Perşembe, Mayıs 22, 2008

SARDUNYA YAPRAĞI

Sabah, çocukları okula uğurladıktan sonraydı, balkondaki sardunyaların kuru yapraklarını ayıklıyordum. Kurumaya yüz tutmuş yaprakları kopardıkça, burnumu bazısının sevmediği yabani sardunya kokusu doldurdu. Oysa, her çiçek mis kokmaz ya, sardunya böyle işte.

Sakız sardunyalarım iki sene önce kışa mı dayanamadı, toprağı mı eskimişti, -belki ikisi birden- neden olduysa, kuruyup gittilerdi. Kalanlarınsa pek bir özelliği yoktu.
Bu sene sularken, çiçekcoşturan dedikleri cins sıvı gübre katınca, elde kalan bildik sıradan sardunyalar gözkamaştırmaya başladılar.

İki gündür sıcak var ya, zavallıcıkların yaprakları epey sararmış. Gerçi, sıcağa dayanıklıdır sardunya. Yine de el kadar saksıya konulunca, yersizlikten rahatsız oluyorlar, herhalde.
Anadolu'da tenekeden saksı yaparlar; vita yağı kutusu mu olur, domates salçası kutusu mu olur elde ne varsa. En çok da sardunya dikilir o teneke kutulara. Dayanıklıdır sardunya, rengarenk açar. Üstelik o yabani kokusu sinekleri uzak tutar denir.

Sonra, işe giderken Ezginin Günlüğü'nün anı albümü Çeyrek'i dinliyordum. Vokaliz'in söylediği "Sardunya"nın sözlerine daha çok kulak verdim. Şöyle diyor:

Günler gelir geçer bulutlardan
Son bir şarkı söyler mor kuşlar
Rüzgar biter yağmur başlar gökten
Uyanır toprakta sardunya

Tutmasa düşecek dünya
Yuvarlanır kör boşluğa
Sarmış avutmuş koynunda
Yeşil bir gün toprak ana

Kapıyı çalınca birgün sardunya
Kal kal kal deme bana sakın bana

Yanmış yıkılmış bahçelerde gün
Neye yarar eski bir şarkı
Bak ellerinden taşıyor zaman
Gidelim en uzak toprağa

Yol ver ezilmesin dünya
Yol ver geçsin martılara
Yol ver güneşe ve suya
Çocuklara şarkılara

Kapıyı çalınca birgün sardunya
Kal kal kal deme bana sakın bana


Şarkının aslı bu.
Bir sır vereyim; ben Vokaliz'in yorumunu daha çok beğendim.



9 yorum:

şule dedi ki...

Ozan'in ceyrek albumunde en sevdigi sarki bu: sardunya. cosuyor bu sarkiyla. ben tutucu bir ezginin gunlugu hayraniyim sanirim, zira bence ezginin gunlugu yorumu daha guzel :)
sardunya ne guzel bir cicektir di mi? ben yapraklarina dokundugumda avcuma biraktigi kokuyu cok severim. cok kendine ozgu, cok guzeldir...

ayçobanı dedi ki...

Vokaliz'i ilk defa Ankara'da bizim mahallemizin panayirinda dinlemistim. Oracikta sattiklari cd'lerinden de alip buraya kadar getirdim. Ben de seviyorum bir cok yorumlarini. Takip edemiyorum buradan cok iyi ama saniyorum gün gectikce taniyan kitleleri artiyor onlari, ne güzel :))

müzi dedi ki...

en cok sevdigim ciceklerdendir sardunya. o her kosula uyumlu hali vardir ya, kusmez, naz etmez.. bayilirim.

müzi dedi ki...

ekleme: bir de annem buyuk bir saksiya farkli renklerdeki sardunyalari birlikte eker. cicek verdiler mi, kirmizi, beyaz, acik pembe, koyu pembe icice olurlar, renk cumbusu gibi. guzel olur.

elektra dedi ki...

bende 6 saksı renk renk sardunya vardır. en sevdiğim çiçeklerdendir. zahmetsizdirler, tevazuu sahibidirler. güzelliklerini adamın burnuna burnuna sokmazlar.o yabani kokularına da bayılırım. toprak kokusunun da hakkını veren,onu bastırıp unutturmayan, yetiştikleri toprağı da çağrıştıran kokularına bayılırım:)

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,

Senin eski söylenişe yakınlığın, muhtemelen ilk kez onu dinlemek dolayısıyladır. Bu yorumun, sadece vokal ile olması bana ayrıca hoş geldi.
Ozan'a "çaak!" diyorum, güzel müzikten anlıyor.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Ayçobanıcığım,
Ay, ne dolambaçlı bir hitap oldu bu, bazen bana da takaza ederlerdi, sana nasıl hitap edeceğiz, bilemiyoruz diye. Sonra herkes kendine göre bir yolunu buldu. Ben de bulurum.:)

Vokaliz'in başka şarkılarını dinlememişim, demek albümleri var. Onların yaptığı tarz müzik çok hoşuma gidiyor, eğlenceli buluyorum.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Müziciğim,
Annenin yöntemini çok sevdim. Balkona en büyük saksı olarak ancak iki-üç karış uzunluğu, bir karış eni olanları yerleştirebiliyorum. Eh işte, onlara da ikişer kök ancak sığıyor. Benimkiler, kuruyup yeniden köklendirildikleri için, onlar da rengi karışık oldular, aslında.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Sardunyayı ne güzel anlatmışsın.:))
Ben balkonla sınırlı kalmayıp, küçük bir bahça ile uğraşmak isterdim. O zaman, cam güzeli, sakız sardunyası, petunya, margrit, yıldız çiçeği, karanfil... neler ekmez, dikmezdim ki. Ahh!
:)