Perşembe, Mayıs 01, 2008

POMPEİ ve SORRENTO

İkinci gün, otelde kahvaltımızı yapıp, sırt çantalarımızı alıp, istasyona gittik. Pompei'ye doğru giden Circumvesuviana hattı için bilet aldık. Bu söylemeyi bir türlü beceremediğimiz isim, bir tür banliyö treni. Pompei, Napoli'den Sorrento'ya kadar devam eden bu tren hattının ortalarında yer alıyor. İstasyondan çıkınca, kısa bir yürüyüşle harebenin ana giriş kapısına ulaşıp, biletinizi alabiliyorsunuz.
Aşağıdaki fotoğrafta sağ tarafta kalan bölümden ilerleyince.



Monte Vesuvio, bildiğimiz adıyla Vezüv Yanardağı, dünyadaki aktif yanardağlardan biri (imiş). Bildiğim, ancak nedense unuttuğum bu gerçeği İstanbul'a dönünce hatırladım.
Ne tuhaf, değil mi? Unutmamış olsam, Napoli'ye gitmez miydim? Sanırım, yine giderdim. Hernasılsa, bizim de oradaki insanlardan farkımız yok; biz de saatli bomba üzerinde yaşıyoruz.

Pompei, MS 79'da Vezüv patladığında üstü küllerle kaplanarak haritadan silinmiş. O zaman nüfusu ikibin kadar kalmış. Çünkü, patlamadan yaklaşık on yıl kadar önceki bir büyük depremde yirmibeşbin olan nüfus ölenlerle, kaçanlarla iyice azalmış durumdaymış.
Pompei ile ilgili pek çok söylenti, efsane var. Ağırlıklı düşünce, bu şehirde yaşayanların sanki cezalandırıldığı üstüne.

Bu söylentilerin, insanların doğa olaylarını anlayamamak ve açıklayamamaktan kaynaklanan korkularıyla yaratıldığını düşünüyorum. Yanardağın Gazabı! Tanrıların Öfkesi! gibi.

Bugün Pompei, duvarları bütün halde duran evleri, büyüklü küçüklü, üstü açık örtük tiyatroları, spor alanları, botanik bahçeleri, süslü bahçeli büyük evleri, kölelerin yaşadıkları tek odalı evleri, tapınakları, sunakları, çamaşırhaneleri, yağhaneleri, erzak ambarları ile her şeyiyle tam kurulmuş, uygar bir şehrin nasıl olduğunun insanlara gösterilmesi için var, sanki.
Sanki, o, üstü lavla tozla örtüldüğü için kararmış duvarların kenarında bir anda o günün insanları beliriverecekmiş gibi bir hisle dolaşıp durduk, kalıntıları.


Yukardaki fotoğrafın benzerini çekmiştik. Cama yansıyan ışık görüntüyü parlatmış, o nedenle bir İtalya gezgininin blogundan bulduğum bu fotoğrafı ekledim.
Bu fotoğrafta görünenler o zaman kaçarken üstü sıcak külle kaplandığı için o an, orada ölen insanların bulunmuş bedenleri. Bunlar bir tür heykel kalıbı gibi bir fiziksel oluşum geçirmiş olduklarından, tam o anı yansıtıyorlar. Camdan yapılmış, kübik bir fanusun içinde korunuyorlar. Görmek çok etkileyiciydi. Bütünüyle Pompei, tam bir arkeoloji hazinesiydi, demeliyim.

Üç saatin sonunda Pompei'den çıktığımızda, dere tepe yürümekten ve gördüklerimizden fazlasıyla yorulmuştuk.
Dışardaki kafeteryada pasta yani makarna yedik, biraz kendimize geldik. Ardından hediyelik eşya satıcılarını dolaşıp, istasyona döndük.


Bu defa ayn trenle Sorrento'ya devam etmek üzere biletlerimizi aldık.
Kırk dakika civarı bir tren yolculuğundan sonra ulaştığımız Sorrento bizi büyüledi.
Deniz kenarındaki iskeleleri, plajları, tepeden denizin seyredildiği otelleri, parkları, müzesi, piyasa caddesi ile çok hoş bir tatil kasabası, burası.
Dondurma yedik, yürüdük, keyif yaptık.



Oradan sonra yola devam edip Salerno'ya kadar sahilden otobüsle gitmeyi planlamıştık. Bir de baktık ki, otobüs saati geçmiş.
İyi ki otobüsü kaçırmışız; eminim, Capri / Salerno maceramızı okuyunca, bana hak vereceksiniz.


6 yorum:

elektra dedi ki...

:)
iki gündür bilgisayardan uzağım. diyordum ki açarken, bu sefer yazmıştır artık. oooohh, hemi de tefrika olacakmış:)
önce bahsettiğin fiyat hakikaten ne kadar uygun. elbet üzerine orada harcananlar vardır, artmıştır bütçe ama, gezinin vesilesi turun ucuza gelmiş olması harcananın keyf için harcanmasını sağlamıştır. iyi ki gelmiş şu leylekler buraya:)

ben daha hiç yurtdışına çıkmadım biliyor musun? ve bir gün çıktığımda italya'dan başlamak tek dileğim. ikinci dileğimse bir daha dönmeden hep gezmek:)

tam da yazdığın şeyler nedeniyle, çamaşırlar, çanak antenler ve köpekler yani, bizim buralara benziyor gibi geliyor. tabii her yerine değil.
son foto mesela bana, karadeniz kıyılarını , safranbolu diyesim var ama, tam da çıkaramadım, anımsattı.

oğlum tepemde iki saattir onlar insan mı hakikaten, lav niye eritmemiş ama, niye taşlaşmış, nasıl ama nasıl diyerek az da ürkmüş gözlerle pompei halkının trajedisini anlamaya çalışıyor. o da tur istiyor teyzesiiii:)
öperiz:)

miso dedi ki...

Ama küsüyorum yaaa. Bu ne yaaaa.

Harikasın. Ne güzel vakit geçirmişsin. Ve ne kadar da ucuz. Bizi de götür, bize de haber ver nooolur :)

marruu

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Ben İtalya'ya hiç gitmemiştim.
Herkesin hayranlıkla sözettiği Roma, Floransa, Venedik, Toscana, Milano vs. vs. dururken İtalya'ya güneyden girmek daha iyi oldu. Kısmet olur da oraları görürsem, bu geziyi hep anacağım.

Dilerim, en yakın zamanda, uygun fiyata, sevdiğin insanlarla güzel bir İtalya gezisi yaparsın.:))

Biliyor musun Pompei'yi yazarken oğlunu ve onun arkeoloji merakını düşündüm. Tam ona göre bir yer. Bir arkeoloğun hayal edebileceği, karşılaşacağı en değerli hazinelerden biri orası olmalı. Gelecek sene Paskalya tatiline denk düşen promosyonlu turlardan size de bir piyango çıkmasını diliyorum, yeniden ve içtenlikle.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Misocum,
Valla, hepsi Fü.Hanımın yüzünden oluyor. Hiç bir yere gitmeyecek bile olsa, her hafta salı günü bir gazetede yayınlanan tur ilanlarını sıkı şekilde takip ediyor. Sonra bir gün, hoop bir balık yakalayıveriyor.
Ben de arada sebepleniyorum.
Bi dahaya sizi de haber listesine ekledim.
:))

Arzu Çur dedi ki...

Pompei'yi çocukluğumda hiç bıkmadan karıştırdığım resimli ansiklopedilerden biliyorum. Tıpkı Janjan gibi ben de büyülenmiş gibi biraz da korkuyla bakardım onlara. Bir gün İtalya'ya gidersem ilk gideceğim yer burası olacak.

ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Size, Pompei'yi Janjan eşliğinde, önderliğinde gezmek diliyorum.
Orada yaşayanları, yaşananları düşünmek etkileyici, acayip bir şey.:)