Cuma, Mayıs 02, 2008

MUSEO di CAPODİMONTE

Geldik son güne. Bu akşam dönüş uçağımız var.

Uçuş, gelişte olduğu gibi Bari havaalanından. Demek ki dört beş saatimiz Napoli-Bari arasında geçecek. Rehberimizin, erken yola çıkıp Bari yakınındaki ilginç iki yerleşimi görme önerisi, yorgunluk ve Napoli'ye zaman ayırmak gerekçeleriyle kabul görmedi. (Havaalanında konuştuğumuz başka bir turun yolcuları bu geziyi yapmış. Gidilen yerlerden biri Kapadokya'ya benziyormuş, diğerinde değişik bir taş cinsi ile başka hiçbir malzeme kullanılmadan yapılmış evler varmış.)

Bu durumda, öğlene kadar serbest zaman var.
Otobüse atlayıp,
Capodimonte'ye gidiyoruz. Burası kocaman bir koru içinde yer alan eski bir saray.
Saray binası Ulusal Müze olarak kullanılıyor. Bahçesi ise, koşturan, gezen, dinlenen Napolililer için piknik alanı.

Müzenin bizim için ilginç tarafı Bellini, Botticelli, Caravaggio, Goya, Tiziano gibi ünlü ressamların eserlerini görmemiz oldu.
Sarayın bazı kabul salonları ve kütüphanesi oldukları gibi korunmuşlardı ve muhteşemdiler. Kullanılan malzeme, zarefet, renkler hepsi hayranlık uyandırıcı idi.
Fakat, galerilerde gezerken birara, bebek İsa, çarmıha gerilmiş İsa, çarmıhtan indirilen İsa, resimleri görmekten fenalık geldi. Çabuk çabuk yürüdük, geçtik.

Dönüşte, bir iki ufak hediyelik alışverişi yapıp, kaç gündür hayalini kurduğumuz "gerçek İtalyan usulü kahve içmek" eylemini gerçekleştirdik.
Otele yakın, tam yerel özellikteki bir pastane/kafede mis kokulu bir yudumluk acı kahvemizi içtik.
Kahve yanındaki minik çukulata ve üstüne içilen gazlı su lezzeti tamamladı.

Bir fikir vermesi için (görüntüsü ve sesi çok iyi olamayan)
şu videoyu izlemenizi önerebilirim.
Evde yapılan kahve için çok daha küçük bir kahve pişirici yeterli oluyor.
Aşağıdaki gibi:




Sonrası, otobüse yerleşme, yola çıkma, etrafı seyrederek doğuya doğru yol alma, havaalanına ulaşma, birbuçuk saat check in kuyruğunda ağaç olma, uçak yolculuğu ve geceyarısından sonra İstanbul.

İşte, bütün hepsi bu.

7 yorum:

endiseliperi dedi ki...

olsun:))yine de çok güzel geçmiş.
ama geceyarısından sonra istanbul'a geldik dedin ya, derin bir oh çektim:) bende hiç gezgin ruhu yok anlaşılan.

elektra dedi ki...

eh kapanış yazında yeniden bir hoşgeldin diyerek ben de son noktayı koyayım o zaman.
bir de , o dar alanda amma yoğun kahve olur yahu. ımmmhhh, kokusu da nefistir eminim.
ellerine sağlık yazı dizin için.
nice gezi yazılarına:)

ekmekcikız dedi ki...

Peri, doğru diyorsun; sende olup olmadığını bilemem, ama, gezgin ruhlu olmak başka birşey.
Gezi boyunca düşündüm, şimdi şu Napoli banliyö treninde değil de İstanbul'dakinde olsaydım, ne fark edecekti, diye.
Bir-iki gezip görmekle ilgili sıradan cevap dışında ciddi bir açıklaması yok, bunun. Sadece içten gelen dürtü bu, gez, oraya da git, buraya da...
Zaten, burada da evde tüm gün kaldığımda fenalıklar basar beni. Bu gezi işi, dışarda olmanın biraz abartılı hali.:))

ekmekcikız dedi ki...

En azimli yorumkar Elektra,
Ben de sana teşekkür ederim.
:))

Dilerim, kısa zamanda oğulcuğunun da katılacağı gibi güzel bir yurtdışı gezisi yaparsınız ve biz de senin anılarını okuruz.

Bir haftadır, bütün sayfalarım Campani'nın (gittiğimiz bölgenin adı) fotoğraf ve yazılarıyla doldu. Umarım, baygınlık vermemişimdir.
:)

Fatma dedi ki...

Oooo Ekmekçikız, hiç boş bırakmaya gelmiyorsun vallahi, kuş misali hoooppp:))) Resimler nefis, yazıları şöyle bir okudum ama döneceğim en baştan okumak için. Buraların karanlık ve yağmurlu olmasından mıdır nedir, böyle güneşli, renkli Akdeniz fotoğraflarına bayılıyorum bu aralar, isabet oldular.

Sevgiler...

Fatma dedi ki...

Çok yoğun ama zevkli bir gezi olmuş. Enerjine hayranım Ekmekçikız, sen bu yorgunlukla kalk bir de bu fotoğrafları yükleyip yazı yaz. Gerçekten hayranım enerjine. Benim ruhum geçmiş anlaşılan:)

ekmekcikız dedi ki...

Fatmacım,
Gidene dek hergün gezi hedefimizin hava durumunu kontrol ettim. Hep yağmur hep yağmur.
Bir gün önce açtı, aynı anda İstanbul bozdu. Şans işte.
Pırıl pırıl, ancak sıcağı bunaltmayan bir havada gezdik.
Çok memnun kaldık.

Senin enerjili halinle neler yaptığını, anlattıklarından biliyorum. Benimkisi gezgin merakı, enerjiden önce o gerekiyor. istim arkadan geliyor.
:))