Pazartesi, Ağustos 04, 2008

BEN BU ŞARKIYI BİLİYORUM, ANNE!

Çocukların anne babaları hakkındaki algılamaları tuhaf oluyor. Onların, kendileri daha doğmadan önce var olduklarını, genç olduklarını, müzik dinlediklerini, kendilerinin yaşadıklarına benzer duyguları olduğunu düşünmüyorlar; daha doğrusu akıllarına gelmiyor.

Geçen gün yolculuk hazırlığı yaparlarken, "hadi siz bavullarınızı toplarken size ABBA kaseti çalayım" dediğimde oğlum, eski kasetlerin olduğu kutunun içine düşüyordu, nerdeyse. "Deep Purple" mı bu? Vayy, baba müzikler dinlermişsin", "Jethro Tull varmış, Dire Straits de" nidalarıyla çekmeceyi gözden geçirdi. Sanırsınız, kendisinin bugün İsveçmetali dinlemesi yukardan inen vahiy sonucu oldu; bebekliğinden beri evde, arabada yolculukta duyduğu müziklerin hiç katkısı yok.

Benzer şaşırmış tepkiyi iki gün önce, Mamma Mia'yı birlikte seyrederken kızım vermişti; "ben bu şarkıyı biliyorum, anne!" Evet tatlım, çünkü, altı sene önce yaz tatili yolculuklarımızda arabada ABBA'yı yeniden tekrar tekrar dinlerdik.
Neyse. Biz de çocukken, anne babamızın bir zamanlar çocuk olmuş olabileceğine, sokakta oyun oynamış olabileceğine inanamazdık.
Demek ki, buymuş!

Haftasonu bir video ekleyip çıktığım
"Yazısı Sonra..."yı tamamlamak niyetiyle başlamıştım yazıya. Sonra hatırladım ki ben daha filmin adını duymadan ABBA nostaljisi yapmıştım bile.
En sonunda filmin çekidiğini, yakında gösterileceğini duyduğumda heyecanlanıp yazdığım
yazı vardı.

Diyeceğim şu; bu müzikal filmi görmeyi dört gözle beklerken ve umduğumu fazlasıyla bulmuş, acayip mutlu olmuşken hiç de ABBA'nın pop kültürünü temsil ettiğini söyleyip, bir çeşit küçümseme ile eleştirmek niyetinde değilim. (Bknz. yukarda link verdiğim eski yazılar)

Meryl Streep, tam düşündüğüm gibiydi.
Bayan E. "bu sene Oscar onun hakkı" diyor, şimdiden.
Bence de! Alsın 3. Oscar'ını.
Bu kadın oyuncu filan değil, bir çeşit komple atlet. Altında girip hakkıyla çıkmadığı bir rol bilmiyorum. Dramın en ağırını da oynadı, komediyi de, romantik filmi de, tiyatro oyunundan adaptasyonu da. Şimdi de işte, müzikal oynamış. Dans ediyor, şahane şarkı söylüyor, zıplıyor, üstüne oynuyor.
İnanmazsanız, filme gidin seyredin, dinleyin, eğlenin.
Filmi çekerken oyuncuların eğlenmiş oldukları öyle belli oluyor ki, sizin de onların eğlencesine katılmamanız imkansız.
Şuradaki set fotoğraflarına bakarsanız, siz de göreceksiniz.

Meryl Streep'in "The Winner Takes it All"u müthiş güzel söylediği sahne, yılların Bond'u Pierce Brosnan'ın "S.O.S."de sesini rock şarkıcısı gibi bastırıp çatlatması, çılgın bir dans sahnesinde Colin Firth'in yine çıplak ıslak üst bedeninin görülmesi (ilk kez kadınların gönlüne taht kurduğu Aşk ve Gurur TV dizisinden beri böyle bir "resmi olmayan gelenek var" ), Sophie'yi oynayan güzelim Amanda Seyfrid, "Money, Money, Money"de herkesin denize cup cup atlaması ve de jenerik sonrası bis sahnesi filmin unutulmazlarıydı.

Çok hoş bir tesadüf sonucu, çocuklarla birlikte filme gitmek üzereyken bize katılan sevgili blog arkadaşım Şule ile birlikte olmak, "yemek üzerine yenen tatlı gibi" ayrıca keyif vericiydi.

Şimdi derim ki, daha önce yazdığım Mamma Mia yazısına yorum gönderirken filme birlikte gitme teklifi aldığım ve de bu yazıyı okuyup heveslenecek tüm arkadaşlarla bir gün seçelim ve hep beraber gidip seyredelim.




Siz uygun günü düşünedurun, ben sizi filmin soundtrackine göndereyim. Orjinal seslerinden bir tadımlık dinleyin.

.

21 yorum:

B5 dedi ki...

Annem daha gecen gun dedi telefonda bu filmin ciktigini ve izlemek istedigini :)))

Evet haklisin, onlari anne-baba disindaki kimliklerle gormek biraz zaman aliyor, ya da gormek istemeyebiliyoruz bazen :) Benimkilere o sekilde bakabilmek simdi bile tuhaf geliyor. Karisimimda onlari gorebilmek bile benim icin cok kolay degil. :)

arzu dedi ki...

Ben de varım, ben de :)

şule dedi ki...

hımmm, tatli nefis olmus :)

funda dedi ki...

ben de çok isterdim ama çok uzaklardayım..ve buralarda filmin adı bile yok henüz :( bu arada yukarıdaki ekmek çok kışkırtıcı , sayfayı ne zaman açsam ye beni diyor sanki, dayanmak çok zor :)

ekmekcikız dedi ki...

B5ciğim,
Yok yok, zaman filan almıyor. Hiç bi zaman görülemiyor, anlaşılamıyor.
:))
Bulursan sen de izle, çok neşeli film.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Tamam Arzucum,
Her ne kadar engel-mani çıktıysa da seni gezdirme planlarımız berdevam.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Tatlıyı beğenmene sevindim, Şulecim.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
Söylene söylene ekmeğime ilgi çektim, sonunda. Ohh! :)
Filme gelince, internet sağolsun o şarkı, bu trailer derken büyükçe bir kısmına bakılabiliyor. Yine de sinemada keyfini çıkarmak başka.
:)

metin dedi ki...

Ekmekçikız Hanım,

Abba'da kendine özgü bir büyü vardı sanki, kendini kesinlikle dinletmeyi başaran bir büyü...

Meryl Streep denince aklıma hep o muhteşem "Sophie'nin Seçimi" filmi gelir. Unutulmaz bir filmdi o...

Ve evet, veletlerin bizleri uzaydan düşme zannetmeleri cidden komik! O sahneleri ben de yaşadım. Fakat benimki aştı. Birtakım böğürtüleri müzik zannedip dinliyor ki ürkütücü. Nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.

metin dedi ki...

Ayrıca, şu sizin tepedeki ekmek dilimlerine cevizli, sarmısaklı, kekikli yoğurt sürüp yiyesim geliyor.

Sndrfknella dedi ki...

Ben de, ben de :)))

SekerPembe dedi ki...

Maral Abula, ben de ben de... Soylediydim ya gecenlerde, Mamma Mia'yi Las Vegas'da canli izlediydim de filminin gelecegini gorunce "ay ne guzel, yine gideriz" diye sevindirik olmustum kocaya. O da "ay aman yok bi daha katlanamam" dediydi. Ne zaman gidiyoruz?

SekerPembe dedi ki...

Sayin Metin Bey,

Sanirim evladiniz evde bir takim bogurtuler dinlemekte. Tahmin yurutuyorum yazdiklarinizdan. Korkmayin, ben de ilk gencligimi bogurtu ve honkurtu dinlemekle gecirdim. Hatta Alice Cooper dinlerken, o girtlak seslerini cikarmaya calisirken, cok afedersiniz, midemden garabet sesler gelir gibi bile oldu. Babam bendenizi faltasi gibi acilmis gozlerle izlerdi. Sonra birgun -sanirim Anthrax dinliyordum- "yav ne guzel sarkiymis kizim bu yav" dedi ve kravatini cikarip yanima oturdu. Ben de ona o gunlerde sevdigim baska sarkilari da dinlettim. O da bana Livaneli dinletti. Hayir, ben metal dinlemekten 32 yasinda bile vazgecmedim, hatta babama da biraz bulastirdim ama ilk genclikten sonraki donemlerde baska muzikleri de sevdim ve dinlemeye basladim. Hatta bu konuda bir teorim var: metal muzik dinleyen klasik muzigi de sever. Manali bir aciklamasi yok ama cevremde hep oyle olunca, biliminsani olamayan bunyemden ancak bu kadar ispatli hipotez uretiliyor. Siz de inanmis gibi yapin.

Diyecegim, birakiniz metal muzik dinlesinler, birakiniz headbang yapsinlar, beyinler zangirdasin. Nasil olsa yillar sonra arkadaslariyla cikacagi tekne gezintilerinde Serdar Ortac'dan "seytan diyor ki yanas suna, adini anma satas suna" seklinde lirikler esliginde kendini birden dans ederken bulacak evladiniz.

Esenlikler dilerim.
Shekerpembe the Metallica

neolitik hanım dedi ki...

müzikal sevmem ama fragmanlarini gorunce (colin firth faktörü de var tabii :) mamma mia'yi merak etmiştim. iyi ki de etmişim, geçen hafta gittik bir arkadasimla, o da sevmez müzikal, ona soylemedim başta :), film başlayınca yaa müzikal mı yoksa diye korktu ama sonra o da çok sevdi. salonda üç kızdık sadece, o da çok hoşuma gitti. evdeymisiz gibi izledik, çıkınca da canımız dans etmek istedi fena halde ama nerden bulucaz o müzikleri..

bu arada, izledim ama bi kez daha izlerim valla.

metin dedi ki...

Şekerpembe Hanım,

Aman Serdar Ortaç dinlemesin de metal dinlesin, razıyım! Eğer arabesk dinlemeye başlarsa işte o zaman ben bittim mahvoldum!

(Beni anti-metalci ve de zartzurt eden bir baba zannetmeyin bu arada. Ama şimdi bu şeyler çok çeşitlenmiş, tuhaflaşmış, benim zamanımdaki gibi değil, hakikaten böğürtü şekline dönüşmüş. Eve gidince dinlediği o böğürtülerin adını öğreneyim de buraya yazayım.)

ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Meryl Streep'in son dönem filmlerinden en çok Angels in America'daki performansına hayranım. Ondan öncesinde The Bridges of Madison County çok etkileyiciydi ve evet, Sophie'nin Seçimi unutulmazdı. Bunların üstüne Mamma Mia hiç şaşırtıcı değil gözümde ve yine olağanüstü.

Kerimenizin dinlediği böğürtülere
brutal vokal diyorlar, sanırsam. Aslında onu müzik olsun diye değil de isyanlarına ses olsun diye dinliyorlar, ya da işitiyorlar ve hatta yaşıyorlar. Çünkü, o yaşta neye isyan ettiklerini bile bilmeden asiler. Ancak bu kadar sinir bozucu bir sesle kendilerine kulak verilmesini sağlıyorlar. Geçecek elbet.

Ekmeğe katık öneriniz müthiş; ceviz, sarmısak ve kekikli yoğurt, denemeli.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Pembiş,
Neyse ki, Mamma Mia CDnin henüz bende olduğunu, yoksa iç etmek niyetinde mi olduğumu filan yüzüme vurmuyorsun.
Valla kızımın dönüşünü bekliyorum. Çünkü kendi müzikdinlengecimi "tamam, sen gelince müzikdinlengecine o CD den kaydederiz, vermem onu Şekerpembe'ye" vaadiyle elinden alabildim. Yoksa, bu hafta sabah akşam müziksiz kalacaktım, maazallah.

Ne zaman gidelim?
:))

ekmekcikız dedi ki...

Sndercim,
Ne zaman istiyorsun söyle yapayım bir ekmekcik, sana!
:))

ekmekcikız dedi ki...

Neocum,
Var bende o müzikler yahu!
Tam kaynağındasın, sorusu mu olur?
:))
Colin Firth yaaa!
İtiraf edeyim azıcık hayal kırıklığına uğradım, Sophie'nin babası o olsun istemiştim de.:)

SekerPembe dedi ki...

Sayin Metin Bey,

Yok asla oyle dusunmediydim zaten. Sadece benzer yollardan gecen baba-kiz gozunden baktim da, sizin vesilenizle o gunleri andim. Serdar Ortac tamamen bir ortam mecburiyeti, sahiden dinlemesin, yok.

Maral Abla,

Bu Pazar bizim kocanin yegeni, pek sevdigim bir kizcagizimiz geliyor bize Aydin'dan. 1 hafta kalacak. O geldiginde gidelim mi, o da izlesin istiyorum. Hem de Elvish'le de tanistirsam?

Operim.
ShekerPembe

ekmekcikız dedi ki...

Şekerim,
Çok iyi olur, bekliyorum(z).
:)