Perşembe, Ağustos 21, 2008

PAULA

Bugünlerde sıcak hava, sıkıntılarına destek olduğum aile yakınlarım, yetişmem gereken işler derken, buraya yazma fırsatım olmuyor.
Yine de, dün sabah erken saatte uyanıp, son sayfalarını ağlamaktan gözlerim şişerek bitirdiğim bir romanı ve onu okuma hikayemi çabucak yazmak istedim.

Kitap aldığımda, ilk sayfaya adımı ve kitabı aldığım tarihi yazarım.
"Paula"yı Aralık 1996'da almışım. O sırada kızıma hamileydim. Kitabın arka kapak yazısı, onu satın almam için bir yandan merak uyandırırken, sonunun ne olmuş olacağına dair korku ve kuşku da onu okumaktan kaçınmama neden olmuştu.

Şöyle diyor arka kapak yazısı:

İsabel Allende'nin her kitabı, başlı başına bir olay oluyor. Paula da öyle, ama bu kitabı öncekilerden oldukça farklı; ister istemez daha duygusal, daha kişisel bir kitap. Şilili yazar Sonsuz Düzen adlı romanının tanıtımı için İspanya'da bulunduğu sırada, orada yaşamakta olan yeni evli kızı Paula ağır bir hastalıkla hastaneye kaldırılır ve komaya girer. Isabel Allende, bir anne olarak, bitkisel hayata giren biricik kızının başucunda, hastalık sürecini kaygıyla izlerken, bir gün iyileşeceğini umduğu kızına okutmak amacıyla ailesinin ve kendi yaşamının kesitlerini bir deftere yazmaya koyulur. Kızının bitkisel yaşamı bir yıla yakın sürer ve sonunda yazarın tuttuğu bu notlar, yaşamının en gizli köşelerini açığa çıkaran tutku dolu bir kitaba dönüşür. Şili yönetimine Pinochet diktatörlüğünün gelişi, Başkan Salvador Allende'nin intiharı, aşklar, acılar, bir kadın duyarlığıyla öylesine ustaca işlenmiştir ki, kitap hemen dünyanın dört bir yanında büyük okur kitlelerinin ortak sevgisini kazanır.

Defalarca elime alıp, sadece ön ve arka kapaklara bakıp, sonra kütüphaneye yerleştirdim, kitabı.
O gün bugün hep aklımda olan bu kitabı okuma cesaretini, ancak son deniz tatilimizde buldum; aradan geçen 12 yıldan sonra.
Yavaş yavaş okudum romanı; anlattığı kimi fantastik Güney Amerika'lı yaşantılarını, kimi hayatın, Şili'nin acımasız gerçeklerini, kimi bir ailenin kişisel tarihi olan hikayeleri ve kitaba adını veren Paula'nın hastalığının hikayesini.
Bitmesi yaklaştığında, sonunun zehir gibi olacağını anlamıştım.
Kitapla ilgili fazla ayrıntı yazmayacağım. Sadece, ona ayırdığınız zamanı fazlasıyla hakeden bir anlatı-roman, diyeyim.


Fotoğraf İsabel'in çocukluğundan.


Yazarı İsabel Allende'ye duyduğum hayranlığı ve bir çeşit yakınlığı tarif etmem zor. Yaşama tutkusu, mücadele azmi olağanüstü güçlü bir insan. Bir yandan da, genlerinde taşıdığı kanların ona verdiği delimsirek denebilecek gizemli bir tarafı var, sanki. Kendi sitesindeki yaşam öyküsüne göz atmak isterseniz, burada.


Kitaba ismini veren kızı Paula, evlendiği gün.


.

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Isabel Allende en sevdiğim yazarlardan biri,şimdi yazınızı okuyunca mutlu oldum,bütün kitaplarını almıştım ama okumadığım birkaçı var,Ruhlar Evi de en sevdiğim kitabı,filmini de izledim ama kitapla hiç alakası yoktu,çok sıradandı.
Sevgiler...
Serpil

B5 dedi ki...

Kayinvalidem cok sever. Okumadigi kitabi yok sanirim. Bense simdiye kadar onu hic okumadim. Sayende filmini bildigim "Ruhlar Evi" ni onun yazdigini ogrendim yasam oykusune bakarak. Bir de o kadar cok karsima cikiyor ki kitaplari Silili olabilecegi hic aklima gelmezdi. Fransiz falan diyordum!
Tesekkurler!

metin dedi ki...

Okunası kitaplardandır, evet...

Arzu Çur dedi ki...

Bir türlü tanışmak fırsatı bulamadığım bi yazar şu Isabel Allende. İyi ki anımsattın, not ettim ilk fırsatta alayım kitaplarından. Sevgiler,

elektra dedi ki...

taşındılar mı?:((( ufff, ayrıldınız mı kardeşle???

ekmekcikız dedi ki...

Serpil Hanım,
Şimdi en çok Eva Luna Anlatıyor'u okumak istiyorum.
İyi bir romanın iyi bir film haline geldiği çok nadirdir. Kitabı okumamışken filmi seyrederseniz, kısmen hoşlanılır da, tersi daha zor.
:)

ekmekcikız dedi ki...

B5ciğim,
Fransız sanmakla tamamen haksız değilsin. Kitapta kendini damarlarında dörtte bir oranında Kastilya-Bask kanı, dörte bir oranında Fransız kanı olan bir kadın olarak tanımlıyor. Diğer çeyreklerin biri Araucano denen Arjantin-Şili yerlisi, diğeri Mapuche imiş.
İyi bir melez.:))
Okursan, seversin sanırım.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Okunası kitaptı, evet, Metin Bey.
Çok sevdim.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Benim henüz okumadığım bazı kitaplarının Güney Amerika edebiyatının uçarı ve uçuran kitapları soyundan olduğunu düşünüyorum.
Tam, sana göre!
:))

ekmekcikız dedi ki...

Daha değil, Elektracığım.
Geciktirmek için, sündüre sündüre bir hal oldu ya...
Eli kulağında, ne yazık ki!:((

miso dedi ki...

İsabel Allende'ye taparım. Söylemesi ayıp galiba bütün kitaplarını da okudum :) Ve işim güzel tarafı Türkçe çevirisi de harikadır. Çoğunun çevirmeni İnci Kut diye anımsıyorum. Buradan ona da saygılar sunarım. Her bir kitabında inanılmaz bir büyü vardır. Ama Paula apayrı; bir anne olarak okuduğum için çok farklı etkilenmiştim.

marruu

ekmekcikız dedi ki...

Misocum,
Sahiden büyülü bir insan, bu kadın. Kitaplarını okudukça kendisini tanımak isteğim artıyor.
Paula'yı okumam çok uzun zaman aldı, anne olmak bu gecikmenin başlıca sebebidir.:(