Cumartesi, Ocak 05, 2008

GÜN BİTMEDEN

Perşembe sabahı. Kar başladı.
Ben işe gidene dek bayan S. telesekretere mesaj bırakmış bile. Öğlende İstanbul Modern'de buluşalım, diyor.
Senenin ilk karı bu, geçen sene yağmadı üstelik; idmanlı değiliz, hamlamışız.
Önce, şimdi bu havada dışarı çıkmak akıl işi mi, daha yeni geldim dışardan diyen muhalif iç ses duyuldu. Sonra, hoop dışarı çıkmaya hazır gezmesever iç ses üstünlüğü ele alıverdi.
Tam öğlen saatinde, bir solukta aşağıya Tophaneye saldım kendimi.
S. ve Ş. hanımlar da bir kaç dakika sonra oradaydı.
Sabahtan beri nazlı nazlı yağan sulu karımsı, kara dönüştü. Biz de seyretmeye önce kardan başlamak üzere, bir pencere kenarı masası bulup oturduk. Çorbamızı içerken, gözükmez olan Kadıköy'e, çok az görünebilen tarihi yarımadaya ve en çok da kara baktık.
Sonra, işi acele olan bayan Ş. gitti, kızını okuldan almak için bekleyen S. ile biraz sohbetlendik. Yapılması gereken bir son dakika işi çıkınca, benim de erken ayrılmam gerekti. Yine de çıkmadan müzedeki Cihat Burak retrospektifini acele bir dolaştım; uzun gezme için tekrar gideceğim.

Bu müzeli, karlı öğlen saatlerini bayan D.'ye anlattım; Abidin Dino'ya gitsek keşke dedi. Ona da gideriz, hadi yarın konuşalım, dedim.

Cuma oldu. Kar yeniden başladı.
İşe gittim, Bayan D. hadi Emirgan'a gidiyor muyuz diye aradı.
Güzel, gidelim de benim iş kırma niyetimi iyi saatte olsunlar mı duydu nedir, iş basmasına uğradım. Şöyle öğleden sonra bir konuşalım, diyerek sözü bağladık.
Öğleden sonranın ilerlemiş saatlerinde, karşı kıyıdan Boğaz vapurlarından birini yakalayan D. Arnavutköy'e kadar geldi. Ben de Kuruçeşme'ye kadar ilerledim.
Bir su kenarı kahvesinde buluşup, sıcak birer çay eşliğinde denizi ve Boğaziçi'nin kar halini seyre daldık. Sanki, yalımızın limonluğunda oturuyormuşuz gibi...

Hava kararmaya başladı, evlerin ışıkları, arabaların farları belirginleşti.
Bayan E. işten çıktı, onunla buluştuk sinemaya gittik. Hayalkırıklığı yaratan bir Fransız filmi izledik. Gece oldu.

Bu sabah, kar yine ince ince yağdı.
Emirgan'a müzeye gidilse, ne hoş olur lakırdısı yine edildi. Gitmedik. Perdeleri açıp dışarı bakarak kahvaltı yaptık, kahve içip birbirimize fal uydurduk.
Sonra kar durdu.

Yine yağsın kar, lütfen.


12 yorum:

elektra dedi ki...

abidin'i mahrum bırakmayın kendinizden. ne güzel gezmişsin yine ekmekçikız:) kahve ve kar, çorba ve kar, abidin ve kar, istanbul ve kar, ekmekçikız ve huzur:) yakışıyorlar, yakışıyorlar:)))


not: film anca bitti, fena değil. ben birincisini daha çok beğendiğimi hatırlıyorum ama. bir de o kadar tutkulu bir kraliçenin bakire olduğuna kim inanır, kadir inanır diyerek geyik yapıp bitiriyorum:)

Köşenin Delisi dedi ki...

aaaa yazıyı okuyamıyorum ben...şifreli olmuş niye ki?? bi sürü sembol var harfler yerine.

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Elektracım,

Grip nedeniyle sekteye uğrayan sosyal yaşam karla birlikte yoluna girdi, güzel oldu.:)

Ben Elizabeth'in 1.sini seyretmemiştim, o daha etkileyiciydi dediler. Bu filmle ilgili görüşüm, aşırı epik ve teatral olduğu yönünde. Belki de geçen sene BBC yapımı Helen Mirren'in oynadığı Elizabeth'in etkisinde kaldığımdandır, onu çok beğenmiştim. Orada Elizabeth daha kanlı canlı, gerçek duruyordu. (Kim inanır, kadir inanır geyiğine gerek kalmamıştı, yani.:))
Kısacası ısınamadım bu son elizabeth filmine.:(

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Deliciğim,

Aklım sıra şekil yapıp, yazıyı yazdıktan sonra farklı bir harf karakterine çevirmiştim. Bir maraza çıkabileceği aklıma geldi, ama, Elektra'nın okuyup senin okuyamaman da ilginç doğrusu.

Sabah yazıyı kopyalayıp, yeniden okunaklı hale getirmekle uğraştım, umarım artık okunabiliyordur.
:))

elektra dedi ki...

hehehehe, bende de okunmuyordu, kopyalayıp word de karakterini değiştirdim okundu. öyle okunuyormuş sanısı yaratmak için de sırrımı yazmadım:) kar durdu:(

şule dedi ki...

Bu kar bana da yetmedi vallahi. kar yagarken ne sicak cikolata ne de cay keyfi yapabildim. kartopu bile oynayamadik. ama istanbul'a kar yagabilecegi ile ilgili umutlarim tazelendi benim, kis daha bitmedi, cok istersen yagar diye inaniyorum :)
ne guzel dolasmissin. bak gordun mu, gezi dilemistin yeni yildan, dilegin tutmaya baslamis bile :)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Elektra, pes!
Şapka çıkarıyorum, sana.:-))

Ben de firefox, microsoft, filan kafamca gerekçeler yaratmıştım.:)

Kar durdu.:(
Olsun, şimdilik durdu, yağacak o gene.:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Ah haa!
Pişti olmuşuz yine Şulecim.:))

Ben de gelip sana bir günde ne çok iş yapmışsın diye laf atmıştım.:)

Elektra için kar çağrısı yaptım, senin içinde karda sıcak çukulata keyfi çağırıyorum.
:)

Tijen dedi ki...

Yedin mi ceviz incir???

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Yemem mi, yedim. :-))
Üstelik bir kere kalkınınca, ekmek yoğuruken aklıma tahin-pekmez düştü; ondan da birer kaşık yedim.
:)

simon dedi ki...

ya, ben de öğlearasında kendimi tophane'den aşağı salmak istiyorum.
sonra, daha emirgan'da çay, arnavutköy'de salaş bir ciğer-ekmek, ve kuruçeşme'de kışsa salep, yazsa limonata istiyorum ki o biçim.

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Simon, Tophane'ye uzamak için işyerinin Taksim'de filan olması gerekiyor, başa türlü zor.:)

Aa, Arnavutköy'ün neresinde ciğer-ekmek yeniyor?
Ben orada balık yemeyi severim.

Ne diyelim, İstanbul böyle işte!
:)