Cuma, Ağustos 08, 2008

MİRO PERA'DA

Artık o derece geçmişte kaldı ki, tam tarihini hatırlayamıyorum; 90'ların başında olsa gerek, İspanya'ya gitmiştim. Paris'ten başlayıp Katalan ve Bask İspanya'sından geçip, yine Paris'te biten bir yolculuktu.
O ayrı hikaye de, asıl hatırlamaya çalıştığım, Miro Müzesi'ne orada mı gitmiştim acaba? Öyle olmalı,
şuradaki müze büyük ihtimalle.
Şimdi hatırladığım görüntü, büyük bir salonda mavi, sarı, yeşil, kırmızı lekeli en bilinen Miro resimlerimden birinin karşımda olduğu.

Pera Müzesi'nde sergilenen ve 31 Ağustos'ta bitecek "Joan Miro" sergisinde en bilinen tablolar değil de, daha çok taşbaskılar var. 2. Dünya savaşı sonrası dönemin sanatçı koruyucusu ailelerinden olan Maeght'lerin kolleksiyonundan derlenmişler.

Sergideki taşbaskı serilerinden "Cehennemin Cezaları" başlıklı olanı ilgimi çekti.
Miro'nun bazı resimleri bana, ilkel insanların tarih öncesi dönemde yaptıkları ilginç figürlü, şekilli kaya resimlerini anımsattı. Bazı resimleri ise, adeta çocuk resmi gibi; parlak renkli lekelerle ve incecik çizgilerle bezenmiş.





Yukardaki Miro esinli google amblemini şuradan aldım, başka ilginç denemeler de var.

Miro hakkında bilgi isterseniz,
burada bulabilirsiniz.
Yolunuzu Pera'ya düşürüp sergiyi gezerseniz, yaz sıcağında serinlik bulacağınız gibi, müzedeki diğer sergiler de bonus olacak
.

.

6 yorum:

Simon Templar dedi ki...

hafıza çok ilginç, di mi? bir de insan hatırladığı birşey yerine otursun istiyor. onu hatırlamak yetmiyor da neredeydi, ne zamandı, yanımda kimler vardı, nasıl bir gündü... öyle anlamlanıyor zaten. daha birçok şeyi hatırlamak istiyoruz. bu haftasonu eski bir arkadaşımı gördüm, lisedeki defter kapağımı hatırlıyordu.

elektra dedi ki...

ben de yerler değil de yüzler belleğimin içinde çorba vaziyette. biraz da mesleki deformasyon. geçen sezon, derslerinden az evvel çıktığım sınıfın öğrencilerinden birini minibüs kuyruğunda görüp, ' ah canımmm, nereyi kazandın bakıyım' demişliğim bile var. yüzler çorba oldu bende, çorbaaaa...
not: sergi duyurunuz için de bir blogger olarak teşekkür ederim. kültür sanat elçisi arkadaşım benim:)

ekmekcikız dedi ki...

Simon,
Lisedeki defter kapağının çok özel bir hali veya görünümü olmalı. Arkadaşının seni görünce defter kapağını hatırlaması nasıl bir çağrışıma bağlı olur, yoksa?
:))

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Yüzleri çorba etmek, işin gereği olması hiç şaşırtmayan bir durum. Yine de hikayen eğlenceli.:)
Kültür sanat elçisi ünvanını blogculukta da aldım ya, artık gam yemem! :))
Sanal olmayan arkadaşlarımın da fikri budur, genelde.

şule dedi ki...

Miro sergisini görmeyi çok istemiştim aslında ama yaz koşturmacasında fırsat bulamadım. ne iyi yapmışsın gitmekle...

ekmekcikız dedi ki...

Daha bitmedi Miro. Aysonuna kadar sürüyor, yakalayabilirsin belki.
:)