Çarşamba, Eylül 10, 2008

DR. HOUSE HASTALIKLARINDAN BİR DEMET

Bu sene böyle; yakınlarım sık sık hastalanır ve hastalığın ne olduğu, dolayısıyla tedavisi hemen bulunamaz oldu.
Üstüne, çeşitli sebeplerle hastane, teşhis, tedavi aşamalarında hastalarımızın yanlarında bulunmam gerekince, kendimi ailenin Florence Nightingale'i gibi hissetmeye başladım.
Hastalık halini sevmem. Sürekli hastalığından yakınanlardan uzak durmaya çaışırım. Kendi hasta halimin genellikle moral bozukluğu dönemlerime denk düştüğünü gözlemlediğimden beri, önce, rahatsızlığa sebep olan sorunu ortadan kaldırmaya gayret eder oldum.
Ne var ki, kendimi iyi edebildiğim kadar başarılı şekilde yakınımdakilere şifa dağıtmak gibi bir yeteneğim yok. O zaman geriye sıkıntılı zamanda onların yanlarında olmak kalıyor.

Son zamanlarda bizim ailedeki hastalıklar hakkında genel bir açıklamamı duyan Elektracığım, " benim çatlak Doktor House'luk kadar oldu bu hastalık işleri" demek zorunda kaldı.
Oradan ilhamla, pek sevimli bir post olmasa da, bari bu hastalıkları yazayım da geçerken ararken belki birilerine faydası dokunur, dedim.

Şimdi efenim, ilk hastalığımız "crohn hastalığı".
Ortanca dayımın geçen sene sonbahar-kış arası dönemde bir ay ve bu sene geçtiğimiz ay içinde iki sefer hastanelik olmasına neden olan ve nihayet anlaşılıp, tedavisine başlanan bir sindirim sistemi rahatsızlığı, bu. Biraz düzelip, yola çıkacak hale geldikten sonra, kendisi, yurtdışında yaşayan çocuklarının yanında, şimdi. Bir süre dinlenip, kendisini daha da toparlayacağını umuyoruz.
Ayrıntısı, burada var; tıklayıp öğrenebilirsiniz. Yukardaki satırda ise, ansklopedik bilgi bulunuyor.

Geçtiğimiz kış başındaydı, annemin çok yakın bir arkadaşı vefat etmişti. O günlerde, annemin sindirim sorunları arttı arttı ve kendisini çok rahatsız eden bir hale geldi. Başlangıçta, yaşadığı kayıp nedeniyle psikolojik etkenlerin ağır bastığını düşündük. Annem, hep denediği doktorları denedi, bir fasıl. Ancak, olumlu bir gelişme olmadı. Sonra, kardeşim, kızının sınıf arkadaşının babası bir gastroentolog doktordan randevu aldı ve böylece rahatsızlığa teşhis konması yolu açıldı. Yapılan bir kan tahlili sonucu, annemin gastrinin "1662" çıkması önce paniğe kapılmamıza neden oldu. Çünki, bu değer, normalin üst sınırının on katından fazlaydı. Kendi kendimize yaptığımız internet araştırmaları sonunda anneme, pankreasta tümör demek olan gastrinoma teşhisi koyduk, hemen.
Neyse ki, doktoru sakin davrandı, bizi de sakinleştirdi. Yine de, aklımızda kalmaması için emar, sintigrafi gibi tanı yöntemlerini de tükettik ve annemin rahatsızlığının Zollinger-Ellison sendromu olduğu ve neyse ki tümör bulunmadığı sonucuna ulaşıldı. Yapılan ilaç tedavisi olumlu sonuç verdi ve gastrin salgısı düştü.

Bütün bu anne-dayı hastalık teşhisleri sürerken, bir yandan da kardeşimin ev taşıma telaşı vardı. Sonunda, ev taşındı. Henüz yerleştirmeler sürerken, bir hafta önce bu defa kardeşim hastanelik oldu; çok şiddetli bir baş dönmesi, deli bir mide bulantısı ve yüksek tansiyon, şikayetleriyle.
İki günlük tetkik sonucu teşhis, pozisyona bağlı baş dönmesi (pozisyonal vertigo) olarak kondu ve ilaç tedavisine başlandı. Şimdi, iki hafta raporla evde yatıyor. Ayağa kalması gerektiğinde, dengesini sağlamakta güçlük çekiyor ve çocukluğumun ilk anime filminin kahramanı "Pilli Bebek" gibi yürüyor. (Kızma, tatlım!)

Bu yazıyı sonuna kadar okuyup, içi şişenlerden özür dilerim.
Herşey bizim için bu hayatta, hastalık da, sağlık da...
Hadi şimdi keyfinize bakın.


8 yorum:

funda dedi ki...

Aman ekmekçikızcığım hastalıklar hepinizden hepimizden uzak olsun , ne sen Florence Nightingale gibi ol ne de çevrendekiler hasta olsun. En güzel servet sağlık aslında.. Bu arada şarkıyı da pek severim. Teşekkürler onun için de..

elektra dedi ki...

canım yaaaa, ama vallahi teşhisimde ısrarlıyım. getirelim tr'ye şu gregory house'u:))
kardeş , anne ve dayı için en içten geçmiş olsunlarımı yinelerim...

şule dedi ki...

hastaliklar geçti bitti diyelim, öyle olsun.
sezonu da açtık hazır, bundan sonra sağlıklı olalım ki (bi de parali tabi :P) gezelim gonlumuzce :)

ekmekcikız dedi ki...

Tamam Fundacım, hastalık konusunu kapattık. Zaten açmak istemiyordum da, artık çok birikmiş içimde, kaçamadım.
Şarkıya ben de bayılırım; bu çiçekli-çocuklu klibi bulunca onu ekleyiverdim, Louis Armstrong'un herdaim gülen çehresinin yerine.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Tabii ki gelsin sevgili doktorun, bizim aileden münbit toprak mı bulacak?
Hem, tanışmış oluruz(sunuz) di mi?
:))

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Evet, sezon açılışı hoş oldu doğrusu, sevgili mahalle komşum.:))
Gerçi eleştirmenler biraz buruk, ama, olsun yahu.
:)

pelin dedi ki...

gecmis olsun hepsine ayri ayri

ekmekcikız dedi ki...

Pelinciğim,
Sen bildin bu konuları değil mi? Teşekkürler.
:))