Çarşamba, Ocak 16, 2008

YEMEK KOKUSU

YEMEKLERİN KOKUSU SİZE NEYİ ANIMSATIYOR?

"
Lezzetli Hatıralar"ı yazan Mitmit, haftasonu bana "ebe" dedi ve başlıktaki soruyu sordu.

Şimdi, ben de buraya gelip yorum yazan arkadaşlara aynı soruyu soruyorum.
Lütfen, uzun uzun yazmak isterseniz de kendinizi ebelenmiş sayın ve blogunuzda yemek kokusu anılarınızı yazın.

Aslına bakarsanız, soru benim için bir gayya kuyusu; yaz yaz, dur.
Hem koku severim, yani sırf parfüm değil, koku işte.

Doğadaki kokulardan tutun da bebek teni kokusu, yün kokusu, güneşte kurumuş çamaşır kokusuna kadar bir sürü şey.
Hem de yemek severim.
Eh, bu ikisi birarada benim zihnimde tuhaf kıvılcımlar oluşturur doğal olarak.

Diğer kokularla işi dallandırıp budaklandırmadan, konumuza dönüyoruz.

Beni en çok cezbeden koku zeytinyağlı yemek yapmak üzere, zeytinyağında şöyle bir öldürülmek için ateşe konulmuş soğanın kokusu. Soğan biraz sararmışken, zeytinyağıyla birleşip saldığı koku mis gibidir. Beni öncelikle yaz akşamüstlerine götürür, o anda yaz olmasa bile.

Kışın zeytinyağlı yemek yapmıyor muyum? Yoo, yapıyorum tabii ki, yine de o koku yaza ait bir anı sanki, benim için.

Bir de şimdilerde haftanın en az üç günü evi kaplayan ekmek kokusunu söylemeliyim.
Ben, hayatımda bu kadar huzur veren bir yiyecek kokusu bilmiyorum.
Evvel ezel, fırınların önünden geçerken burnumu havaya dikerdim zaten, şimdilerde evde mutlu mutlu geziniyorum.




Yukardaki üzüm salkımı, Mitmit'lerin Bozcaada'daki bağından toplanmış.
Fotoğrafa dikkatli bakarsanız, üzerinde bulanın bahşiş almasını sağlayan ikiz üzüm tanesini göreceksiniz.
Yazın adada dalından koparıp yediğimiz mis kokulu üzümlerin anısına, buraya ekledim.
Bu "mis koku" sözünü ekledim ki, fotoğrafı blogundan aparttığım Mitciğim izin veriversin.
Çaktırmayın!


27 yorum:

metin dedi ki...

"Beni en çok cezbeden koku zeytinyağlı yemek yapmak üzere, zeytinyağında şöyle bir öldürülmek için ateşe konulmuş soğanın kokusu. Soğan biraz sararmışken, zeytinyağıyla birleşip saldığı koku mis gibidir. Beni öncelikle yaz akşamüstlerine götürür, o anda yaz olmasa bile.
Kışın zeytinyağlı yemek yapmıyor muyum? Yoo, yapıyorum tabii ki, yine de o koku yaza ait bir anı sanki, benim için."

Aynen, aynen!

müzi dedi ki...

ikiz uzum tanesini bulana bahsis mi verilirmis? ne tatli! cok seviyorum icinde surpriz barindiran bu tur basit seyleri.

yaz mevsimi demissin ya, aklim yaza takildi. yaz aksamlari, istanbul'da bahceden sizan hanimeli ve uzum kokusu. geceleri balkonda oturup cay iceriz, buram buram gelir kokulari. nasil bir huzur verir, hani derler ya, bir omre bedel. bir de, kucuklugumun tomurcuklu, ama artik bergamotlu cayi :)

Mademoiselle dedi ki...

Cok istah acici bir post olmus. Nedense canim zeytinyagli bir yemek yapip doyasiya yemek istedi:)

Uzum resmi de cok guzel gorunuyor. Bu konuda sansliyim, evde uzum var:).

elektra dedi ki...

ben en çok evin içini sarıp dışarıdakini bile yakalayan kakaolu kek kokusunu düşündüm yazını okurken. beni eskişehir'deki evimize götürdü. annemin keyfi yerinde, bize de kek yapmış demekti bu:)

bir de sarmısaklı domates sosu kokusu ile vuslata ermeyi bekleyen pişen spagetti kokusu. bu beni nereye götürdü çıkaramadım ama, ağzımın suyu akıyor şu anda:)

kecilerin cobani dedi ki...

ben de cok severim, daha da cok zeytinyaginda cevrilen sarimsak kokusu.
karpuz ve coban salata malzemelerinin taze kesilmis kokusu da yazlari animsatir, ozellikle hiyarinki. artik kis vakti de var ama nerddeee...
simdi cok garip ama, yazmadan edemem, bir de yerelmasinin yeni soyulmus halinin kokusu, pirasanin yeni dogranmis halinin kokusu ve yesil biber kokulari beni benden alir. cunku annemle her pazara gidisimizde agzimin sulari akar, bunlari donuste hatir hutur yerdim. ne guzel gunlerdi yarebbim.
ekmekcikiz, cok ihmal ediyorum komen komen yazmayi son zamanlarda, kizmiyosun bana di mi.
hep okuyorum ama bazen yazabiliyorum.

kecilerin cobani dedi ki...

ilk acista gulleri hep sardunya zannediyorum nedense, bu arada bayilirim sardunya yapragi kokusuna, o yemek diil diyceksiniz ama onu da yiyesim var.

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Metin Bey,

Bu zeytinyağında çevrilen soğan ve zeytinyağında çevrilen sarmısak kokuları kokuseverleri kamplara ayıracak gibi gözüküyor.
Baksanıza Elektra ve Çoban sarmısakcı çıktı.:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Hım, evet ya Müzi haklısın bergamutlu çay kokusu nefistir. :)
Tekrar haklısın eski bergamutlu çay rayihaları daha doyurucuydu, şimdi herşeyin yapay esansı üretileliberi, o kokular da yalan oldu.
:(

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Mademoiselle,

Zeytinyağlı yemek için hiç bahaneye ihtiyaç duymayanlardanım.
Her zaman, her vesile ile yenebilir.
:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Elektra ya, hakketen bir de anne kekinin kokusu vardır, di mi?
Ayrıca bunu anınca, anne poğaçalarının kokusunu es geçmek de olmazzz. :))

Şimdi bu sarmısak, zeytinyağı konusu biraz taraftarlık yapılabilecek bir hale büründü ya, buna bir de taze domates ekleyip makarnaya boca et sen, ha?
Vay ki vay!
:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Çobanım, hiç sana kızar mıyım, hem de ne diye komen komen yazmıyormuşsun diye? Olur mu?
Biz seni özlüyoruz, konu budur.
Sen yazınca çok neşeli oluyor, herşeye bir kulp takabiliyorsun, onu özlüyoruz.
:))

Şu soğan sarmısak kokusunu yeterince mütalaa ettik, iç bayıltmayalım da, karpuz kokusu beni can evimden vurdu. Haa, bir de kavun kokusu var, kardeş kontenjanından.
Ayy, inan yazarken ağzımın suyu aktı. Üff!
:)

şule dedi ki...

Hımm, yaz günlerine has, sarımsaklı domates soslu patlıcan, patates, biber kızartması kokusu bence dayanılmazdır...
bir de annemin kıymalı pidesinin kokusu...
aslında benim gibi yemek düşkünü biri için çok yanıtı olan bir soru bu, o yüzden burda keseyim :)

mitmit dedi ki...

Ekmekçikız,
Herkesin yemesi depreşti. Bana da senin ekmelerinin kokusu geldi. Taze ekmek kokusuna bayılır. Şöyle henüz dumanı tükenmemiş bir ekmek ile tap taze zeytinyağının buluşmasına ne demeli, en basitinden?

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Şulecim,

Ben de es geçtiğim kokuları düşünürken, senin tarif ettiğin "sarımsaklı domates soslu patlıcan, patates, biber kızartması" kokusunu düşünmüştüm, en başta.
Nasıl kendine has bir kokudur, o! Mahallede biri yapsa, tüm mahalleyi tutar kokusu.:)

Peki, annenin kıymalı pidesinin tarifini yazsan da, denesek?
Çok faideli bir hareket olur, bence.:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Mitciğim,

Ne denir?
Nirvana!

:-))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Mitmit, az daha unutuyordum.
Bir de sizin bağda, kızarmış ekmeğe taze sarmısak sürüp yeme hareketi var ki, o da anlatılmaz bir tatdı.
:))

Biyo dedi ki...

Ben bu blogda kesinlikle şu kokuyu duyuyorum.
Ay dur aşağıda yazmıştım gidip Ctrl C Ctrl V yapayım ;)

Adını her okuduğumda küçük ev dizisindeki o çok hoş basma elbiselerden giymiş,tahta klübesinde, başında ucu fisto dantelli beyaz başlığı,önünde aynı model önlüğü ile odun ateşinde mis gibi pofuduk ekmekler yapan birisi geliyor.

Sanki hemen o mis ekmek kokusunu duyuverecek,şöminenin yanındaki mindere kendimi rahatça atıp, bi tahta maşrapa sütle ekmekçikızın ikram ettiği daha dumanı üstünde ekmeklerini yiyecek ve bacaklarıma sürtünen kedisini alıp karnını okşayacak gibiyim.

Her yemek kokusunu severim.Pırasa,karnıbahar bile.Anlamı:Kıştır,anne sağlıklı sebze pişirmiştir.

Taze fasulye, çoban salatası ve karpuz kokusu:İlkbahar.Yıkanmış balkonlara kurulmuş yaz masaları

Kızartma kokusu:Yaz.Koca bi tepsi patates,biber,kabak,patlıcan kızartılmış.Üzerine bolca taze domates sosu ve sarmsaklı yoğurtla ekmek banıla banıla yenilmeyi bekliyordur.

Kek ve poğaça kokusu:Anne sevgisi.Yavrularına yesinler diye evi bu mis kokuyla doldurmuştur.

Ay saate bakar mısın EkmekçiKız.Resmen ağzımdan damlıyor salyalar ne iğrencim.

Bu klavye kurur mu bu aradaaa?

Biyo dedi ki...

SANDOVİÇ KARDEŞLİĞİİİİİ

BAŞARDIM EVREKA
Pakmaya aktif kuru maya ile!
Yorumlar
-Anne biraz daha uğraşsan tam süper olacak(ılımlı canım yavru)

-Yine babaannemin ki gibi olmamış!(Hain evlat ökkeş)

-Tatlım zorlamasan aslında,pastaneler bu iş için var öyle değil mi?(yaranılamayasıca koca)

metin dedi ki...

Siz sadist misiniz kuzum Ekmekçikız Hanım? Ajansta öğle vakti ve ben her zamanki gibi berbat fabrika yemeğiyle açlığımı bastırma talimine ineceğim birazdan ve tutmuş burayı okuyorum. Yorumlar çıldırttı beni, yazınız yetmiyormuş gibi. Burada bahsedilen bütün kokular mis gibidir, insanın içine sevinç doldurur. Ama midemizi ilgilendirmeyen bir kokudan bahsetmiş Keçilerin Çobanı ki ona ben de bayılırım: Sardunya yaprağı kokusu. (Ne olgun kişilikli bir bitkidir bu sardunya aslında.)

Şimdi çekilir mi hazır ofis yemeği ey ulu manitu!..

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Biyooo!

Yaşasın Sandviç Kardeşliği!
Tebrikler!
Sen sen ol, hainelatökkeş ve yaranılamıyasıca koca yorumlarına hiç aldırma, ılımlı canım yavru bize yeter.:))
Hem gelecek sefere, daha da iyi olacak, bi defa ilmini almışsın işte.
Bravvo Azimli Biyo!
:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Şimdiii gelelim ucu dantelli beyaz başlıklı Caroline Inglass durumlarına, Biyocuğum.
Bu tanımın çok eğlenceli. Geçen sefer de güldürmüştü beni.
Eskiden, diziyi seyrederken, kendimi Laura Inglass yerine koyardım, şimdilerde anne Caroline (öyleydi adı, di mi, yoksa büyük kızın adı mıydı?) yerine geçtim artık.:)

Klavye kurudu mu?
:-))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Hayır Metin Bey, ne münasebet sadistlik ve ben, hiç olmaz valla.:)

Sadece şu olmuş, bir ağız sulanmasına sebebbiyet verme durumu var.
Hakketen ben de öğle vakti boş mideyle yorumları arka arkya okuyunca klavyeye ağzımın suları akayazdı.

Bu arada, benim küçük güllerin sardunyaya benzemesinden ilhamla sardunya yaprağı kokusu işe girince -ki, onun yabansı, acımsı kokusunu severim- hatırladım ki, Müzi de hanımeli kokusunu anmıştı.
Oohh! Mis!
:)

TalismanDiyette dedi ki...

Ayyy fena oldum ben de yorumları okuyunca..
Pirinç pilavı yaparken, önce sehriyeleri kızartıyoruz sonra pirinç atıyoruz ya, işte ben o şehriyeler yağda kızarırken çıkan kokuya bayılıyorum, pilav yaparken hep kafamı tencereye sokup kokluyorum, mutlu oluyorum.
Bir de pişen balığın kokusuna bayılırım. Küçüklüğümde pişen balık kokusu Pazar günü demekti, denizsiz bir yerde olduğumuzdan (buzdolabımızda güçlü değildi herhal) sadece Pazar' ları balık yerdik, pazardan alıp.. Ve maaile mutlu olurduk balıksevenler olarak. Babaannem yanına patates kızartırdı, önden de tarhana çorbası.. Tarhana kokusuna da bayılırım ben.. Matah koku değildir belki de, verdiği hislerden herhal.
Bir de annemin revanisinin kokusu ki revani sevmem aslında fazla ama işte yine hisler devreye giriyor olmalı..
Off off efkarlandım, evi ev yapan yemek kokusudur aslında be Ekmekçikızcım, dur şu üşengeçliğin belini kırıp artık evde yemek yapayım. Yeter bu bekar evi tripleri..

TalismanDiyette dedi ki...

Ayyy bir de dondurma- waffle yapılırken çıkan koku var. Özellikle Cunda Adasında.. Oyyy alın beni burdan, Cunda Adası'na götürünn..Mevsim de yaz olsun, olmadı bahar.. Çok havasız bura çokk..

şule dedi ki...

Hayatım, o kıymalı pide yazmakla olmaz, yaşamak gerekir :P
Şaka şaka, annemden öğrenip yazarım hemen, hatta bloga fotoğrafını da koymam lazım deyip yapmasını sağlamak da çok akıllıca olur kanaatindeyim :)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Talisciğim,

Balık kokusunu ben de severim.
Hele ızgara balık kokusu ise olursa, aklıma doğrudan lüfer ızgara düşer.

Çok ilginç; tam dün bu yorumu okuyup, henüz yorum yazmamışken yolda iki orta yaşlı hanımın konuşmasını duydum. Birisi, "ııyyy balık koktu, işte bu kızartma kokusu yüzünden balıktan nefret ettim" diyordu, öbürüne.
Oysa, bana hoş gelmişti.
Eh işte, insanlar çeşit çeşit.

Bir de tabii ki, kokuların verdiği hisler, onlarla birlikte andığımız duygularımız çok önemli.
Revani, kek, poğaça = anne, gibi.:)

Demek ki sende de waffle=Cunda.
Ne güzel!
:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Şuleciğim,

Tamamdır, tam da bu işte:
"Anneciğim, herkes türü çeşitli börek çörek yapıp resmini koyuyor. Mahsun kalmayayım, sen yap, ben de fotoğrafını çekeyim"!

Değil mi, yani?
:-))

Kıymalı pide için sahtekarlık kursu açan Ekmekcikiz