Pazartesi, Aralık 24, 2007

RÜYALARINIZI HATIRLAMAK İÇİN...

Bugünlerde sıkça rüya görüyorum.
Olmadı!
Bugünlerde gördüğüm rüyayı sıklıkla hatırlıyorum.
Bu daha doğru bir ifade oldu.

Bazı arkadaşlarım 36 kısım tekmili birden rüya hikayeleri anlatırlar.
Bazısının rüya içinde rüya gördüğünü duymuşumdur.

Oysa ben az rüya hatırlarım, hem de çok az.
Hatırladıklarım da genellikle uzun uzun uyuduğum zamanlarda gördüğüm rüyalardır.

Eski basımlı bir kitap var, bu konuda: Rüyalarımız Nasıl Hatırlayıp Nasıl Analiz Edebiliriz?
Yazarı Robert Bosnak, Çevirmen Selim Yeniçeri, Mavi Yayınları.


Peki neden rüyalarımızı hatırlamamız gereksin ki diye soruyorsanız, size, zihnimizin derinlerindeki çözemediğimiz meselelerin, düşüncelerin neler olduğunu, bir konuda ifade etmekte zorlandığımız duygularımızın neye işaret ettiğini bilmek istemez misiniz diyen başka bir soru ile cevap verebilirim.

Aşağıda, üstte sözetiğim bu kitaptan bir bölüm var.
Belki, benim gibi rüya hatırlamakta zorlananların işine yarar.


********************************
1- Elinize bir kitap alın ve iki elinizle tutup inceleyin. Sonra kitabı yavaşça tam bir tur attırarak döndürün ve bu yavaş dönüşü dikkatle izleyin. Gözlerinizi kapatın ve hafızanızdaki kitaba tekrar bakın. Nasıl döndüğünü ve farklı açılarda nasıl göründüğünü hatırlamaya çalışın. Bu alıştırmayı farklı nesnelerle tekrarlayın.

2- Birkaç metrekarelik, çok dolu olmayan bir oda bulun ve bu odanın içinde bir süre yürüyün. Her köşeyi, her detayı kafanıza kazıyın. Sonra bir yere uzanıp her detayı gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Bunu ne kadar sık yaparsanız, yapmak o kadar kolaylaşacaktır.

3- Detaylarını iyi hatırladığınız bir evi hayal edin. Aşağıdaki paragrafı okuduktan sonra gözlerini kapatın ve bir dakika için nefesinize ve bedeninize odaklanın. Tamamen bedeninize odaklandığınız anda içine girmek istediğiniz evi hayalinizde canlandırın. Evin önündeki giriş yolunuzu gözünüzün önüne getirin. Detayları yakalayın. Pencereler var mı? Bina malzemelerinde ne renk kullanılmış? Kapı neye benziyor? Yüksekliği ne kadar? Daha sonra evin içine girip odaları hayalinizde tek tek dolaşın, her türlü ayrıntıyı fark etmeye çalışın.

4- İşe olabildiğince bilinçli şekilde uyumaya çalışarak başlayın. Uykuyla uyanıklık arasındaki geçişi deneyimlemeye çalışın. Uyandığınızda, çalar saatiniz durmadan önce bulunduğunuz pozisyonda aklın ve uykunun uyanıklığa geçmesini izleyin. Bunu bir hafta boyunca yapın ve her rüyanın hatırlanabileceğini kesinlikle unutmayın. Farkı yaratan tek detay uyanış anına dikkat etmektir.

5- Yukarıdaki alıştırmaları bir hafta boyunca yaptıktan sonra yatağınızın yanına bir not defteri ve kalem ya da ses kayıt cihazı koyun ve gece lambasını açık bırakın. Sabah, hala zihninizdeki rüya görüntüleriyle uyanabilirsiniz. Böyle bir durumda kalırsanız uyandığınız pozisyonda sakince kalın. Sonra kapalı gözlerle kalemi elinize alın ve bu görüntüler hakkında aklınızda kalanı yazın. Sonra durun.

Aynı rüyanın farklı ayrıntılarını yavaş yavaş hatırlayabilirsiniz. Gecenin ortasında bir rüyanın sonunda, rüyanın yazamayacağınız kadar uzun ve ayrıntılı olduğu hissiyle uyanabilirsiniz. Bu durumda rüyanın en belirgin yönlerini kısa ifadelerle çabucak yazın. Sonra tekrar yatıp uyuyun.

Sabah uyandığınızda yazdıklarınız size hiçbir şey ifade etmiyorsa denemeniz başarısız oldu demektir. Bu, ilk alıştırmalar üzerinde biraz daha çalışmanız gerektiğini gösteriyor. Ne yazdığınızı anladığınız takdirde hayali evinizde dolaştığınız gibi rüyanızda da not aldığınız işaretler boyunca ilerleyin, dolaşın ve hatırladığınız detayları yazmaya çalışın.

********************************



amazon.com'dan bir başka rüya analizi kitabının kapağı


13 yorum:

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

ben cok rüya görürüm ya da -daha dogru ifadeyle- gördüğüm rüyaları hatırlarım hep. rüyalarım genel olarak ikiye ayrılır, günlük hayatın etkisiyle gördüklerim ve de yaşadıklarımla ilgisi olmayan fantastik rüyalar. gecen gün içinde katil balinaların olduğu bir rüya gördüm mesela.. birkaç hafta önce de macera-gerilim türü bi tane gördüm :), ankara dışındaki eski bir köşkte (içinde kilise de olan bir köşk!) tanımadğım insanlarla bir cinayeti çözmeye çalışıyordum, bir noktada ev yükselmeye başlıyordu ve biz içinden yere atlıyorduk.

bir ara ilginc ruyalarımı yazdığım bir defter tutmaya niyetlenmistim ama olmadı.

son olarak, bir tanıdığımızdan duymuştum, eskiler kötü rüyaların anlatılmaması gerektiğine inanırlarmış. ben de anlatmam kötü rüyaları, dile getirilmiş olmasının bir etkisi olur falan, neme lazım...

ekmekcikiz dedi ki...

Neocuğum,

Ben de tam senin bloga bir ziyaret yapmıştım ki, döndüğümde yorumunu gördüm.:))

Eskilerin, kötü rüyayı dillendirmemek konusunda bir bildiği vardır elbette. Yine de çözümü zor bir derdi, sıkıntısı olanın rüyasını bir bilene anlatmasının faydası var diye düşünüyorum. Yani, en azından benim için öyle oldu.
:)

endiseliperi dedi ki...

heyy, çok güzel olmuş başlangıç resmi. eh, hayatta her şeyi öğrenmek isteyen biraz da göğe bakmalı:)

ben de gördüğüm rüyaları hatırlarım. bunun kadınsı bir şey olduğunu düşünürüm. erkekler pek hatırlamazlar ve hatırlamamak da erkekçe gelir o yüzden. eskiden rüya görmek için uyuduğumu bile söylerlerdi.

bizim kasabada nasıl ki, falların, büyülerin, muskaların yaşamın taa kendisini ilgilendiren bir önemi varsa rüyaların da önemi öyle büyüktü. insanlar birbirlerinin rüyalarını ciddiyetle dinler ve yorumlardan sonra olabilecekleri beklerlerdi. olmaz mıydı sanıyorsun? hayır, olurdu ekmekçikız. gerçekten:)

ablamı aradığım zaman mesela der ki, "arayacağını biliyordum, rüyamda seni görmüştüm, o nedenle dışarı çıkmadım."

eğer annem rüyasında doğacak çocuğun kutsal olduğu haberini almasaymış, ertesi sabah kürtaj olacakmış. yani karşınızda kutsallığı rüya ile kanıtlanmış bir zat duruyor, artık ne desem boş. ben hala önüme çıkacak olan o uhrevi yol ayrımını, o gizem dolu olayları bekliyorum.

eh, ayrıca falcımız benim eski hayatımda bir hindu rahip olduğumu söylememiş miydi? belki de dünya kurtuluş için benim düğmeye basmamı bekliyor ama o düğme nerede hala çözmüş değilim:)
rüya dedin de, elektra'yı bekliyorum ben, bakalım neler diyecek...

sevgiler, öpücükler.

müzi dedi ki...

ben de ruyalarimi nasil yorumlamam gerektigi konusunda kararsizim. bazen etkisinde kaldigim seyler dogrultusunda ruyalar goruyorum. bunlari yorumlamak kolay oluyor, "ah, nicedir sunu dusunuyordum sonunda ruyama da girdi" diyorum. ama bazen de hic yoktan seyler goruyorum. ornek olarak, uzun suredir haberlesmedigim yakin bir arkadasimi gormustum ruyamda, cocuklar kadar neseli. arkadasimi aradim ona iyi haberi vermek icin, yakinda iyi bir haber alacaksin demek icin:). ruyami anlattim ve ogrendim ki arkadasim gercekten cok mutluymus cunku o hafta buyukada'da ev almislar. ya da bir sevdigimin sikintili oldugunu ruyamda giydigi bogazli bir kazaktan hissedebiliyorum. boyle seyler olunca da ben bilemiyorum her zaman ruyalarimi nasil yorumlamam gerektigini. bir seyin etkisinde mi kalmisim yoksa hissedebiliyor muyum? bir de insan uzakta olunca daha bir hassas, hatta kuruntulu oluyor..

elektra dedi ki...

:))) rüyalar ha? bir kere şu yazının başlarında sorduğun ' peki ne gerek var diye düşünüyorsanız' faslını es geçiyorum. ne gerek var olur mu? en çok buna gerek var. bir insan rüyalarının hepsini hatırlayabilseydi, kendi kitabını başkalarından duymak zorunda kalmazdı. kendini bir kitabı okur gibi okumak isteyen herkesin başucu kitabı rüyaları. ben bir aralar yazmıştım da, daha çocuktum, rüyalarıma taktım. bana ne demek istediklerini sordum, geleneksel rüya yorumları çocuk aklımla bile beni kesmedi. sonra daha akla yatkın yanıtlar buldum, ama en çok kendi rüya sözlüğümü kendim oluşturdum. üzerinde düşünerek, farklı rüyalardaki benzer temaları ayırdetmeye çalışarak kendi sözlüğümü yazdım. benim rüyamda boğazıma bir şey kaçmışsa mesela, bir kaç gün içinde mide sorunları baş gösterir:) he he, hiç psikanalitik bir sonuç değil bu di mi. hayatıma çok karışıldığını hissettiğimde ya da hissetmemişsem de bilinçli olarak, anlamsız sıkıntılar yaşıyorsam, bir nedene bağlayamıyorsam, oramı buramı tutulmuş görürüm rüyamda. felç duygusu gibi.

ama dün geceki rüyam üzerinde hala uğraşıyorum. silgi yutmuşum, hakan'da silginin dışarıdan müdahale edilerek çıkarılması gerektiğini, doktora gitmemiz gerektiğini söylüyor. bense, bir şey olmaz, yararı bile olabilir, kalsın diye inatlaşıyorum. bir kavga rüyada:))) şimdi bu ne mana? düşünüyorum üzerinde, yakalarım bir şeyler illaki:)

neyse, demem o ki, herkes almalı eline kağıdı kalemi:) hem çok da eğlenceli. ajan gibi hissediyor insan kendini:)

bu arada header resmi çok hoş, ama ağacını daha yukarı alsan keşke. ilk anda gözüm aradı o pembeyi. aha, bak, pembe renk rüyalarımda hep ablamdır. pembe her şey:))

sevgiler...

simon t. dedi ki...

gazetede görünce çavdar hanıma haber vereyim demiştim. sonra farkettim ki öyle birşey yapamıyorum. öyleyse madem, bir yorum. o saate dek okur musunuz bu yorumu bilmem, veya belki zaten haberiniz vardı. zaman birazdan e'de. hangi zaman derseniz şurada bahsi geçen zaman. ben pek beğenmemiştim ama gözde yönetmeniniz. hem o zaman da seyredememiştim demiştiniz.

(bu arada wordpress üzerinden yorum vermek de mümkün değilmiş yasak yüzünden. 3. yazışım aynı şeyleri).

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,

Yukarda yazdım ya, nezle meselesi nedeniyle kafam saman dolu sanki. Yazdıklarını bir güzel okudum, gelgelim, karşı yorumda bulunmak için kafamın çalışması lazım ki, şimdiki durumda o mümkün değil, işte.
Şu kutsal çocuk ve hindu rahip tamlamaları çok hoşuma gitti, onu belirtmeden geçemeyeceğim.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Müziciğim,

Anlattıklarına bakılırsa, duyuların, duyumsamaların çok güçlü.
Bu bir taraftan iyi, diğer taraftan o kadar hassas olmak insanı yoran bir durum olmalı.
Yine de rüyalar yoluyla birşeylerin açığa çıkması rahatlatıcı.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elektacığım,

Senin rüya konusundaki yatkınlığını bilmez miyim?
Ne doğru demişsin: "...kendini bir kitabı okur gibi okumak isteyen herkesin başucu kitabı rüyaları..."
Gerçekten, görülen rüyayı yazmak, sonra üzerinde düşünürken daha çok ipucu sağlıyor.

Ağacımı yukarı taşıdım, bile.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Ah, Peri bak diyorum ya saman kafayım diye.
Elektra'ya ağacı yazarken hatırladım ki, sana da gökyüzü resmi için bir şeyler yazmayı kurmuştum.

Aslında, tüm görünümü değiştirecektim, ama, yazılı birşeyleri kaybederim diye cesaret edemedim.

Bu gökyüzü resmi, şu merak konusuyla birleştirildiğinde, yıldızları seyrederken kuyuya düşen müneccimi hatırlatmıyor değil. :))

ekmekcikiz dedi ki...

Simon, ne kadar naziksin!
Teşekkür ederim.:)
Aslında filmin farkındaydım, hem de diğer Kim-ki Duksever arkadaşıma da haber verdim. Ancak, film saatinde ateşim arşa çıkınca, ilaç ve soğuk suyla kendimi soğutmak ve yorgun düşüp uyuya kalmak nedeniyle, güzelim filme bakamadım bile.:(

Şu yorum işinin çetrefilleşmesinin nedeni wordpress olduğu kadar, blogger da olabilir. Son zamanlarda kırk tane zımbırtı eklediler; yaz yaz bitmiyor.

Biyo dedi ki...

Ben çok rüya görürüm ekmekçi kız:)Hem de ne rüyalar!
Ve çok detaycıyımdır.İlk kez gördüğüm bir kişinin (eğer dikkatime değer verdiğim kadar buna layık ise)kendinin bile hatırlamayacağ tüm detaylarını söylerim.Tabi bunu kocakarılar gibi baştan ayağa süzüp yapmadan beceririm:)
Gittiğim bi ev,yer,belde farketmez ve benden kaçmaz.

Gözlem benim işim biliyorsun.Ne kadar gözlem yaparsak o kadar iyi çiziyoruz çünkü.

Gel gör ki adres özürlüyümdür."Bir kez gittiğim biryeri elimle koymuş gibi bulurum"iddiasındayımdır ama gel görki o el benim elim olmaz,dönüp dururum :)))

ekmekcikiz dedi ki...

Biyocuğum,

Bende ise haritacılık vardır ki bu pek kadın yeteneği sayılmaz.:)
Yol bulurum ve ayrıntısıyla anlatırım.
Ancak ayrıntı insanlara ait olursa, beni unut. Benim özrüm de o yönde.
Eh, zaten "çöp adam bile çizemem" takımından olduğuma göre anlaşılır bir durum, değil mi?
:))