Cuma, Şubat 22, 2008

TEYZE, BENİ !f'E GÖTÜR!

İki hafta önceydi. Yeğenim böyle söyledi: Teyze, beni !f'e götür.
Aa, tabi götürürüm yavrum, dedim.
O günlerde Talisman !f'e bilet aldığını yazmıştı ve bendenizin festival ayranı kabarmıştı.
Demek ki, sık sık sinemadan bahsetmekle, birlikte film seyretmekle çocuklarımı olduğu kadar, yeğenlerimi de etkilemişim. (En azından birini, öbürünün ilgi alanları daha farklı.)

Son senelerde, festivalleri yakından izleyemiyorum. Hangi filmlerin oynadığına bakıyorum, şunlara gitmeli diyorum, arkadaşlarımı uyarıyorum "bakın ... festivali yaklaştı" diyorum.
Sonra, rezervasyon tarihlerini kaçırıyorum, bilet alırım olsun diyorum, geç kalıyorum, olur da bir-iki bilet bulursam ve gidebilirsem kendimi müthiş başarılı sayıyorum.
Oysa, eskiden böyle miydi?
Rezervasyon günü kalk kuyruklara gir, formları teslim et, tekrar git biletleri al, çıkan biletleri arkadaşlara pay et -ee, çünki onların organizasyonu da bana ait- vs. vs.

Yaşasın internet, yaşasın teknoloji! Yıllardır ilk kez, bir festival başlamadan bilet almayı başardım. Öncelikle istediğim bazı filmlerin bileti bitmişti, kiminin saati ve yeri uygun değildi.

Olsun! Bu da bir şeydir.

Film festivallerinin, benim için, yeri ayrıdır. Bir tür içgüdü ile seçilen bu filmleri seyretmek, eskinin klasiklerini en sonunda görmüş olmak, yenilerde şaşırmak, kimi zaman burun kıvırmak, genellikle sonuçtan memnun olmak, o telaşı yaşamak çok zevklidir.

İlk filmimize geçen hafta gittik, Meksika Dalgası'ndan
La Zona.
Güney Amerika sinemasını severim. Anlattıkları dünyaları ilginç ve belki de kendime yakın buluyorum. Bu film de beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Cumartesi günü bir Kore çizgi filmini seçmiştim:
Beş Kuyruklu Tilki Yobi. Kızım ve ben, Miyazaki'nin izinden giden genç yönetmenin filmini çok beğendik. Oğlum ve yeğenim, biraz sıkıldık dediler. Onların kanı kaynıyor, ne de olsa!

Bu hafta için, gün ortası saatlerde işten kaçar giderim diye kendime iki film seçmiştim. Maalesef, ayağıma dolandı.
İlk film "Hayatınızı Nasıl Pişirirdiniz?" kar tatili nedeniyle karşıya geçmeyince yandı gitti. Bugünkü "Annie Leibovitz: Objektiften Yansıyan Bir Yaşam" ise, görmeyi çok çok istememe rağmen işlerin ani baskını ve işyerindeki bazı karışıklıklar nedeniyle beş dakika ötemde bensiz oynadı.

Şimdi, oğlumla ve yeğenimle gideceğim bir film kaldı:
DramaMex.
Bakalım bizim gençler beğenecek mi?














Bunlar, !f'in afişleri.
Janti bir bey ile Hepburn topuzlu bir hanım! Müthiş sevimliler.

2 yorum:

elektra dedi ki...

size teyze diyebilir miyim:P
benim yeğenim şimdi bu yazını okusa beni topa tutar. bak milletin teyzesi festival festival gezdiriyor, sen her gün bana test çözdürüyorsun diye. bu sene yeğenimin öğretmeni olma gibi bir karmaşık deneyim yaşıyorum da. rol çatışmasının dibini buldum. o nedenle, tüm olası benim durumumdaki teyzeler adına rica ediyorum, böyle ulu orta yazmasanız ekmekçikızcığım:)))

ekmekcikız dedi ki...

Aman, hiç sorma o çatışma durumlarını.
Bizim de zaman zaman iyi poli-kötü polis hallerimiz oluyor.
Ancak, sizinki özel durum.
Üniversite sınavı olmalı, bu hazırlanılan. Ne desem? Çok zor!
Hepinize kolay gelsin.
:))