Salı, Eylül 02, 2008

GAK GAK GAK GAK GAK.....

Uyarmadı, demeyin:
Bu yazıyı kuşfobik Elektracım, sabahla gece arası saatlerde kuşların ötmesine sinir olan Simon ve buna benzer sıkıntı-kaygı taşıyan arkadaşlar, lütfen okumasın. Onları hiiç ilgilendirmeyen bir hususdaki bir anı, bu. Sonra bana sinir olurlar, filan da...

Geçen hafta mıydı, dün müydü? Bu ara, kafam leyla, günleri bile karıştırıyorum.
Neyse işte, son günlerden birinde, sabahın erinde -gün ağarmış da sabah tam olmamış bir saatte- kapalı pencerenin ardından gak gak gak gak gak nidaları duyulmaya başladı.
"Kargalar mesaiye erken başlamış bu sabah" diye düşünmüşüm, uykumun arasından, bilinçsizce.
Gaklar çığlık halini alıp, azalacağına çoğalarak devam edince, uykumun arası, bilinçsiz düşünme filan kalmadı "haydaa, n'oluyoruz?" refleksiyle yataktan fırladım, balkona çıktım.
Gördüğüm şu: Apartmanın bahçesindeki en yüksek dallı iki ağaç silme, ama sahiden silme, en tepedeki en ince dalcığa kadar karga dolu ve hepsi bir ağızdan çılgınlar gibi gaklıyorlar.
Uykum henüz açılmamış olduğundan, ne olduğunu anlayana kadar on saniye geçti.
Kargaların hepsinin yönü, aşağıya bahçeye doğru dönüktü. Eğilip, ben de aşağıya baktım ve iki ağacın arasındaki toprak zeminde gördüğüm manzara gakların sebebini anlamamı sağladı: Tavuk olsa yarka boy diyebileceğiniz bir yavru-delikanlı kedi, ağzında bir kuş, kedilerin hep yaptığı usulde oynuyor. Tepeden gördüğüm kadarıyla, bir kumruydu. Sersem kedi, sabah oyunun bozulduğuna mı şaşsın, ne yapacağını bilemediğine mi?
Allah bilir, delikanlı-kedinin oynadığı ölü veya baygın kuş, bir karga yavrusu olsaydı, tek tüyü bile kalmamak koşuluyla kendisini oracıkta paralayacaklardı. Bu sersemin oyunu ve kargaların cayırtısı 2-3 dakika sürdü.
Sonra, sabah erkencilerinden, oradan geçen bir kapıcı, kargalara kıışşttt, kediye pisst dedi. Yavaş yavaş herkes kendi yoluna gitmeye davrandı, sesler azaldı.
Yaa, işte böyle.

.

14 yorum:

elektra dedi ki...

anneciiiiiim:((( ben olsam direk camı kapatır, korunaklı bir yerden anlamaya çalışırdım olayı:)

Arzu Çur dedi ki...

Ben eşhedü çekmeye başlardım direkt:)Bi de baktın o manzaraya ha? Atamadın mı kedinin kafasına bi saksı?

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Dedim ya, bu hikaye senlik değil diye.:))

ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Bizim balkon, o ağaçlardan bile yüksekte, dördüncü kat. Balkondaki saksılar, uzun ve ağır. Dolayısıyla, hakkaten bişey yapabilecek durumda değildim.
Ne olduğunu, nasıl geliştiğini anlayana dek, baktım mecburen.:)

şule dedi ki...

elektraninki kadar olmasada da benim de toplu eylem yapan karga/marti benzeri kuslardan tedirgin olma gibi bir abuklugum vardir. ay ay diye diye okudum yaziyi.
yine de sonunda yazmissin ya "ya iste boyle" diye hani senle karsilikli kahve icerken bana sabah hikayesi anlattin gibi geldi, hosuma gitti, gulumsedim :) sagolasin :)

Simon Templar dedi ki...

kargaların dayanışma hareketi gibi vermişsin olayı ama bence kargalar da bıraksa da biz yesek diye toplanmışlar. napalım, doğa dediğiniz şey vahşi. ben olsam en yakındakinden başlamak üzere sapanımı alır gelirdim:)

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Bu kargaların toplu eylemini gördüm ya, anladım artık, sen de Elektra da ne kadar korksanız haklısınız. Acayipti, sahiden.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Simon,
Eh, senin kuş merakın(!) sapan bulundurmanı haklı kılıyor da, bende sapan-mapan yoktu, işte.:))
Bir de haklısın yahu; ben karga dayanışmasına yordum eylemi ya, vahşi doğa gereği "ver, o benim!" kavgası da olabilir, sahiden.

miso dedi ki...

Ah o kedilere taparım ben ama böyle de adi bir yanları var işte :( Doğa di mi bunun adı? Amerika'da evde kaplan aslan filan besleyen gerizekalılar var, bebeklikten alıyorlar da evcilleşti sanıyorlar. Sonra senin bu sahneyi evlerinde seyrediveriyorlar.

Kedi bu
marrrrr :))

zeynep dedi ki...

Ahh ben bu kargaların anarşist ve kollektif ruhuna hayranımdır zaten:)


Sevgili Ekmekçikız,

güzel yazını okurken aklıma Alfred Hitchkok'un "Kuşlar" filmi geldi. Bırrrrr:S

SekerPembe dedi ki...

Alfred Hitchkok bence gelmiş geçmiş en iyi yönetmendir. En iyi yönetmendir çünkü hayvanlarla dost olan beni bile Kuşlar filmiyle kuşlara karşı gaza getirebilmiştir. Bırakınız toplu halde gaklayan kuşları, bir arkadaşımın evinde eskaza bir kafes kuşu -muhabbet kuşu filan- bile olsa ben her an ev sahibi kuşu kafesinden salıverir mi korkusuyla diken üstünde oturuveririm. Cidden. Eminönü Meydanı'ndaki toplu güvercin beslemece eylemlerini filan evleviyetle geçiniz bir kalemde... Yazınızı okurken bile ürperdim. Bırrrrrr

ekmekcikız dedi ki...

Misocum,

Yazmayı ihmal ettim; kargaların cayırtısının azalmasını fırsat bilen başka bir daha büyük boy kedi, sonradan ortama dahil oldu. Onun niyeti küçük kediden daha ciddiydi! :))
Hani kedilerin durumu dedin de, bari burada ekleyeyim dedim.

ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,

Zaten ben de anlattığım o sahneyi takiben, artık "Kuşlar" filmine daha çok inanır oldum.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Şekerciğim,

Peki, sen onca sene fakülteye nasıl gittin? Bizim oralar da güvercin cenneti değil midir?
:))