Cumartesi, Ağustos 23, 2008

AŞK ROMANI

Okumayı öğrendiğimde kırmızı kurdele takmışlardı. Sınıfta, hatta okulda, ilk okuyandım. O gün bu gündür okurum; severek, merak ederek, seçerek, oburcasına...
Funda, ilk sobesini yazıp elim sende dediğinde, konuyu hemencecik yazarmışım gibime gelmişti. Kitapseven birisi için, en sevdiği aşk romanlarını yazmaktan kolay ne var, değil mi?
Öyle değilmiş, işte!
Geçtim kütüphanenin karşısına baktım, durdum. Hiç "Top Ten" listesi yapabilecekmişim gibi durmuyor. Aşktan sözeden, aşkı anlatan, içinde aşk olan o kadar çok roman var ki. En sevdiklerim hangileri ola ki?
O sırada gözüm "Genç Kızlar"a takıldı.
En sevdiğim diyemesem de, onu okuduğum yaş gereği en çok etkilendiğim ve aşk romanı tanımına en çok uyan olduğu için, onu seçmeye karar verdim.

Kitabın yazılış hikayesi ayrı bir roman gibi.
22.07.2005 tarihli Radikal-Kitap'da Sennur Sezer, anlatıyor:
Genç Kızlar, Nihal Yeğinobalı'nın bundan elli beş yıl önce Vincent Ewing adıyla yayımladığı ilk romanı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'ni bitirdikten sonra başladığı çevirmenlikteki başarısı, çevirilerinin dönemin en çok okunan romanlarını basan yayınevlerinden birinde yayımlanışıyla da sabit..... Ancak yayımcılar çevirilerindeki başarılı dili, onun kendi romanını yazması için yeterli görmüyorlar. Roman yazmak için 'genç' olduğunu söylüyorlar. O da yazdığı ilk romanı "amcasının evinde bulduğu çok eski bir Amerikan romanının çevirisi" olarak sunuyor. Konuyu da "Kendine aşkı yasaklamış olan bir erkek ile ona âşık üç kızın hikâyesi" ve "Aynı erkeğe âşık üç genç kızın ve onlardan birini seçtiği zaman bedbaht olacağını bilen aşka tövbeli bir erkeğin romanı" olarak özetliyor.

Romanı okuduğumda ortaokuldaydım, sanırım.
Sınıftaki kızlar arasında elden ele dolaşan, kıkırdaşılarak, sır paylaşır gibi sözedilen bir kitaptı. Sanırım, ablası olan bir arkadaşımdan almış ve kurala uyarak gizli gizli okumuştum.
Neden? Çünki, kitap ayıp şeylerden sözediyordu.
Neydi ayıp şey? Şimdi okusanız, pertavsızla arayıp bulmanız gereken cinsten cinsellik barındırmasıydı.
Günümüz gençlerinin -umarım, büyükçe bir kısmının- güleceği bazı sayfalar için bu kitabın adeta erotik bulunması, kitabın yazıldığı dönemin bizim gençlik zamanımıza kadar yansıyan baskıcı-ayıpçı zihniyetinin sonucuydu, elbette.

Yazılmasından çeyrek yüzyıl sonra bile, heyecan duyarak, gizli saklı okuduğum kitabın, aslında çeviri roman değil de, çeviri gibi gösterilmiş kurgu roman olduğunun ortaya çıkması için çeyrek yüzyıl daha geçmesi gerekti.
Genç Kızlar, gerçek yazarı/sahte çevirmeni Nihal Yeğinobalı'nın adıyla yeniden basıldı. Eski günlerin anısına o baskıyı aldım, okudum. Gayet akıcı dille yazılmış ve artık eğlenceli bir anı olmuş kitabı, kütüphaneme yerleştirdim.


Aşk romanı denince aklıma gelen kitaptan:

"....Yalnızca bahar yıldızlarının aydınlattığı gece içinde onunla baş başa kalmak, genç kıza derin bir hoşnutluğun yanı sıra hâlâ anlamsız bir korku veriyordu. Kalbinin göğsünden fırlayacakmış gibi çarptığını ve avuçlarının terlediğini hissediyordu. Ondan tarafa bakmaya bile cesareti yoktu.
Eve kadar hiç seslerini çıkarmadan geldiler. Bahçe kapısının önünde Gabriel, "Sen dur biraz" dedi. Miss Bee durdu. Ona boyun eğmek, o ne derse onu yapmak doğal bir şeymiş gibi geliyordu. Gabriel birkaç dakika sonra ışıkları söndürmüş olarak, Miss Bee'nin kürk kabıyla döndü.
"Şunu sizin eve bırakalım da korulukta biraz gezelim" dedi. "Geceleyin ağaçların altı çok güzel oluyor." Miss Bee evine girip kürkünü asarken aynada yüzünü gördü. Rengi bembeyaz, gözleri kapkaraydı. Ani bir merakla eğildi, dudaklarının yansınımını inceledi. Dudakları da solgundu. "Bu gece beni öpecek mi acaba ?" diye düşündü. Gabriel Samson'un kendisini öpmesini düşününce içinin dayanılmayacak kadar tatlı bir heyecanla gıcıklandığını hissetti...."

Son anda hatırladım; sobenin bir de ebeleme faslı var, kuralı bozmayayım.
Şimdi sıra Arzu Çur ve Neolitik Hanım'da. Gerçi biri gazi oldu, diğeri tatilde ama, olsun. Onlar kitapseverdir, bir ara yazarlar artık.

.

16 yorum:

funda dedi ki...

çok teşekkür ederim. iyi bişey yaptım eskileri hatırlattım sanırım :)

elektra dedi ki...

benim aklıma gelmiyor ya. okuduğum kitaplarda aşk oluyorda, aşk kitabı gelmiyor aklıma???

şule dedi ki...

çalıkuşu diyor ve denize kosmak icin huzurlarinizdan kosarak ayriliyorum :)

ekmekcikız dedi ki...

Evet Fundacım, iyi birşey oldu, bu sobe.:))
Okumuş muydun "Genç Kızlar"ı?

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Doğrusu saf aşk romanı var mı, bilmiyorum.
Popüler düzeyde ele alırsan, eskiden "Beyaz Dizi", "Pembe Dizi" adıyla yayınlanan, bir oturuşta okunan kitaplar bu kategoriyi oluşturur, belki.
Ayy, bu üstteki cümle çok ciddi oldu, eleştirmen şeysi gibi...
:))

ekmekcikız dedi ki...

Biz burada yanalım, siz koşa koşa denize girin Şule-Feride Hanım!
Reva mı, hak mı bu şimdi?
:))

zeynep dedi ki...

Okuduğum ilk aşk romanı , A. J. Cronin'in "Erguvan "Ağacı". Ortaokula gidiyordum ve sınıftaki bir çocuğa feci halde aşıktım:) Aslında romanın konusunu pek hatırlamıyorum, ama bana o durumda saf aşk romanı gibi gelmişti. Ağlamıştım filan:))

ekmekcikız dedi ki...

Hah! O zaman şöyle yaparız, Zeynepcim; sizi sobelemiş olduğumu sayın ve blogunuzun açılışını bu konuyla yapın, lütfen.
Olur mu?
:)

funda dedi ki...

çok iyi bir aşk romanı okuyucusu değilim ama bu kitabı merak ettim okunacaklar listeme dahil ettim bile. Bu arada konuyla alakası yok ama ben blogları ilk keşfettiğimde ekmekçikızla karşılaşmıştım ve çok uzun süre takipteydim. Sanki şimdi hani çok sevdiğin bi yazar seninle konuşur ve mutlu olursun ya onun gibi bişey yaşıyorum seninle yorumlaşıp konuşunca. Güzel bişeymiş bu :)

zeynep dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız,

bu benim için zevk olur. İlk konum "aşk romanları", bu harika!Teşekkürler.

Arzu Çur dedi ki...

İşlem tamam patron.

ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
İltifatın için teşekkür ederim, ne hoş.:))
Bu ifade ettiğin hisleri blog okumaya ve yazmaya başladıktan sonra, çoğumuz yaşamışızdır.
Yazmaya devam ettiğinde, seneye bu vakitler, emin ol, yeni bir blogger da sana aynı sözü söyleyecektir.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
Böylece dönüş-ilk yazı sendromu şimdiden bitti-gitti, bile.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Eyvallah Patron!
:))

Arzucum,
Teşekkür ederim, kırmadın. Zevkle okudum.
:)

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

ahh ne cok severek okumustum bu kitabi.. Ben bir radyo roportajinda ogrendigimde ne cok sasirmistim...

Yillar sonra kendi adi ile yayinlanmasi ne guzel olmus..

ekmekcikız dedi ki...

Muhtarcım,
Sahiden, ne kadar inandırıcı bir Amerikan kız okulu romanıydı, değil mi? Çok film seyretmiş veya roman okumuş olmalı.:))