Perşembe, Mart 06, 2008

BİİZ Sİ-ZE GEL-DİK BİİT-LEN-DİK....

Bir ay öncesine kadar, ondan önceki haftalar süresince bu tekerlemeyi, çocukluğumdan sonra ilk kez, sık sık anıyordum.
Hani şu;
"Ooo piti piti,
Karamela sepeti,
Terazi lastik cimnastik,
Biz size geldik bitlendik,
Hamama gittik temizlendik,
Dik dik dik..."
diye giden, sayışmaca yaparken söylediğimiz tekerleme var ya, onu diyorum.

Neden?

Çünkü, biz bitlendik!

Nasıl?

Aslında, kader ağlarını bu sonbaharda ördü.

Paris'te yaşayan kuzenimin iki küçük kızı var.
Sonbaharda İstanbul'a geldiğinde, ilkokula giden kızların ikisinin de bitlendiğini, temizleyene kadar akla karayı seçtiklerini, hatta en sonunda saçlarını kesmek zorunda kaldıklarını, ancak o zaman kurtulduklarını söylediğinde çok gülmüştüm.
"Bu devirde, hem de Paris'te, üstelik zengin bir semtte yaşarken, haa" diyerekten.
Başımıza gelecek varmış.
Ne demişler, "gülme komşuna,...."!

Arası çok sürmedi, kızım bir gün, "anne bit nedir, bulaşıcı mı, ... şubesindeki ...'da bit var diyorlar" dedi.
"Yok yavrum, hastalık değil ki bulaşsın, temizlerler, geçer" gibi birşeyler geveledim.

Belki bir hafta sonra kızım yine, "...'de de bit varmış, ay çok fena hiç yanına gitmiyorum" dedi.
Ben, yine ayılmadım, merak edip okula sormadım veya en azından internete bakmadım.

Tam o günlerde bayram seyran bişeyler vardı. Saçları artık nerdeyse beline gelen kızım, saçlarını düzleştirip, fön çektirmek hevesindeydi. Saçımı boyattığım gün, onu da berbere götürdüm, uçları düzeltildi, fön çekildi. Nasıl mutlu oldu, anlatamam.

Ertesi gün, akşamüstüne doğru okuldan bir telefon geldi. Müdür yardımcısı, "bu gün bit kontrolü yapıldı, öğrencimizde de bit görüldü, size hemşire hanıma bağlayayım, o size gerekeni anlatacak" diye art arda sözleri sıraladı.
Hoppalaaa!

Peki, hemşire hanımla görüşüldü, "önemli değil, üzülmeyin, bit şampuanıyla yıkayın, üç gün sonra yine yıkayın, geçer" öğüdü dinlendi.
Otomatiğe bağlanmış halde eczaneye gidilip, bit şampuanı alındı, koşarak eve gelindi, saçlar yıkandı.

Şimdiii, bilen bilir, bilmeyen hiç bilmesin, bu bit temizleme işi, şampuanından tutun, tarağına bir zorluklar silsilesi.
O "bit şampuanı" denen nesne, biti, yavşağı, sirkeyi öldüren kimyasal bir sıvı. Yani, özellikle televizyon reklamlarında gösterilen ipek yumuşaklığında, ahenkle danseden, canlı, parlak saç zırvalıklarıyla uzaktan yakından ilgisi yok.
Saçı bit şapuanıyla yıkadığınızda saç yapağı, keçe kıvamında bir yığın haline geliyor.
Bir de "bit tarağı" denen bir başka işkence aleti var. Saçı yıkadıktan sonra, ölen bit, sirke ve yavşakları bu sık dişli plastik nesneyle tarayıp saçtan uzaklaştırmak gerekiyor.
Düşünün, yapağı halindeki bel hizasındaki saçlar o sık dişli zırıltı ile taranacak, açılacak, ayıklanacak....
Ayyy!
İnanın bunları yazarken, tıpkı bütün o temizleme, temizlenme sürecinde olduğu gibi, beni yine kaşıntı bastı.

Sabredin, lütfen!

Gerçekten önemli bir konu bu.
Üstelik, herkes durumdan duyduğu büyük utanç nedeniyle, "bit" mevzuunu hiç açmıyor, herşey büyük bir gizlilik içinde yürüyor.

Haftada iki defa, bazen haftada bir defa olmak üzere o saç yıkama ve tarama işkencesi altı hafta kadar sürdü.
Tam, "bitti şükür" diyoruz, ahh, saç bir taranıyor; yine bir bit, üç yavşak, on sirke çıkıyor. Bu arada, bol miktarda saç yolunuyor, tabii ki.
Canı yanan, morali bozulan, arkadaşlarından durumu gizlemeye çalışan çocuğunuza mı üzülürsünüz, bütün o işlemleri yaparken harcanan zamana, gerilen sinirlere mi yanarsınız, genel duyuru yapmayıp, öğrencileri zamanında haberdar etmeyen okula mı kızarsınız, bir gün kendi saçınızda bulduğunuz sirke nedeniyle çaresiz kalışınıza mı ?.....
Off, yani!

Bu arada, okula bir nağme gönderip, bu işin böyle gizli saklı tutulmasının affedilmez olduğunu, zamanında haberimiz olsa, temizlemenin çok daha kolay olacağını filan yazdım. Hemen ertesi gün müdürümüz aradı, işte şöyledir, böyledir bir araba laf anlatıp, özetle "çocukların birbirleriyle alay etmesine neden olduğu için, açıktan duyuru yapamadıklarını" söyledi.

Sonunda bir gün, kızıma yalvardım: "Yavrucuğum, ne olur hem saçın yolunup duruyor, hem temizlenmiyor, gel saçını biraz keselim, daha kolay olur" dedim.
O kadar özenip, ilk kez o kadar uzun saçlara kavuşan yavrucağım, ağladı önce.
Sonra biraz kesilmesine razı oldu.
Fakat, bitli saçı nasıl berbere götürecek siniz?
Ya başkalarına da geçerse, ki hızla geçiyor, bizzat yaşadık.
Oturup, kendim kestim saçı.

Ertesi hafta bir kez daha kısaltmak zorunda kaldım, ucundan iki parmak kesmek yetmediğinden. Sonunda, bele yakın saçlar omuz üstü ile boyun arası hizasına kadar kısaldı. Bol gözyaşı, üzüntü, sinir bozukluğu ve kaşıntı eşliğinde.

Tam, bu bit saçmalığının sonuna gelmiştik ki, üstüne bir de yavrumun kolu kırıldı, malumlarınız.

Altı hafta boyunca bit temizleme faaliyeti nedeniyle, sonraki altı hafta kırık kol alçı-atel engeli dolayısıyla, aylardır kızımın saçını ben yıkıyordum.
Geçtiğimiz hafta sonu, aylardır ilk kez kendisi keyfince yıkandı.
Çok şükür!

Sonuç:

Aman ha, benim başıma gelmez demeyin, eczacıların söylediğine göre, "bit" gayet yaygın bir illetmiş.
Arada sırada çocuğunuzun saçını sık tarakla tarayın.
Şüphelenirseniz, bir bilene danışın.
Piyasada çeşit çeşit bit şampuanı var, mutlaka en etkilisini sorun ve alın.

Bit Sözlüğü:
Bit, özellikle temiz, sağlıklı saçta yaşamayı seven, o küçük parazit.
Yavşak, henüz bit olmamış, yumurtadan çıkmış hızla büyüyen yavru.
Sirke, bitin henüz yavşak olamamış yumurta hali.

Bu da resmi tanımı:
Çok küçük sarı renkte 2-5 mm boyunda dış parazittir. Memelilerin ve insanların vücudunda kanlarını günde 2-3 kez emerek yaşarlar. Erişkinler uzun süre gıdasız yaşayabilir. Baş, vücut ve kasık biti şeklinde çeşidi vardır. Saç ve çamaşırlara yumurtasını (sirkesini) kuvvetlice yapıştırır. Kasık biti kasık arasında deri içine girip yerleşir.Yaşanılan ortamdaki eşya ve kişinin şahsi eşyası ile de yayılırlar. Ev içi ve okul gibi toplu yaşama alanları da kolay bit yayılma yerleridir.

Ve de kendileri:

19 yorum:

elektra dedi ki...

:)))) ay güldüğüme bakma sinirden. geçmiş olsun ekmekçikızcığım, çiçeğimize de söyle moralini bozmasın. onun annesi en azından saçını boynu hizasında tutma insafındaymış. tam da onun yaşlarındayken benim neredeyse 3 numarayı vurulmuş saçlarım vardı yahu:)) evet evet, bit yüzünden:))) allahım, ne kaşındım okurken. şimdi azıcık uykumu da bu kaşınmaya verdim mi? verdim. alacağın olsun ekmekçikız.
annem bize bit geldiğinde bunu onur meselesi yapmıştı. naaaayyyyyırrr, noooolamaz, ben ki bu kadar titiz kadınım nasıl benim evlatlarıma bit bulaşırrrrr, şeklinde yaklaşıp tam da senin yazdığın süre kadar, 6 hafta civarı evde yıkama kaynatma moduna geçmişti. arada olan benim belime kadar inen saçlarıma olmuştu:)))
benim bir de uyuz hikayem bile var. hah, intikamım böyle olsun. uyuz adamı nasıl kaşındırır biliyor musun?:))))
öperim çiçeği. üzülmesin, kökü onda:)

Köşenin Delisi dedi ki...

Ben de ilkokulda (galiba, anaoklu muydu yoksa ya??) iki kere bitlenmiştim. Nefffret ederdim o iğrenç bit şampuanının kokusundan. Hele o ayıklama işi!! Saatlerce annemin önğnde oturur bitmesini beklerdim. Geçmiş olsun, gelmesin bi daha da.

Biyo dedi ki...

Geçmiş olsun EkçekçiÇızım:)

Ohoooo ne bitlenirdik eskiden ve şimdiki gibi de utanmazdık hiç.
-Lann sen daha bitlenmedin mi lan?
-Kızım sen bitli değilsin konuşma

gibi muhabbetler bile yapar,bitlenmeyi bir nişan olarak algılardık.
Tabii kafalarımız gaz yağına batırılınca o havadan eser kalamazdı ama :)

Bide bitli arkadaş seçerdim ben,çıt çıt tırnaklarımın arasında sirkeleri çıtlatmaya bayılırdım ama bit olunca uçuşuyor,saçta dans ediyorlar ya sevimsizleşiyorlar.Sirke ve yavşak çok tatlı oluyor ehiiii

BitlenesiceMikropBiyo

Köşenin Delisi dedi ki...

yavşak ne ya :))

şule dedi ki...

canım ekmekçi kız, çok geçmiş olsun. gıcık bir süreçtir, bilirim :) Söyle senin şeker kızına, üzülmesin çok, baksana hepimiz bitlenmişiz çocukken bu arada, döküldük baksana... P
benim annem öğretmenimizdi bi de, kadıncağız sınıfta sürekli bit kontrolü yapardı. bir gün benim kafamda da bulunca bayılayazmıştı, hatırlarım :)

miso dedi ki...

Ekmekçikızım
Ben de lise ikide bitlenmiştim, iyi mi? Üstelik bu zıkkım kıl yün olan her yere sıçradığından bol gelen arap yağı gibi sıvamıştık oraya buraya. İletti, illet. Ama neden bu kadar uzun sürdüğünü anlamadım. Acaba siz temizledikçe okuldan yine mi alıyordu? Çünkü benim hatırladığım kadarıyla bir uygulamada geçmişti. Ay çok canım çekti, ben de bir bit hatırası geçeyim. heheh. Kızını öperim, canım o, uzar uzar, korkmasın:)

marruu

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Uyuz mu dedin?
Zaten iki gündür yeniden kaşınıp durmaktayım, aman deyim!
Evet ya, anneciğin çok üzülmüştür. Ben ki, hiç temizlik hastalığı olan bir insan değilim, bana da dokundu doğrusu. Bir türlü hakkından gelememek de cabası...
Saçlar, arkadan toplancak kadar uzadı. Arkadaşları bu boy sana çok yakıştı demişler, en iyi moral o oldu.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Deliciğim,
İkinci yoruma cevapla başlayayım.
Bu "bit" terminolojisi dallı budaklı.
Yazının sonuna sözlük koydum, bu nedenle.:))
"Yavşak", henüz yumurtlayacak kadar büyümemiş yavru bit demek(miş)!
:)

En zor tarafı, tek tek, kıl kıl bakıp, ayıklaması, evet.
Ayy!

ekmekcikız dedi ki...

Biyocum,
Nerdeyse, herkesin başından bit hikayesi geçmiş meğer.
Bilseydim, önceden yazardım da, travmasını daha kolay atlatırdık.:))
Ayrıca hiçbitlenmeyesicebiyo diyeyim, yazık ya, çok zor iş.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim, hakkaten bitlenmeyen kalmamış, baksana!:))
İnan teselli oldu ve kızım da daha kolay unutacak, bu sayede.
:)
Annelerin yaşadığı şok, sahiden çocuğun duygularına yakın ağırlıkta...

ekmekcikız dedi ki...

Misocum,
Sanırım, tam saldırıya geçmeyi bilemedik ve biz ilk farkedene kadar, zaten oldukça çok yayılmıştı. Bir de geçti sanıp, biraz gevşemenin ve saçların çok uzun olmasının da payı var.
Neyse, şükür geçti.
Sen şu koca kızın bit hallerini bi anlatsana...
:-))

Sndrfknella dedi ki...

Aranızda en geç bitlenen benim demek ki. Üniversite 2. senemde bitlenip tek hamlede yenmiştim mereti. Daha doğrusu kim kimi yendi bilinmez, ben biti tek yıkamada 2 şişe bit şampuanı kullanarak bitirdim, bitin intikamı ise şampuanı kötü emellerine alet edip saçlarımı kavurmak suretiyle olmuştu. Benim resmen çok açık kumral-neredeyse sarı-olan tokaların tutamadığı kadar çok olan saçlarım, radyasyona maruz kalmışçasına tutam tutam dökülüp kızıl olmuştu!!! Kimseyi saçlarımı boyattığıma inandıramamıştım, o kadar farkedilesi bir renk farkı olmuştu yani!!! Saçlarım artık eskisi kadar kızıl değil, ama hiç bir zaman da o güzel doğal sarımsı renge dönemedi. Koyu kumral, ve hala çok ince telli ve çok azmış gibi duruyor.

Kızına duble geçmiş olsun, kırık da çok pistir bilirim. Ben ayak bileğimi kırmıştım, tek başına yaşarken sıkı bir Polyanna olarak "İyi ki kolumda kırık olmamış, hayat kabus olurmuş," demiştim. Umarım bir daha böyle tatsızlıklar yaşamasın güzeller güzeli kızın :)))

Sevgiler,

ekmekcikız dedi ki...

Sndrnellacım,
Sen de mi?

Aman aman, ne işmiş bu?

Nasıl da bir kimyasal etkiymiş bu yahu!
Saçlarını yakmış, kavurmuş demek ki; çok yazık.:(

Bu talihsiz serüvenler dizisini okuyunca, kızım, eminim ki artık hiç üzülmeyecektir.
Yaşasın Bit KızKardeşliği!
:-))

Elif dedi ki...

Ben de ilkokulda, hem de Almanya seyahatinda bitlenmistim! Ve de benim kivircik saclarla, dusun!!!!

Sirkelerin canli olup olmadigini kontrol ederken citlatirlardi. Cit ederse canli, yine sampuanlanacak, citlamazsa olmus. Bir umut var! :oP

Igrenc birsey ama neyse ki caresi var. Ya vucut biti? O daha da igrenc! Insanin her taraflarinda.... Iiiigghhhhh!!!!!!

www.elifsavas.com/blog

mitmit dedi ki...

Kolay gelsin Ekmekçikız. Bitin ve de hatta (evlerden ırak) veremin varsıl semtlerde daha yaygın görüldüğü konusunda cocuk doktorumuzun bizi uyardigini hatırlıyorum.

Her cocuk gibi bendeniz de 2 kere bitlenmiştim. Ve benim saçlarımda aynı akibete uğramıştı. Ustelik annem "herseyi bilen komsu teyzeye" kosunca ondan aldıgı tavsiye uzerine kafama gaz yagini boca etmisti ve sac derim aynı gunes yanigi gibi kavrulup soyulmustu.

Bu tecrubeden hareketle sana yeniden bitlenmemek üzere iki tavsiyem olabilir:
1) Her sabah okula gitmeden saclarını sulandırılmıs gaz yagı ile tarayabilirsin.
2) aktarda satılan "kafurun" dan alıp kokusu dışardan hissedilecek gibi (malesef!) yakasına vs bir yerine iğneleyebilirsin.

Bunlar denenmis yontemlerdir. Tek sakıncası kokusu olabilir!

ekmekcikız dedi ki...

Elifcim,
:)
İstisnasız her blog arkadaşım bitlenmiş, yahu!
Nasıl bi şey bu?

Akşam kızıma bütün bit kardeşlerini gösterdim. Zaten saçlr da uzamaya başladı. Keyfi yerine geldi, artık.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Mitciğim,

"Bit şampuanların işe yaramıyor, kahretsin, ne yapacağız?" aşamasındayken, ben de gazyağı seçeneğini kullanmak üzereydim.
Fakat, ben boca etmeyecektim, az az sürecektim.:)) Tam o günlerde sirkelerin sonuna geldik de, gerek kalmadı.
Bir de saçı boyatmak, biti uzaklaştırır demişlerdi, son çare olarak, sömestrde saç boyarız diye düşünüyordum.
Şu kafurun aklımda kalsın, bir gün işe yarar bakarsın.
:)

Fatma dedi ki...

Çok geçmiş olsun Ekmekçikız,
cidden çok çekmişsiniz, kızın da sen de. Beni en çok üzen de kızının saçlarının kesilmesi oldu doğrusu. Bilirim uzun saç tutkusunu ve ne kadar uzun zaman ve emekle uzatıldığını.

Burada da bitlenme durumları var okullarda. Birkaç yıl önce bir arkadaşımız bahsetmişti küçük kızlarının okuldan bit kaptığını. Her yerde oluyor demekki.

Benim küçüklüğümde de çok yaygındı okulda bit salgını. Annem, şampuan da değil, gazyağına batırdığı tarakla tarardı saçlarımı ama işe yarardı.

Neyse, Çok geçmiş olsun tekrardan.

ekmekcikız dedi ki...

Fatmacım, sağol.:)
Neyse, bitti artık.
Şimdilik sadece lafını edince kaşınma hali kaldı.:-)
Saçları iyi kesmişim valla; daha şimdiden toplanacak kadar uzadılar. Bir de, bu boy yüzüne çok yakıştı, çiçeğimin. Arkadaşları da beğendiklerini söyleyince, kısa saç sıkıntısını kolayca atlattı, bile.
:)