Cumartesi, Haziran 28, 2008

YUMURTA

Semih Kaplanoğlu'nun Yumurta'sını seyrettim.
Az konuşmalı, sakin, baktığınızda olan biteni apaçık anlatan görüntülerle örülmüş bir film. Seyretmekte geciktiğime hayıflandım.
Gayet tenha oyuncu kadrosu çok başarılı. Bir de yerel oyuncular var ki, oynamıyor, yaşıyorlar.
Nefret ederek yaşadığı, gençliğinde kaçtığı kasabasına annesinin ölümü üzerine giden eski ödüllü yazar/yeni kitapçı Yusuf'un, kendisiyle barışır gibi, kasabasıyla barışmasının anlatıldığı filmin, devamı geliyor(muş) : Süt ve Bal.
Heyecanla bekliyorum.


Fotoğrafta, ölümü ile oğlunun kasabaya dönmesine neden olan anne var.



2 yorum:

neolitik hanım dedi ki...

sinemada izlemistim bu filmi, salonda dort-bes kisi var, yoktu. arkadasımla cok begenmistik, severiz zati öyle hafif bungun filmleri :)

en cok, adamın köpekle burun buruna durdugu sahne kalmis aklimda, bir de kurbanlık almaya giderken yolda uğranılan evdeki şen teyzeler: "sigara içilmez mi hiç" gibi bi sey dediydi biri sanki. ben de merak ediyorum diger iki filmi.

ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum,
Doğrusu biraz fazla "bungun" mu bulurum korkusuyla fazlaca beklemişim.
Bungundan ziyade, umutlu, geleceğe açık buldum, filmi; özellikle sonunu.
Bu defa fazla beklemeden, sinemada seyredeceğim.
:)