Pazar, Ağustos 24, 2008

VAZGEÇERİM!

Sobe sobe üstüne geldi.
Fırsat bulmuşken ödevimi yapayım, yazayım dedim.
Elektraların en kompleksizi "Vageçemediklerim"i yazmam için sobe demiş.

Vazgeçmek bana gönlügeçmek çağrışımı yaptı.
Nedir? Birşeyden gönlünüz geçer, diyelim geçen yaz giydiğiniz bir elbise, iki ay önce hevesle kestirdiğiniz saç modeliniz, sıklıkla yediğiniz bir yemek, içtiğiniz bir içki, gittiğiniz bir café...
Kolay! Gönlünüz neden geçtiyse, siz ondan vazgeçersiniz olur, biter.
Kimisinin aşkından gönlü geçer, hoop aşkından vazgeçer. Aşktan da vazgeçer mi, bilemem.
Kimisi sıkıntıya gelemez, yaptığı işi tamamlamaktan vazgeçer.
Kimisi yaşadığı yerden vazgeçmeyeceğini söyler, kuyruğuna basılınca ilk onlar gemiyi terkeder.
Güne bir fincan kahve içerek başlamaktan vazgeçmem derseniz, bir bakmışsınız, önce kahve sizden vazgeçivermiş, belki.

Bu gün, şu an çocuklarımdan, ailemden, onları sevmekten vazgeçmem. Bunu, onları sevmek bana mutluluk ve bütünlük verdiği için söylerim.

Kendimize katı kurallar koymak gerekli mi?
Desek ki, "hayat bu, belli mi olur gün olur kendimden bile vazgeçerim"; daha kolay olmaz mı?

Bakmayın siz, "asla, vazgeçemem senden asla" diye şarkılar söyleyenlere, en çabuk ve kolay onlar vazgeçer.


Asla - Tarkan


Ooooo!
Kim olsun, kim olsun?
Tamam, pas geçiyorum.
Yorum yazan ve bu konuya değmek isteyenler olsun.

.

11 yorum:

Simon Templar dedi ki...

çok alakasız olacak ama:)
sabahları kahvesiz yapamam diyenlere bağımlılığı bırakmaları, aynen içtikleri zamanki gibi hissetmeleri için bir hafta yeterliymiş.

elektra dedi ki...

demişsin ya,
'Bakmayın siz, "asla, vazgeçemem senden asla" diye şarkılar söyleyenlere, en çabuk ve kolay onlar vazgeçer.'

hah, bence de öyle. en güzeli tezahüratsız sadakat:)

bir de simon'a diyeceğim, bana da şekersizliğe alışmam için iki hafta demişlerdi, olmadı yahu:(

funda dedi ki...

elekra birden değil azar azar azaltırsan daha kolay oluyor. 2 şekerden ,teke ,sonra hiçe . e bi defada şak diye vazgeçemiyo insan. azar azar çaktırmadan vazgeçmek daha iyi sanırım.

ekmekcikız dedi ki...

Öyleymiş, Simon.
Ben de NTV'de bir programda izlemiştim, iki radyo programcısının konsantrasyonunu ölçen bir deney yapıp ispatlıyorlardı.
Vazgeçilebilirmiş, yani.
:)
Her türlü vazgeçmede duygusal bağımlılık önemli, demek ki. Fiziksel olanı bir süre sabredince oluyor, anlaşılan.

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Her türlü gösterişci ve gösterişli duygu ifadesi, gerçeği saklamanın başka bir yolu gibi duruyor.
Ancak, çok sessiz olursan da karşındaki anlamayabiliyor.
Karışık işler, o dengeyi tutturmak, filan...
:))

ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
Dedğin doğru; çocukken çayı üç şekerle içerdim, büyüdükçe, 2,1,1/2 derken bırakıverdim. Belki, bu yöntem Elektra'nın da işine yarar.
:)

Simon Templar dedi ki...

ben de çavdar hanım gibi o bbc belgeselinden görüp satmıştım burada. henüz şeker alışkanlığından bahsetmediler ama. görürsem hemen bildiririm, elektra'nım.

ben de eskiden şekersiz nasıl içiyorlar bu çayı, acı acı derdim. şimdi, gerçi şimdi de diyorum:)

ekmekcikız dedi ki...

Simon, eminim, BBC o konuda da bir belgesel yapmıştır. Hayranım adamlara.:)
Pekiii, ya siz nasıl içiyorsunuz öyle, tatlı tatlı?
:))

Simon Templar dedi ki...

aslında artık şekerli içmiyorum da o an cümleye öyle bir son daha hoşuma gitti:)

şule dedi ki...

Çok güzel yazmışsın ekmekçikızcığım. Zamanın akışı içinde herkes herkesten ve herşeyden vazgeçebilir bence de...Bak mesela ben "vazgeçilmezim" nutelladan 3 aydır kolestrol belası nedeniyle vazgeçmiş bulunuyorum :(

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Keşke bütün vazgeçilmezlerimiz nutella gibi tatlı olsalar!
(Ne demiş oldum ben, şimdi?)
:))