Pazar, Nisan 13, 2008

FESTİVAL GÜNLERİ

DİKKAT!
BU BİR SİNEMA YAZISI DEĞİLDİR!

Festivalin ilk haftası heyecan fırtınası halinde geçti.
Her nasılsa festival zamanı şehrimizin en hareketli, sıkışık trafikli, bambaşka konularda da canlı bir hali oluyor.
Bence, baş sorumlu "bahar geldi" sendromu.
Ya da bilemiyorum işte, büyük kentin karmaşası sadece.

En son bugün E. ile sinema girişindeki görevli arasında geçen konuşma, örneğin.
G.: Film başladı hamfendi, geçemezsiniz.
E.: Evet, ama, geçmem lazım.
G.: Film başladıktan sonra kimseyi alamıyoruz, kural bu.
E.: Biliyorum, ama, geçmem lazım.
G.: Mümkün değil, efendim.
E.: Ölürüm de geçerim.
G.: Hayır efendim geçemezsiniz.
E.: Ölürüm, yine geçerim.
G.: Nasıl yani?
E.: Bu filme gelmek için birbuçuk saattir yoldayım, ölürüm, yine geçerim!
G.: Yok yok, hanfendi ölmeyin, buyrun geçin!

İki gün önce Polis Haftası bişey bişey törenleri nedeniyle Taksim'e çıkamayan D. ile telefon konuşmamız, veya.
D.: Merhaba şekerim, yola çıktım sen nerdesin?
B.: Zencefil'de kısa bir öğlen yemeği yiyeceğiz S. ile, sen de gelsene.

D.: Yahu, Taksim'e giden bütün yollar tıkalı, orada bişey mi var?
B.: Sabah polis töreni için yolları kesiyorlardı, bitmemiş mi, yoksa?
D.: Gıdım gıdım trafik, akmıyor, beni yemeğe beklemeyin, kahve içerim.

B.: Nerdesin, tatlım? Her gelen trafikten bunalmış, yaklaştın mı?
D.: Yok yahu, aynı yerdeyim onbeş dakkadır, ne yapsam, arabayı bırakacak yer de yok.
B.: S. de gelemedi zaten, ben sinema kapısında seni beklerim.

D.: Şekerim ben dönüyorum, otoparka almıyorlar, her taraf kapalı, Taksim'e kuş uçurtmuyorlar.
B.: Tüh, üzüldüm. Onca yolu geldin, arabada kapalı kaldın. Üff!

B.: Fazla bilet isteyen var mı? (Film saatinde kapıda.)

Üstelik geçen Cumartesi, festivalin ilk günü de meydanda lale töreni mi vardı, neydi yine her taraf cümbüş halindeydi. Az daha o nedenle de mahsur kalacaktık ki, ucundan sıyrılmıştık. Şimdilik, A. ile gittiğimiz filmlerde bir kaza olmadı. Bu da bir şeydir.

Neyse!
Bir haftası geçti bile. Haftaya belki daha sakin günler olur.
Filmleri mi soruyor sunuz?
Iıh, anlatamam. Şimdilik lale versek, size?

2 yorum:

Simon Templar dedi ki...

çok korkuttum galiba:) ama bu bence tam da festival yazısı. olayın önemli bir kısmı o koşturmada zaten. o film için genelde bir şansınız vardır, plan yapılır, yol için zaman hesabı yapılır. kapıda bilet satılır, bilet alınır, vs. o tarafı filmler kadar önemli.

ekmekcikız dedi ki...

En son hikayeyi yazayım o zaman.:)

Başlangıçta festivale anti tavırla yaklaşan, ilgisiz kalan bir arkadaşım, pazar günü gazetede bir festival filmi hakkında yazı okumuş, ilgisini çekmiş.
Ah, bilet bulunur mu acaba dedi. Ben oralardayım, bakayım dedim.
Sordum; o günkü ve ertesi günkü gösterimlere bilet yok, salon dolu.
Tüh yazık deyip gidiyordum ki, gişedeki ilgili, aslında bir seyirci bilet bıraktı, yarına dedi. Aa, alayım hemen, ne kadar dedim. Parasızmış!
Seyirci üstüne yazmış, "hediyedir, satılamaz" diye. Şahane!
Bizimkine mesaj çektim, "ballısın, tek ve son bilet senin, üstelik para ödemeden".
Dün seyretti, beğenmiş.
:))