanmistim tabii, yas almistim diyelim. eheheheh.
insan boole aaa ne cok yaslanmis derken kendine donup bakmiyor di mi. 'e sen de yaslandin salak (afedersiniz)'.. o da sana bakabilse bunu derdi herhalde. hııı. annecim.
dur, daktilo yazmak diyince durdum.
en son tofıllı kabak dolması vesilesiyle yazmis oldugum icin geriatrik bir sekilde tekrar tekrar yazmayacagim ama daktiloda yazmak ayri bir keyif. benim babamin bir daktilosu vardi, okulda da "kullanabildiginparmaksayisikadar" dersi vardi. takkadatakkada yazardim.. simdi olsa yine yazarim yav, bilgisayar neymis.. daktilonun bi kenarina blututhhgh, bi kenarina vayırlıs lazim ama onlari da bi dahi turk bulur gibi geliyor bana.
...
diyerek gunun dinazorunu oynamis oldum.
daktilo KULLANDIM ben, naaabeeerrr ))))))

kecilerin cobani dedi ki...

afedersiniz, gunun dinazoru kardeskaya olmus zaten, kendisine cok saygilarimla..
ben gunun kucuk dinazoru, hatta mumkunse gunun civcivi olabiler miyim?
))))

ekmekcikiz dedi ki...

Neocuğum,

Eminim, bizim yadigar daktiloyla yeniden yazmayı kafaya koysak, İstanbul'da da daktilo tamir eden birileri bulunur, New York'la aynı tarz şehirler olduğuna göre...

Bilgisayarlardan önce, elektrikli daktilolarla yazmaya başlamıştık. Elektrikli filan, ama, çok ses çıkarırlardı. Gece yazarken altına yumuşak bir örtü koyardık sesi biraz kessin, diye.:)

Şu, New York'lu hukuk şirketini anlamadım doğrusu. Müzelerine filan mı koyacaklar, acaba? Hani, nostaljik kısmı hoş da, iş yetiştirirken bilgisayma aletleri çok daha kullanışlı oluyorlar, doğrusu.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Kardeşim canım,

Ne diyorsun sen? 29 sene mi?
Amanın!
Daktilo, hatırlarsın, alındığında da biraz antika idi. Bu durumda, hepten antika olmuş olmalı.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Çobancığım,

Ben aslında O altta çalan melodiyi arıyordum.
Jerry Lewis'e rastlamak bonus gibi oldu.

Çook gülerdim, kendisine, çook!
Şimdi de yine çok güldüm hallerine.
Biraz çocuksu ve sersem gibi durur, ama, komik işte kardeşim adam, güldürüyor.

Arizona Dream dedin de, ne tatlı filmdir o, hem de herşeyiyle; oyuncuları, müziği, acayip hikayesi...
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Ah pardon!

Dinazor seçmelerindeki durumu ilan etmeyi unutmuşum.

Şimdi, bu yazıyı yazarak, en birinç dinazor ben oldum bi kere,
sonna benden küçük olması nedeniyle kardeşkaya'ma sıra geldi,
tahmin ediyorum ki, )daktilo yazmış olmasına rağmen diyeyim) Çoban bizden çok daha gençtir, bu durumda ona da en genç dinazor ödülü verilecektir.

Var mı, sıralamaya katılmak isteyen?
:))

kecilerin cobani dedi ki...

nayir nolamaz, en genc dinozor olur mu yahu, civcivdir o.. ben civcivim.
hic olmadi, ruhum civciv benim, farketmissinisdir. )))

ekmekcikiz dedi ki...

Pardon pardon...
Ay yanlış oldu, ne dinazoru!
Tabii ki civciv, civcivcik hatta.
:))

Bu sayede kardeşim ve ben de orta ve büyük civciv olacağız, herhal?
:))

sumuklubocek dedi ki...

ben anne ve babamin dairesinden biliyorum daktilolari. Gittigimde karbon kagitlariyla oynadigimi,yazmaya calistigimi animsiyorum; ilkokulda olmaliydim.
Teknik olarak "distruptive technology" diyoruz bizler bilgisayarlarin gelip daktilolarin yerini almasina ;)
eskilere goturdun bizi...

MorKoyun dedi ki...

Hani sormussun ya simdi de yazabilir miyim diye, yazarsin:)25 senedir emekli annem, bir kac alistirmadan sonra yaziyor, yillarini bilgisayarar klavyesinden gecirmis benden daha hizli ustelik, hatasiz tam Turkce karakterlerle hem de:))
Dehsete dusuruyor beni ama en buyuk keyif kendinin. Daktilodan ibm'e gecislerini, bir sure inatla bilgisayarli klavyelerin enter tusuna butun gucleriyle basmaya devam ettiklerini, ilk evin halisini disariya yazi isi yaparak alabildiklerini filan anlatiyor bir yandan:))
Dedigin gibi ayricalikmis eskiden;)

Biyo dedi ki...

büyükbabam arzuhalciydi ekmekçikız ve onun dükkana gittiğimizde eski daktilosuyla yazaktan ne çok hoşlandığımızı hatırladım şimdi:( :)
Dilimiz dışarda harf bulacam,tıklıyacam diye canımız çıkardı.Harfler birbirine girince düzeltirken ne onurlu bir işaretti o mürekkep lekesi.
Kağıt takabiliyor ve adımızı bi çırpıda yazıyorsak hele değmeyin keyfimize ve havamıza artık:)))

ekmekcikiz dedi ki...

S.böcekciğim,

Bak ne demişsin: "anne ve babamın dairesi"! Evet, öyle derdik eskiden, "babam daireye gitti", "annem dairede çalışıyor"...:)

Tam nostalji yazısı oldu bu, birdenbire.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Tabii ki, MorK.cığım, öyleydi.
İyi daktilo bilenler, hatasız yazı yazanlar, çok önemli kişilerdi.
Şimdi, hata olunca sil, araya gir, yapıştır, vs. vs. neler yapılıyor, hiç iz kalmadan.
Bir de karbon kağıdıyla filan yazılırdı ki, hata yapınca iyice bela; sayfa sayfa silinecek. Tipeks çıktığında bile büyük devrim saymıştık, daktilo silgisiyle uğraşılmıyor, diye.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Evet, di mi Biyo'cuğum,
Kağıdı tak, ortala, marjı ayarla, satırbaşını düzelt. Ne kadar çok el becerisi ve alışkanlık gerektirirdi, hepsi. Hele şaryoyu geri almak ve o çınn sesi...
:)

Videoda Jerry Lewis taklidini yapmış ya.:)

Ayca dedi ki...

Videoyu iyi ki eklemissin, üstüste dinledim walla zevkle... Ben bu eseri ilk defa bir bahar konserinde dinlemistim!! Konserin nese dolu bahar temasinda cok keyifle yer almisti. Eserin sahibi de Leroy Anderson, aradigini belirtmissin bir yorumda, belki yardimci olur...

Babam da bütün raporlarini bilgisayarla, hem de F klavye yazardi. Simdi bilgisayar kullaniyor, klavye Q görünse de babam hala F yaziyor. Bir müzisyen ve enstrümani gibi sanki iliski :) Daktilo disiplini bunlar :)

miso dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız,
Kefaret filminin en muhteşem yerleriydi bence daktiloya dair olan yerleri. Adamın kıza bir şeyler yazması, sonra yaramazlık yapması, o kağıtları tek tek buruşturup çöpe atması... Ama varsa yoksa daktilo. Filmin romantizmini daha iyi tamamlamak mümkün değilmiş galiba. Hele de daktilo sesiyle bütünleşen müzikler...

Kızına sevgiler. Sorduğu için de teşekkürler. Ne güzel bir yazı olmuş. Ben de "kullandım" daktilo. Üniversitede ödevleri nasıl yapıyorduk, değil mi ama?

marruu

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Ayça,

Bestecinin adını yadığın için, çok teşekkür ederim. Ben de, senin gibi, bu parçayı ilk kez bir yeni yıl konserinde dinlemiş olmalıyım.
:)

Bir de daktiloda bilgisayar gibi klavya değiştirme kolaylığı yok ya, neyse o, mecburen.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Hah, çok yaşa Miso!
:)
En başından beri aklımda Kefaret'de şu daktilo sesiyle filmin müziğinin birleştiği sahneler ve tüm film içindeki daktilonun yeri.
İyi ki yazdın.
Ne güzeldi.:)

Ödev yapmak için, temize çekmek için hep daktilo, hep daktilo...

B5 dedi ki...

Cok hos bir yazi olmus bu : )...

Bizde de cok eski bir Remington oldugunu hatirlattin. Haklisin kurumustur bandi. Satarlar mi dersin hala burada?

Oyle ki onu babamdan universitedeki dersler icin odunc almistim. Evet, o zamanlar Q klavye bilgisayar kullanirken universitede F klavye "daktiloya" zorlamislardi. Ne kadar ilkel buldugumu anlatamam. Calistigim tum ofislerimde de bilgisayar kullandim (Q)... Simdi bilgisayara gecmistir umarim universite de...

kecilerin cobani dedi ki...

ekmekcikizciim, cevap biraz gec geldi tarafimdan ozur dilerim ama siz pilic olmus oluyosunuz hattızatında. olmaz mi.

ekmekcikiz dedi ki...

B5'ciğim,
Bildiğim hiç bir yerde daktilo kalmadı artık.
Adliyeler, vergi daireleri, nüfus müdürlükleri, tapu daireleri... her yerde bilgisayar kullanılıyor. Üniversite haydi haydi geçniştir, bilgisayara.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Çobanciim,

Arada bir de "yarka" var.
:)
Hangimiz yarka boy olsak, aceba?
:))

müzi dedi ki...

ay ne kadar hos bir yazi bu. gelen yorumlar da ne kadar guzel. herkesi cok kiskandim. cunku ben hic daktilo kullanmadim. kucukken filmlerde gordugumde hep daktilom olsun isterdim. filmlerde hep sekreterler yazardi daktiloyla. o yuzden sekreter olmak isterdim ben de. sonra ilk bilgisayar alindiginda eve, klavyeye uzun sure daktilo muamelesi yaptim. space tusuna, televizyonda daktilo ile yazanlardan gordugum gibi basiyordum, sert :).
ben hala bir daktilom olsun istiyorum.

SekerPembe dedi ki...

Ah evet ya daktilo. Avukat olmamin sebeplerinden biri. Digeri Babam. Ilkokulda ertesi gun okula gidilmesi gereken sevimsiz Pazar aksamlarinda, kardesimle ranzada uyumaya calisirken babamin salondan gelen daktilo tikirtisini unutabilir miyim hic! Ve annemin babama kahve yapisini. Yaz tatillerinde babam beni "yazihaneye" (benimkisi "ofis", babaminki hala "yazihane" ama) goturdugunu, butun gun takir tukur daktiloa basinda kendimce roman yazdigimi unutabilir miyim:) Bizim kizla (hani bugun bahsettigim), onun babasinin avukatlik yazihanesinde Girgir'da yayinlanacagindan neredeyse emin oldugumuz ilk komedi hikayemizi daktiloda yazisimizi...

Bizim stajyerlerin ve yeni meslektaslarin hicbiri durusmada daktiloyla zabit tutuldugunu gormedi ama ben daha dun gibi hatirliyorum takka da tukka da cikan, o cok sevdigim sesi...

Nostalcisi kandilli:)

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Müzi,

Hani, oğlan çocukları da siren çalarak hızla giden arabalar sürebilmek için polis veya itfaiyeci olmak isterler ya, kızlar da beyaz giysileri nedeniyle hemşireliğe ve o gizemli aletle yazı yazma becerisi nedeniyle sekreterliğe meftunlar, sanırım. :)

Valla, güzel, küçük bir daktilo düşürürsen hiç durma al, bir sonraki nesilde daktilo kullanıldığını göremeden büyümüş insanlar için o daktiloya sahip olmak, çok saygı görmeye neden olacaktır.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Yahu Şekerciğim,

Mahkemelerde taka da tuka da daktiloyla zabıt tutulurdu da, o sırada hakimin sesi duyulur muydu? Hatırlasana!
Ne onun dediği anlaşılırdı, ne sen sesini duyurabilirdin.
Hakkaten nostaljisi kandilli, olmuş bu. :))

Fekat, ilk romanını tee o yaşta yazmış olduğunu duyduğum iyi oldu.:)
Şimdiii, görelim bakalım "o" romanı ,yahu!

elektra dedi ki...

evet evet evet, benim de daktilom vardı. öyle siyah ciddi görünümlü bir şey değildi, kavuniçi renkli ve ikinci el olduğu için sık sıkbozulan, takılan,çok anlarmışım gibi haldır huldur dağıtıp elimi yüzümü simsiyah yapan bir şeydi. ama yükseklisans sırasında böyle başına oturdum mu kendimi acaip havalı hissetmemi sağlayan, takkada tukkada yazmaktan acip keyif aldığım bir daktilo idi. nerede şimdi acaba? babamların evde çatı arasını bir kontrol etmem lazım. belki oradadır.

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,

Evet, evet!
:)
Daktilon olduğunu tahmin etmiştim, yakışır.:))

Valla, bu yaşta antika eşya sahibi olmayı hiç düşünmezdim, ama, teknolojinin hızlı gelişimi sayesinde oluverdi.

devrim dedi ki...

Daktilo bitermi :) dergimizin adı emektar daktilo dergisi :) emektardaktilo@hotmail.com

herkezi bekleriz:)