Pazartesi, Mart 10, 2008

YALDIZ TOZU

İlkokul binasının arkalarında, bahçe duvarına yakın yerde bir baraka işlik vardı.
İş eğitimi dersi malzemesi mi koyarlardı, yoksa artmış veya kullanılmayı bekleyen inşaat malzemesi mi vardı; hatırlayamıyorum.
Belki de Amerikan yardımı süttozu kutularını koymuşlardı.

Bize süttozu verirler miydi, verilse bile ben içer miydim? Onu da hatırlamıyorum.
O yıllarda, pek boğazsız, titiz anne tanımlamasıyla söylersek, çelimsiz bir çocuktum. Sanırım, sadece yemek yemesi için çok çok ısrar edilen ve biraz da bu negatif ilgiyle beslenen, normal bir çocuktum.

Baraka, yarım silindir şeklindeydi.
Silindirin yarı daire olan dar kısmında bir kapı vardı. Dar bir kapı.
Yoksa, sadece, çengelle tutturulmuş, gereğinde ittirilerek girilen düz bir tahta mıydı?
Silindirin uzun kısımlarında -en azından bir tarafında- bir iki pencerecik vardı, galiba.

Barakanın teneke yüzeyine, siyah okul önlüklerimizin kolunu, ya da önlük cebimizde katlı duran ütülü bez mendillerimizi sürdüğümüzde, kumaşa yaldızlı bir parlaklık bulaşırdı.
O parlak toz, biz kızlar için çok değerliydi; bir tür sihirli masal tozu gibi...
Yine de, o değerli toza ulaşmak için bile, barakanın olduğu yere pek sık gitmezdik. Sanki oralarda dolaşmak konusunda gizli bir yasak vardı.

Dün, öğlen üzeri, evin önünde durup beklerken, yeni filizlenmeye başlayan kuru dallarda titreşen, bahçe demirine vuran güneş ışığı, bir an gözümü aldı.
Neden bilmiyorum, o an, barakanın yaldız tozunu anımsadım; bunu anlatmalıyım düşüncesiyle aynı anda üstelik.

Bakar mısınız, kışsonu güneşinin oyununa?





Vincent van Gogh
Almond Tree in Blossom
Van Gogh Museum, Amsterdam


14 yorum:

şengül dedi ki...

yrumun için ellerine sağlık çok güzel yazmışsın canım.

miso dedi ki...

Ekmekçikızım
Hava muhteşem, bırak derse girmeyi, eve bile gitmek istemiyorum desem yeridir. Böyle insanın üzerine vurdu mu güneş, sırt üstü yatıp çimenlere marul curul öterek sevdirmek lazım kendini. Kediler gibi tıpkı; o harika hayvanlar gibi.

marruu

teyzenteyfik dedi ki...

Evet, günes ne güzeldi bugün

elektra dedi ki...

ekmekçikızcığım, barakalı okulum vardı benim de diyarbakır'da. ama pek haraptı. öyle yıldız tozu hayalleri kurduracak bakımdan yoksundu. ama soba boruları yaldızlanırdı. ben de onlara sürerdim elimi. uzaylı olduğumu düşünürdüm:)

endiseliperi dedi ki...

ekmekçikız, ne küçük, zarif bir yazı, öyle hoşuma gitti ki.

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

Tr da herkes bahardan bahsediyor, havalar buralarda sogukken, bu yazilar resmen icimi isitiyor.

Kizkardesim dun Amsterdam'a egitim icin uctu, Van Gogh muzesi benim ona verdigim listede vardi, umarim gitmek nasip. Ben oradayken, Dr. Gachet sergisi vardi, dun gitmisim gibi gozlerimin onunde...

PS: bak ders calisacagim derken, bahardi, yazdi diyerek nerelere goturdu yazin beni..:-))

ekmekcikız dedi ki...

Şengül Hanım,
Teşekkür ederim. Güneş ışığı hepimizin hoşuna gidiyor, sanırım.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Misocuğum,
Kedilerin ayındayız değil mi?
Çığlıklar atarak dolanıyorlar, mutlular. Yetmiyor, daha da çok mutlu olmak istiyorlar.
:))

ekmekcikız dedi ki...

T.T., tinimini hanım,
Siz daha buralardasınız anladığıma göre. İş sıkışıklıklarınız bitti mi, acaba?
Bak, iki güne yağmur gelecek artık. Haberin olsun.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Benim bu okulum da öyle ahım şahım bişey değildi, Yozgat'ın bir ilçesindeydik, o zaman.
Ne vesile ileyse deneme okulu olarak atamışlardı, bazı değişik uygulamaları olurdu; çocuklara okumayı kısa zamanda öğretmek gibi.

Soba borularına her sene yaldız sürülürdü, tabii ki. İlk günler parlak parlak olurdu, kış sonuna doğru yine eski kara renkli soba borularına dönüşürdü.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Periciğim,
Merhaba!Kaç zamandır sessizliğe gömülmüştün.
Son yazılarını şimdi gördüm, gidip
tekrar uzun okuyacağım.

Yaldız tozunun hatırlattıkları işte, hafif, uçucu...
:))

ekmekcikız dedi ki...

Muhtarcım,
Sen daha iyi bilirsin, New York ile İstanbul'un havası oldukça paralel özellikte gidermiş, diye duymuştum.
Demek bu ara, okyanus akıntıları size oyun etti.

Kardeşin çok şanslı, bence.
Eğitim için de, gezmek için de dünyanın en güzel yerlerinden biri Amsterdam. Keyfini çıkarmasını dilerim.
:))

Fatma dedi ki...

Ne hoş bir yazı Sevgili Ekmekçikız! Biraz nostalji, biraz melankoli... Bir de kış güneşi bende aynı etkiyi uyandırır.

ekmekcikız dedi ki...

Fatmacım,
Kışın güneşi görmek, özellikle ardarada geçmiş kapalı günlerden sonra, duygularımızı daha derinden etkiliyor, belki de...
:)