Pazar, Mayıs 18, 2008

MÜKEMMEL ANNE VAR MIDIR?

Yoktur!

Soruyu sordum, cevabını verdim ve iş bitti.
Hayır, değil.
Yıllardır düşüne taşına, okuya, yaşaya vardığım sonucu baştan söyledim de, aslında belki bu soru çeşitlendirilebilir, genişletilebilir.
Var mı acaba; mükemmel baba, çocuk, eş, aile, hayat, iş, ev, şehir....
Bence onlar da yok ki.

Belki, o ideal, mükemmel olan -her ne ise- olabilseydi yaşamın kendisi çekilmez olacaktı. Hayatı "işte geldik, gidiyoruz", "ne yapalım düzen böyle" düzeylerinden farklı algılayan, sorgulayan, geliştirmek isteyen, iz bırakmak, varolmak isteyen insan için mükemmeli bulmak bir amaç. Ulaşılabilir mi?
Sanmam. Eh, çaba gösterilebilir.
Neyse, işin ucu çözülmemiş felsefe problemlerine varmadan, ben, hemen bir manevra yapayım ve günlük hayatta mükemmel uğruna gösterdiğimiz çabaya döneyim.

Üç gün önce Miso, Anneler Günü Ertesi yazısında çocuk yetiştirme konusunda kendisiyle hesaplaşıyordu. Tesadüfen, o gün, kızımın okulunda bir veli seminerine katılmıştım. Psikolog Dr. Nevin Dölek tarafından verilen seminerin konusu, "Çocuk Yetiştirmede Hoşgörü ve Disiplin Sarkacı" idi. Bu mükemmel anne olmak sorusunu bir kere daha düşündüm.

Bu tür toplantılarda ders dinler gibi not tutmayı sevmiyorum. Sınava girecek değilim ki. Konu iyi anlatılıyorsa, ilgimi çeken bilgileri daha önce öğrendiklerimle veya kafamdaki sorularla karşılaştırmak, dinlemeyi zevkli hale getiriyor.

Demek ki, ne Miso'ya ne size bir psikolog tarafından anlatılmış hap bilgi şeklinde doğruları söyleyemeyeceğim. Sadece, izlenim aktarabilirim.

Bu toplantıdan bana kalanları sıralarsam:
*Ebeveynseniz, meslek erbabı bile olsanız hata yapabilirsiniz. Dolayısıyla, yaptığınız hataların büyük-küçük olması değil, düzeltilebilir olması önemlidir.

*Gerçek bir tane değildir. Tabii ki, gerçek tektir, ancak, herkesin kendi açısından algılanışı farklıdır. Bu nedenle, bir problem varsa, önce sorunu görün, onun varlığını kabul edin, sakin davranın ve mutlaka kararlı ve tutarlı olun.

*Çocuğunuzun davranışına odaklanın, itirazınız varsa, o davranışa olsun; çocuğunuzun (genel olarak, karşınızdaki tartıştığınız kişinin) kişiliğini tartışma konusu etmeyin.

Şu 3 adet * için bir örnek derseniz:
Mesela, "eve geç geldiğin için endişelendim, seni merak ettim" deyin ona, "sen ne sorumsuz, salak çocuksun, bu saatte eve gelinir mi" demeyin.
"Bu saatte eve geldiğin için, hafta sonu arkadaşlarınla sinemaya gitmene izin vermeyeceğim" deyin ve bu kararınızı uygulayın.
"Bir daha sokağa nah çıkarsın" deyip, üç gün sonra "bak geç gelirsen karışmam" şeklinde hiç bir yaptırımı ve anlamı olmayan bir cümle eşliğinde sokağa gönderip, kurallarınızı kendiniz bozarak onu serseme çevirmeyin.

Toplumumuzda sevgi eksik değil, herkes çocuğunu seviyor, dedi Nevin Dölek. Devam etti, peki kaç kişi çocuğuna, onun varlığına saygı gösteriyor?
Sanırım, bu "saygı" meselesini düşünen pek fazla sayıda değil.

Sorunlarımızın çoğunun temelinde, karşısındakinin varlığını görmek, kabul etmek ve ona saygı göstermek gereğini gözardı etmek diye özetlenecek eksikliğimiz yok mu?


4 yorum:

elektra dedi ki...

günaaaydııın:)
nasılsın ekmekçikızcığım?
özlemişim seni yahu:) ben çok yorgunum:( yorgunluktan geberiyorum. uffff, şafak sayıyorum resmen. az kaldı az kaldı diye...
neyse, bence de yazının sonucu, daha başındaki saptama. mükemmel ebeveyn var mıdır?
yoktur. gelişimin diyalektiğine aykırı. biz ne yaparsak yapalım bu sıpalar bizle ilgili bir eksiklik bulacaktır. iyiki de bulacaktır, kendileri olacaklardır bu sürecin sonunda çünkü. yapılacak en güzel şey, kendini ve onu gözeterek yaşamak. ve sakin olmak. ve onu başka biri olarak kabul etmek.
iyi bir hafta olsun bu hafta...

şule dedi ki...

cancagizim;
ben senin bazi yazilarini blog alemine takilmayan arkadaslarima gonderiyorum okusunlar diye. bu da onlardan biri. bu haftasonum farkli dostlarla ozellikle bu konu uzerinde derin sohbetlerle gectikten sonra iznin olursa, yine linkini verecegim bir ikisine, mahrum kalmasinlar bu yazidan diye.
mukemmel anne tabii ki yok ama mukemmel olmaya cabalayan anneler var, biz variz. belki kenarina bile yaklasamiyoruz, belki teget geciyoruz ama cabaliyoruz sonunda ve bence cocuklarimiz bizim bu cabalarimizi goruyorlar, anliyorlar.
umarim kendileriyle ve cevreleriyle barisik, mutlu, huzurlu ve durust bireyler olurlar.

ekmekcikız dedi ki...

İyi aşkamlaaaarrrr, Elektracım! :))
Seni özledim, kaç gündür sesin çıkmayınca, Çur Hanım ile tatile mi kaçtın yoksa, diye bile düşündüm, inan.
Şu yorgunluk bitecek, az kaldı. Bugün resmi tatil, ek bir nefes alma imkanı sağlamıştır, umarım.

Tatili fırsat bilip yürüyüş, sinema, arkadaş görmesi filan ile geçirdim, uzun hafta sonunu. Darısı başına.:))

Sıpaların bizi eksik bulmasına karşı değilim. Dediğin gibi, gelişimin ruhunda bu var, zaten.
Benim derdim, tamiri zor veya imkansız hataya sebebiyet vermemek.
Hani, geçen gün tepemi attıran taşlı ruhlardan yaratmamak.

Bu hafta ve devamı güzel gelsin, sana da.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
İznim olursa, ne demek? Çok sevinirim. Ayrıca yüzüm kızardı,inan. Sözlerin büyük iltifat benim için.

Mükemmel olmaya çabalayan anneler konusundaki söylediklerine "belki kenarina bile yaklasamiyoruz, belki teget geciyoruz ama cabaliyoruz" kısmı hariç tamamen katılıyorum. O güler yüzlü oğlan, senin hiç de teğet geçmediğinin göstergesi; haksızlık etme kendine.
:))