Cuma, Ekim 31, 2008

KULAĞIMA ÇALINAN SESLER

...bostancıdan kadıköye deniz otobüsüyle mi geleceksin...
...neden gecikti, bu şey...
...al yavrum, iç şu sütü...
...sen hep telaş edersin zaten, anne...
...iskenderundakiler demiş ki...
...sahiden ne iyi düşündün, rahatça gelmişsindir...
...çok özledim sizi, iyisiniz değil mi...
...baylanda mı otursak, acaba...
...bahçeyi açtınız mı...
...hava, bugün daha güzel olacak...
...seneye yazın filadelfiyaya gideceğiz, bileti şimdiden ayırttık...
...ah, ben bu aralar rhodeisland'a taktım, bir filmde görmüştüm, çok güzel sahilleri var...
...aa, gideriz şekerim, çok yakınına kadar gitmiş olacağız, zaten...
...valla, hem yazın newportta caz festivali varmış, eğlenceli oluyordur, ona da gidin...
...paul austerla yapılmış bir röportaj okudum, romanlarının filminin yapılmasını istemiyormuş...
...ben yemeğe çıkıyorum, bankaya da uğrayacağım, saat ikide dönerim...
...annem diyorum, son zamanlarda anlaşmak öyle güç olmaya başladı ki...
...öyle çok yük var ki sırtımda, boynum, omuzum hep ağrıyor...
...nasıl geçti muayene, bir sorun yoktur umarım...
...o da çok yorulmuştur, kolay iş değil...
...şu ergenlerimizle anlaşmak ne güç...
...haftaya okulda toplantı var, seneye bölüm seçecekler ya...
...üç maymunu gördüm, çok beğendim, aldı götürdü beni...
...durağan buluyorlar genellikle, öyle de zaten...
...bilemeyeceğim, beni içine aldı, son sahneye kadar da bırakmadı...
...bu akşam gelemeyeceğim tatlım, yarın buluşamaz mıyız...
...nasıl, yeni nişanlının halleri...
...yüzüğünü azimle takıyor, biz evliyken üç gün bile takamamıştı, sonunda da kaybetti zaten...
...pasta geldi mi, akşamüstü çayını dörtte yapalım, bugün...
...herkes tamam, konuşma yapmak isteyen var mı...
...biz de birlikte geçirdiğimiz zaman için teşekkür ederiz, iyi yolculuklar...
...hayır, deniz otobüsüyle geliyorum, gecikmem merak etme...
...bu akşam rastlayacak mıyım, keşke...
...yavrum, oraya varınca bana haber ver, olur mu...
...iyi akşamlar anneciğim...
...ne yersin yavrum, dersin çok mu...
...unkapanına nasıl gidilir...

ne çok söz, ne çok anlam, ne çok anlamsızlık.
söz uçar, yazı kalır.

.

8 yorum:

elektra dedi ki...

ay aman, yoruldum yahu okurken. ki bunlar çeyreği değildir.
hayırdır, taze nişanlı mı var ofiste:P

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Bir de "soz gumusse, sukut....." durumlari var hani.. Yani vardi.. Artik gumus cok moda...

arzu dedi ki...

Bu yazıyı ve tarzı çok beğendim.

şule dedi ki...

çok eglendim okurken. biz lisedeyken tenefuslerdeki ya da bos derslerdeki konusmalari o an kulagina ne calinirsa yazip not tutan bir arkadasim vardi. zaman zaman yapardi bunu ve hepimiz cok eglenirdik sonra onlari okurken. hâlâ bir ikisi durur bende o notlarin. ne cok sey cagristirir bilene... onlara benzettim bunu da. cok guzel olmus.

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Bu kakfoni yorucu olur mu, diye düşünmedim diyemem. Yine de şeytan dürttü, o kadar çok ses duydum ki, o gün...
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Mehtap hoşgelmişsin!
Yolun uzakça, soluklanıp gezin istersen, arada yine gel.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
İltifatın yanağımı kızarttı, inan!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Yazarken, bir de bu sözlerin duyulduğu sahneleri tanımlamak gerekli, diye düşünmüştüm.
Çünki, sözler asılı oldukları mekandan soyutlanınca farklı etki yapıyorlar.
Bir tanesini söylemeden geçemeyeceğim:
"..neden gecikti, bu şey...
...al yavrum, iç şu sütü...
...sen hep telaş edersin zaten, anne...
...iskenderundakiler demiş ki..."
konuşması 40 yaş üstü bir erkek ile onun annesi arasında ve bir kamusal taşıt aracında geçiyordu.
Biraz da nereden baktığına bağlı olarak komik de sayılırdı, trajik de.
:)