Pazartesi, Mayıs 12, 2008

BABASIZ KIZLAR KULÜBÜ

"................ Şimdi babasız kızlar klübüne bir kız daha katıldı.
İyidir babasız kızlar. İlişki yürütemezler ama hayatı omuzlamayı severler. Şımarıklıkları kendilerinedir.
Sadece, etraflarındaki kızlar babalarına ergenlik dönemlerinde ‘babacım’ dediklerinde özenip gizli gizli yastıklara kafayı gömüp ‘baba’ derler arada bir.
Bu iflah olmaz bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaçlarının faturasını hep anneleri öder.
Babasız kızlar için değil ama babasız kızların anneleri içindir esas zor hayat. Babasız kızlar bunu melankoli ihtiyacını karşılayıp kafa bulmak için kullanırlar ama anneleri hayatı hani o Kurtuluş Savaşı’nda bomba taşıyan köylü kadınları gibi bir iman gücüyle yaşarlar.
Koskoca bir ömrü kızlarını daha iyi bir hayat yaşasın, baba ihtiyacı duymasın diye heba ederler. Annenin hayat yaşayamamasının yükünü taşıyansa yine babasız kızlardır. Bu, boktan bir iştir.
Hiçbir baba, baba da olmak zorunda kalan bir anne kadar baba olamamıştır.
Şimdi biz, papağana ‘baba’ dedirtmemeye gayret ediyoruz. ‘Baba’ lafını ne kadar az duyarsa Ceren, o kadar iyi çünkü. Bunun bir de Babalar Günüsü filan var. Bakalım ne halt edeceğiz... Bu Babalar Günü yarasını 20 yıl içimde gezdirdim.
Şans bu ya, yazdık bütün bunları bir Cumartesi ekine, şimdi kimbilir kimin evinde bir kuşun kafesinin altına serilecek.
Gerçi, hayatın bu saçma sapan anlamsızlığında hiç değilse bir işe yarayacak ya, o bile bir şeydir."


diyor, Ayça Şen.
Üstüne tıkladığınızda tamamını okuyabileceğiniz bu yazı, 10 Mayıs günü Radikal Cumartesi ekinde yayınlandı.

Ayça Şen, yakın arkadaşının genç yaşta ölen kocasını, onun küçücük yaşta babasız kalan kızını anlatmış.

Aslında, her ölüm acı verir. Özellikle ebeveyn kaybı.
Ölen anne olsun baba olsun, geride kalan çocuk kız olsun erkek olsun, ölüm her canlıyı aynı yoksunlukta, zayıflıkta bırakıyor. İnsan yaşı kaç olursa olsun, kendini küçücük hissediyor.

Onun kadar küçük yaşta olmasa da erken bir ölümle kaybettiğimiz babam nedeniyle, anlattıkları beni derinden etkiledi. Önce uzun uzun ağladım, sonra bu duygularını ifade edemeyen varsa, onlara dil olabilsin diye bu yazıyı eklemeye karar verdim.

Böylece, "kuş kafesine serilmiş bir gazete sayfasından" başka bir yerde de göze ilişebilir, okunabilir. "Hayatın saçma sapan anlamsızlığında" daha çok işe yarabilir.
.

12 yorum:

elektra dedi ki...

ekmekçikız:(
sarıldım say sana, üzdün beni yahu:(

şule dedi ki...

ayca sen'i kacirmamaya calisir okurum mutlaka, senlendirir icimi cogu zaman. bu sefer burktu icimizi ama...olum, hele de geride kucucuk cocuklar kaliyorsa daha da zamansiz oluyor ne yazik ki :(
ben bir de o anneyi dusundum. bir omur boyu bundan sonra, kizina babasizligi hissettirmemeye calisacak. oysa kizi hissedecek bunu, o da bilecek, ici iki kat daha aciyacak. of ya, of...

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Sağolasın.:))
Derdim kimsecikleri üzmek değil, hele seni hiç.:)
Yine de anneler gününden bir gün önce eski bir arkadaşımın annesini kaybettiğini öğrenmek ve üstüne bu yazıyı okumak, beni üzdü. Kaybı olanları düşünüp, paylaşmak istedim.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
Ben de o küçük kızı düşününce içim burkuldu.
Belki, o şimdi bir süre en azından şiddetle yoksunluk hissetmeyecek. Bazı duygular, zaman geçip, yaşantılar üstüste binince yüzeye çıkıyor.
Hayat bu, işte.
:)

neolitik hanım dedi ki...

ben de dün okudum bu yazıyı. link versem mi sayfadan dedim ama sonra çıkmış aklımdan, iyi ki paylaştin. dedigin gibi anne-baba kaybı insan hangi yaşta olursa olsun sarsıcı.

teyzenteyfik dedi ki...

Diyecek söz bulamadim
:(

Ama öylece gecip gitmek de istemedim. Zor, cok zor olmali...

Arzu Çur dedi ki...

Babasız kızlar denince benim aklıma hep Perihan Mağden gelir. Yıllar önce Pazartesi'de yazdığı bir yazıda babasız bir kız olmanın getirdiği avantajlardan söz etmişti. Çok güzel yazmıştı.

Babasız Kızlar Balosu adında bir şiiri vardır bir de der ki:

babamız bizi sevmedi
öyle birşey koptu ki içimizde
bütün kötü kadınlar bizden sorulur
kaçmayı biliriz biz en iyi
ey cesur! ey sevgili! sıkıysa bak gözlerime
taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim
çocukluk acıları pazılarımdır benim
ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin."

Ve yine demiş ki Express'e verdiği röportajda: "babasız kızlara çok güveniyorum ben, onlar nasıl çocukken babalarının karşısında kırıtıp sırıtmadılarsa hayata karşı da kırıtıp sırıtacak halleri yoktur"

Velhasıl evet babamız çok kıymetlidir, babasızlık çok zordur. Ama bu zorluğu aşarken gösterilen cesaret o küçük kızları müthiş kadınlar yapar.

Alıntılar için sağolasın ekşi sözlük diyorum. Link ekliyorum: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=babasiz+kizlar+balosu

ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum,

Gerçek bir acı sebep olmuş, bu yazıya. O nedenle, bu kadar etkiledi hepimizi.

ekmekcikız dedi ki...

T.T.ciğim,

İnsan bu! Hayatta o kadar çok şeye alışılıyor ki, dışardan bakınca yaşaması zor o kadar çok duygu realize ediliyor ki...
Bu da öyle.
Sağol.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,

Hiç kimseye haksızlık etmemeli.
Babasız kız olmak kadar, belki başka nedenle babasız oğlan çocuğu olmak da zor. Kimbilir, onlar neler yaşıyorlar, ne zorlu duyguların üstesinden gelmeye çalışıyorlar?

Perihan Mağden'in şiirini okumuştum, sen hatırlattın.
Evet, hayata karşı kırıtıp sırıtmazlar pek; yine de bazen bu da bir ihtiyaç değil midir?

Keşke, tüm gerçek ihtiyaçları karşılanabilen bireyler olabilsek.

müzi dedi ki...

okumamistim bu yaziyi. okudum da sarsildim simdi. ismet berkan yazmisti, annesini kaybettiginde, bir-iki yil once. 'insan kac yasinda olursa olsun, anne-babasiz kalinca buyuyor asil. onlar oldugu muddetce birilerinin cocugusun cunku' diyordu. simdi bu kucucuk cocuk ise, digerlerinden daha cabuk buyuyecek, cocuklugunun buyuk bir bolumu eksik kalmis bir sekilde. hayat zor. o kucuk kiz, genc es ve anne-baba icin ise tarifsiz bir sekilde zor.

ekmekcikız dedi ki...

Müzicim,

Kendiliğinden büyümek iyi de, zorunlu olarak büyümek, zorunda kalmak pek fena.:(