Pazar, Eylül 14, 2008

KÖFTE


Babaları Balkan Savaşında esir düşmüş, annelerini bebek denecek yaşta kaybetmiş ve onları büyüten babaanneleriyle birlikte Türkiye’ye göç etmiş iki erkek kardeş, kona göçe, Manisa'nın Akhisar ilçesine gelmişler.
Orada, Makedonya’da sokak satıcılarının yaptığına benzer bir tür ızgara köfteyi daha da geliştirebilme imkanı bulmuşlar. Tamamen dana etinden mamul, sadece tuz ve soğandan oluşan, yiyene et tadı veren bu köftenin altına, kepekli bir tür pideyi tereyağında kızartarak doğrayarak yastık yapmışlar. Izgara edilmiş yeşil biber ve tavada tereyağıyla ısıtılmış domateslerle sunulduğunda, yiyenin unutamadığı bir lezzetin yaratıcısı olmuşlar. Sonunda da 1928 yılında limon sandığından sandalyeleri olan küçücük bir dükkan açmışlar kendilerine.
1934 yılında da, şimdi hala faal olan tarihi dükkanlarına taşınmışlar. On yıllar boyunca Akhisar’ın ilk ve tek köftecisi olarak bu lezzetin ününü tüm ülkeye duyurmuşlar. Öyle ki, İstanbul – İzmir anayolundan saparak Akhisar’ın içine, Merkez Çarşı’ya gelip bu köfteyi tatmak isteyen İstanbullu müşterileri her gün daha fazla gelir olmuş dükkana…


Bu son söz, tamamen doğru; biz o yoldan sapıp köfte yiyen yolculardandık.
Köfte için ilk yoldan çıkış tarihimiz 1993 olmalı. O zaman, merkezde çarşı içinde küçük bir dükkan vardı. 2000 yılında kara yolundaki büyük dükkanı açtıklarında da Ege'ye yaptığımız yolculukların ya gidişinde, ya dönüşünde mutlaka oraya uğrar olmuştuk.
Lezzetli köfteleri, isteğinize göre bolkepçe kendi hazırladığınız salatası, nefis İzmir sütlü tatlıları ve bütün bunları daha da cazip kılan ucuz fiyatıyla vazgeçilmez yol durağımızdı, Ramiz.


Bir porsiyon, pideli Ramiz usulü köfte.

Son yıllarda Ege yolculuklarımızı arabasız yapıyor olunca, Ramiz de gözümde tüter olmuştu.
Sonra bir baktım ki, caddeye Ramiz açılmış. Kardeşimin demesine göre, "ooo, çoktan açılmış, ben anca görmüşüm". Olabilir.
Sonunda, bugün hafif bir öğle yemeği niyetiyle yer ararken, Ramiz aklıma geldi. Arkadaşım Ş. de bana katılınca, kendimize nefis bir ziyafet çektik.
Canı köfte çekene duyrulur.


Tepedeki meraklı surat, köftemin altındaki bir dilim pideyi gövdeye indirdikten sonra, böyle gevşemiş, poz veriyordu.

.

18 yorum:

Sndrfknella dedi ki...

Aaaaa biz de dün 5 gibi oradaydık :))) İlk gidişimdi, ama son olmayacağı kesin. Bir de ekleme, minik çömlek kaplarda servis edilen yoğurtları da nefisssss!!!

Afiyet olsun :)

Sevgiler,

ekmekcikız dedi ki...

Evet ya, Sndercim,
Keşfimiz geç oldu ya, neyse, bundan sonrası için iyi bir hareket oldu.:))
Yoğurt benim de aklımda, ayran içince, bu defa pas geçtim.
:)

elektra dedi ki...

caddelileeeer, caddelilerrrr, yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, bize gördüklerinizi anlatın yahuuu:P ımmmmhhhhmmhhh, çok leziz görünüyorlar. ( burayı yüzükçü smiigul gibi okurmusunuz lütfennn, lesisssss))

parker possey'e benzettiniz beni demek. eheh, tanımam etmem, demincek baktım. hoşmuş:PPP

şule dedi ki...

kofteler güzeldi evet. salata da. yemek oncesi gittigimiz film de. ama en cok da sohbet guzeldi :) iyi ki tanimisim seni...

ekmekcikız dedi ki...

Parker Possey'e benzeyen sevgili arkadaşımız Elektra Hanımefendi,

Valla hoş hatundu adı geçen kişi!
Ve fakat, filmdeki karakter öyle uyuntu idi ki, içimizden arkasından itip, "hadi, hadi!" demek gelmişti.
Sizin cevvalliğiniz yanında, pöeeh! Hiç di hiç. :))

İlk fırsatta seni de cadde gezmesine bekliyoruz, biz burda ön hazırlıkları yapıyoruz, sadece.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
Al, benden de o kadar! Tamamen hem de!
:))

metin dedi ki...

Caddenin neresinde açılmış?

ekmekcikız dedi ki...

Çatalçeşme'ye gelmeden, eski Emniyet Amirliği binasının karşısında, köşede hemen.
:)

zeynep dedi ki...

Limon sandığından sandalyeler fikrine bayıldım.

Nefis görünüyorlar, yarasın kuzum.

ekmekcikız dedi ki...

Zeynep Hanımcım,
Zamanı gelmedi mi henüz?
Siz ne zaman dirileceksiniz de, şu "iki kalp arasındaki en kısa yol" başlıklı yazınızı okuyabileceğiz, kuzum?
:)
Ardından da, şu aşk romanı hususunda olanını?
Hatırlatıyorum.:)

serpil dedi ki...

Afiyet olsun,ben de Ramiz'e gittim ama Kadıköy Baylan'ın sokağındaki köfteciyi hiçbirine değişemem,sanırım en az 20 yıldır orada.

ekmekcikız dedi ki...

Serpil Hanım,
Madem siz tavsiye ediyorsunuz, orayı da deneriz.:)) Adı nedir?

Adsız dedi ki...

Ekspres İnegöl,Baylan'ın sokağında,yani bir tarafında Baylan öbür tarafta Hacı Bekir var,ama ben o kadarına karışmam artık :)
Serpil

zeynep dedi ki...

Eyvah yakalandık! :)

Sevgili Ekmekçikız'ım,

çocukların yaz tatilinden taşıdıkları kaos hali henüz dinmedi. Anlayacağın, hala isikrarı sağlayabilmiş değilim evde. Bir de şu davetler filan.

Bunları yazarken, aklıma ilkokulda geç kalan veya ödevini yapmayan çocukların bahaneleri geldi." Öğretmenim elektrikler kesildi. Öğretmenim saatin alarmı bozuldu. Öğretmenim evimiz yandı, su bastı vs vs." Ben çok imrenir ama hiçbirini kullanamazdım. Zira annem öğretmendi:))

Bir de, hani şu malum "aşk romanı" var ya, o şahane kitabın, "Masumiyet müzesi" nin 235. sayfasındayım. Bitmesin diye yavaş okumaya çalışıyorum.

ekmekcikız dedi ki...

Serpilciğim,
Tarif "Baylan'ın Sokağında" diye başladığına göre, sizin için birinci o mu? :)
Benim için öyle. Zaten başka yerde Baylan yok da, akide şekeri ve helva almak için başka "Hacı Bekir" benim yakınımda var.

ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
Peki, biz burdayız. Davetlerin filan azalmasını bekliyoruz. Bir de kitabın bitmesini...:))
Ben, daha ilerdeyim, 350'yi geçtim.
:)

Adsız dedi ki...

İpuçlarıma göre ev Kadıköy yakasında olduğuna göre o zaman sizin iş yeriniz ya Beyoğlu, ya da Eminönü civarında.
Benim gibi zeki okurlarınız olduğu için kimbilir ne kadar mesutsunuz Ekmekçikız :)
(Bu arada müzenin 468. sayfasındayım)
Sevgiler
Serpil

ekmekcikız dedi ki...

Müzeyi benden daha önde gezmiş olacaksınız demek ki.
İşyeri için birinci seçenek geçerli. Ve evet, beni okuduğunuz için çok mesutum.
:))