Pazar, Haziran 15, 2008

AYA İRİNİ'DE KONSER DİNLEMEK


Aya İrini'ye ilk kez Anadolu Medeniyetleri Sergisi için gitmiştim. Öyle hatırlıyorum.

O seneden sonra, uzunca bir süre, bu mevsimde Aya irini'ye mutlaka gittim. Aslında bu mevsimde değil, Haziran ayında; İstanbul Müzik Festivali konserlerinde.

Derler ki, Aya İrini'nin akustiği çok iyiymiş, müzisyenler burada çalmaktan zevk alırlarmış. Bilememem. Bildiğim, orada gün batımı saatinde oturup konser dinlemek, müzikseven insan için farklı bir mutluluk. Doğrusu, o sıkışık sıralanmış, küçük ve dik arkalı sandalyelerde, -başka yerde olsa- yarım saat oturmak bile işkence. Herşeye rağmen oraya gidiyoruz, üstüne para vererek rahatsızlığa razı oluyoruz.

Neden mi?

Konserlerin başladığı saatlerde, taa Bizans'tan beri varlığını sürdüren bu yapının, ortadaki kubbesine yansır güneşin son ışıkları. Önce altın sarısı bir parlaklık vardır. Sonra yan duvarlarda gelincik şerbeti rengi gözünüzü alır. Müzik kulağınızdan iç aleminize akar, başka türlü etki eder artık.
Zaman geçer, notalar devam eder. Gelincik şerbeti rengi solar, gül şurubu rengine döner. Işık sarıdan griye, kurşuniye doğru yol alır.
Tavanda bir yerlere yuva yapmış kumrular guruldar, dışardan kırlangıçların çığlığı duyulur. Akşam iner; bazen melodinin fısıldadığı bir anda veya bugün olduğu gibi, solistin bis parçası çaldığı anda ezan sesi duyulur.
Sonra müzik biter, alkış başlar.


Bugün, konser perim iş başındaydı.
T. sabah aradığında yürüyüşten henüz dönmüştüm ve telefonu açtığımda "yürüyüşe gidelim mi diyeceksen geç kaldın" dedim.
"Hayır" dedi, "akşama ne yapıyorsun" diyecektim.
"Yok bi numara", dedim.
"İyi, o zaman benimle Aya İrini'ye konsere geliyorsun", dedi.
"Süpersin, süper!" diye tezahürat yaptım. "Kim çalıyor?".
"Zürih Oda Orkestrası".
"Harika!"

Sonra, akşamüstü Kadıköy'den vapura bindik. Yan tarafta oturup, yarımadaya seyir bakaraktan Eminönü'ne geçtik. Sultanahmet Meydanı'nda oturup birer çay içtik.
Konser vakti geldi, içeri girdik.
Orkestra yerleşti, akortlar yapıldı, başkemancı ses verdi, şef geldi ve konser başladı.
Önce Mendelssohn'dan sinfonietta, sonra Haydn'ın do majör viyolonsel konçertosu.

Son eser, Çaykovski'nin "Yaylı Çalgılar İçin Serenat"ıydı.
A. çok sever, çok dinlerdi; belki yüz defa dinlemişimdir onunla. Soğuk kış günlerinde sıcak bir sobanın başı canlandı gözümde, teypten yayılan müzik, onun ıslıkla melodiye eşlik edişi, benim onu ve müziği anlamaya çalışmam...
Çaykovski müziğinin karakterini tam yansıtır bu eser; kederi, neşesi, hançeresinden çıkıveren çığlığı, fısıltısı, dansı, geçişleri...

Bütün o büyülü zamanları yeniden yaşadım.




1. Bölüm: Pezzo di forma di Sonatina (Yukardaki bölüm)
2. Bölüm: Valse
3. Bölüm: Elégie
4. Bölüm: Tema Ruso

8 yorum:

şule dedi ki...

çok imrendim :)

Simon Templar dedi ki...

Anadolu'da yerleşkeler (habitat) sergisi olabilir mi? Darphane'deydi o ama belki bir kısmı Aya İrini'ye de uzanmıştır.
Ben ne yazık ki sadece bir tiyatro oyununa gitmiştim Aya İrini'de. Konser veya opera çok farklı olmalı.

ekmekcikız dedi ki...

Geçen sene festival mevsimi başlayıp, havadan bir-iki bilete konduğumda sana da konser dilemiştim Şulecim, hatırlarsın.:)

Şimdi yine diliyorum.:))

Hatta, niyet ederseniz şöyle küçük bir organizasyonla... Neden olmasın?
:))

ekmekcikız dedi ki...

Simoncım,
Değildi o.
Habitat II 1996'daydı. Senin söylediğin "Dünya Kenti İstanbul" sergisi, Darphane'de olan.
Benim söylediğim Anadolu Medeniyetleri Sergisi, Avrupa Konseyi öncülüğünde düzenlenmişti (şimdi dinazorluğum ortaya çıkacak) 1983'deydi. Topkapı Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı, Aya İrini, hepsi sergi alanı olmuştu. Çok kapsamlı, olağanüstü etkileyici, güzel bir sergiydi.
O vakit internet filan olmadığından link veremiyorum sana. Şuraya bir bakarsan, bir ipucu görebilirsin.
http://urun.gittigidiyor.com/ANADOLU-MEDENIYETLERI-SERGI-KATALOGU-1983_W0QQidZZ8582467#aciklama

ekmekcikız dedi ki...

Eksik çıktı nedense, sonuna şu da eklenecek:
SERGI-KATALOGU-1983_W0QQidZZ8582467#aciklama

şule dedi ki...

aaa, organizasyon mu dedin? heyoooo. varım dememe gerek var mi ki? tabii ki varım :)

ekmekcikız dedi ki...

Hıı, evet ööle didim. :))
Tamam, Elektra ile giriştik bile işe.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Dedim ya, komite elemanımız sessiz iki gündür. Nerede aceba, kendileri?
Elektra!
Elma dersem çık, armut dersem çıkma!
:)