Cuma, Ekim 03, 2008

BEKLERİM GELMEZ....

Bu sene mevsimleri algılamamla ilgili bir derdim var.
Yaz aylarında tek bir tatil yaptığım, işyerinde olmadığım zamanlarda da hastalık tedavileriyle meşgul olduğumdan mıdır nedir, sanki, kısa bir süre sonra çok hoş bir tatile, geziye gidiverecekmişim zannı içindeyim.
Polyanna elbisesini giymişken zarif duran bu bekleyen derviş durumu, beklenen ışıklı tatil gerçekleşmeyince, tüm zerafetini yitiriyor ve biraz özenti bir tasarım giysiyle kalakalıvermiş amatör manken kılığına dönüşüyor.
Hadi bakalım, benzetmenin belini kırdım, çık işin içinden!

Hiç beceremediğim sanat yapma mecrasını işin erbabına bırakıp, söyleyeceğimi dannn diye söylüyorum o vakit:
Keyfim kaçık.
Üstüne bir de takvim yaprakları Ekim'e döndü.
Dahası, herkes bir yana çekip gitmişken, bendeniz ofis nöbeti tutyorum; üstelik hem arife günü burdaydım, hem bayram sonrasında buradayım.
Sıkıldım.
Ya-ar ba-na bir eğlence medettt, amaaaannnn!
Tamam, Karagöz'üm aman sıkılma, işte sana eğlence!
Neee? Eğlence bunun neresinde, Hacıcavcav?
Eğlence öyle olmaz, böyle olur; al sana, al sana... Çat pat küt....

Yaa, işte böyle!


.

16 yorum:

funda dedi ki...

al sana başka bir eğlence o zaman ekmekçikızcığım. Büyük anne de bizimle yaşadığı için bayram boyunca ev misafirle dolar ve taşar, mutfakta bir nöbetçi kahveciye, salonda ortalık toplayan bir temizlikçiye, sar sar bitmeyen yaprak sarmalarını sarmaya çalışan bir aşçıya, misafirden sıkılan evin küçüğünü oyalamaya çalışan bir bakıcıya, tatilde hiç rahat yok mu diye zırlayan bir kocayı yatıştırmaya çalışan anlayışlı bir kadına , bütün bunlara rağmen gelen misafirleri güleryüzle karşılamaya çalışan bir ev sahibesine ihtiyaç vardır. ve bunların hepsi kimdir sence.. ben tabii ki.. e sen daha zırlıyomusun..

ekmekcikız dedi ki...

Eee, Fundacığım, beterin beteri var hiç şüphesiz!
Sana kolaylıklar dilerim, sanal halde elden gelen bu.:)
Ben yine de sıkıldım, eğlence isterim off, aman amaaannn!
:)))

Simon Templar dedi ki...

hah, işte, al benden de o kadar. tam benim hissiyatım. ekim mi, nasıl yani diyorum. üstelik, ben o tek yaz tatilini de yapmadım!

ekmekcikız dedi ki...

Valla Simon, sırf hainlikten ofisteki bütün takvimleri "Ekim" ayına getirdim ki, pazartesi uzun tatilin keyfiyle işe geldiklerine dannn! diye çarpılsınlar.
Ohh, canıma deysin!
:)))

funda dedi ki...

bak hala zırlıyo, hii bi de takvimleri filan değiştiriyo ne ayıp :)) bütün tatil yapamayanları birleşmeye çaarıyorum . tez elden birleşmeliyiz hatta sendika bişey kurup koskoca bir ay tatil yapıp hala zırlıyanları şiddetle kınamalıyız. bişeyler yapmalıyız bişeyler :))

ekmekcikız dedi ki...

Hemen birleşelim ve ayda en az bir hafta tatil olmasını isteyenler kurumu oluşturalım.
Daha azı için değmez!
:))

Simon Templar dedi ki...

çavdar hanım, o kurumda sizi yalnız bırakmak gibi olmasın ama, -yanlış anlamadıysam- funda hanım'ın karşısında birleşmemizi önerdiği sizin gibi neredeyse bir ay tatil yapıp bir de bunu beğenmeyenler:)

ekmekcikız dedi ki...

Çok ciddi bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmalıyım:
Bu sene sadece iki hafta tatil yaptım, bir ay değil.
Çok tatil yapmışım gibi gözüktüğüm geçen sene üç kez birer hafta tatil yapmıştım. Bu da üç hafta eder.
Ayrıca, tatil diye saplandık ama, benim derdim uzun yola gitmek(ti). Tatil olsun da boş oturayım, dileğinde değilim.

Olsun, siz beni kınama kurumu oluşturun, ben de "her ay bir hafta tatil yapalım" kurumu...
Ben umutluyum, sersemce.
:)))

miso dedi ki...

Ah canım benim, ben sana sadece DİKKAT diyeceğim. Bu gitme hissi bende doğumdan sonra olmuştu. Enteresan bir şekilde içimde böyle bir gitme hissi; hani rezervasyon yaptırırsın, gideceğin yer ve zaman bellidir filan ya... Neyse, bir arkadaşın eşi psikiyatristtir, "aman dikkat, bu depresyon belirtisidir, takip etsin, ihmal etmesin" demişti. Ne mi yaptım? Hiiç, miso gibi yaptım :)))

marruu

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

Turkiye'de yasarken ben de her bayram calisirdim... O yuzden kendi ulkemi pek bilmem, herkes bayramlarda seyranlarda gezerken ben ofisin yollari tastan diye ise koyulurdum..
Hey gidi gunler...

Bir soyle, bin ah isit Ekmekcikiz :-)) degil mi??

metin dedi ki...

Ben Ekmekçikız Hanım'ı da geçip, her aya bir hafta mesai veriyorum. Çok bile!

Ve de canı sıkkın bir Ekmekçikız Hanım düşünemiyorum bi de!

Tatil yapamayanlar sendikasının bol maaşlı genel başkanlığına da talibim. (Kırk yılın başı güzel bi tatil yaptık diye bu makamı haketmediğimizi düşünenler varsa teessüf ederim yani.)

ekmekcikız dedi ki...

Misocuğum,
Sağol!
Kaçış sendromu dedikleri olsa gerek, anlattığın. O bende hep var, zaten.:))
Sanırım ben de "Ekmekcikız" gibi davranıyorum ve öyle de devam edeceğim.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Muhtarcığım,
Şimdi oralarda onların bayramlarında da çalışmıyorsun, umarım?!
:))
Ahh varsa, dinleriz birbirimizi tabii ki.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey, yaşayın!
Sonunda yandaş buldum, kendi kuruluşuma. Neden çalışmak zorunlu ki, hem?
:))
Can sıkıntısına gelince, eh, oluyor bazen. Önce sıkı bir yağmur, ardından da güneş açınca da geçiyor.

şule dedi ki...

canim arkadasim, hemen beni de uye yap lutfen o kuruma :) bi de eger ayda bir hafta tatil mumkun degilse haftasonu tatilini 3 gun istiyorum lutfen :) aaaa, ne bu calis calis yahu? :P

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim, hoşgeldin!
:))
Bu durumda, sen zaten ilk üyelerden birisin, hem de uygulaması kuvvetli tarafından...
:)