Çarşamba, Kasım 12, 2008

BAŞKENT OLACAKMIŞIZ!



İki sene sonra yaşadığımız şehir Avrupa Kültür Başkenti olacak, bir sene süreyle.
2010'a az kaldı.
Biraz Türk usulü son dakika çalışkanlığı, biraz yaklaşan seçime yatırım, son zamanlarda özellikle ulaşım konusunda hamle üstüne hamle yapılıyor şehrimizde.
Pekiyi, güzel de bu işler yapılırken etkilenenler ne yapsın?

Geçen hafta sonu, şehrin tee öteki ucuna geçerken metrobüs için yapılan yol çalışmalarının daralttığı yollar nedeniyle katmerlenmiş trafiğe maruz kaldık.
Dün, erkence bir saatte karşıya geçerken, yarım saat sürmesi beklenen yolda, birbuçuk saatim köprü yollarında heba oldu.

Üstüne, hızla bitirilmeye çalışılan inşaatlarda, savruk çalışılması nedeniyle trafikte oluşan tehlikeler cabası. Yollarda ne kadarlık bir mesafenin böyle aksayacağına dair uyarı yok, düzgün işaretleme yok.
Mesela, dün akşam hava kararmak üzereyken, kocaman bir iş makinasının önünde duran bir adamcağız, bırakın üzerinde görünmesini sağlayacak bir giysi olmasını, elinde işaret bayrağı bile olmadan, havaya doğru el sallayıp, araçlara geç geç işareti yapıyordu. O kadar sersemce bir durum ki, zincirleme kazaya yol açacak tehlikenin büyüklüğü olmasa kahkaha ile gülebilirsiniz.
Onu geçtik, normal zamanda E-5 üzerinde göremeyeceğiniz, kocaman damperli bir kamyon biraz gevşeyen yolu fırsat bilip ralliye çıkmış gibi gazı köklemiş, yanımızdan vınladı.
Al işte, "kaza geliyorum" diyor, bağıra bağıra.

Peki, başkent olalım bakalım. Bu koşullarla nasıl olacaksa?
Şehirde yaşayanlara saygı duymak bir kültür gelişimi göstergesi değil midir?
O saygıyı duymadan "ben yaptım oldu" diye hareket ediliyorsa, neyin başkenti, neyin kültürü bu?

.

40 yorum:

metin dedi ki...

Ben afişe takıldım bu arada... "3 vakte kadar" değil, "üç vakte kadar"; "pekçok" değil, "pek çok" şeklinde yazılır.

şule dedi ki...

arabin derdi kirmizi pabuc olacak ama, afis -imla hatalarina ragmen- cok hos bence :)
bu arada senin yazdigin bu konu BKM'nin cok guzel hareketler bunlar ekibi tarafindan hicvedilmisti gecenlerde. guleriz aglanacak halimize hesabı...

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Sizden hiç bir şey kaçmıyor, buradaki dikkatiniz biraz da meslek refleks olsa gerek.
İnanın siz okur da kusur bulursunuz diye tırsıyorum, zaman zaman. Bir de kardeşim böyle, hemen hataları buluverir.:))
Afişdeki kahve fincanı, hoş bir fikir olmuş.

Ekmekcikız dedi ki...

Arap Şule Hanım, sizin derdiniz olan kırmızı pabuç "lokum" mu, "kahve" mi?
:))
Ben ikisini birden isterim.:)

zeynep dedi ki...

Dikkatinizi çekerim, hem de güllü lokum bu ofşş :)

şule dedi ki...

arap baci olarak bildiriyorum ki hem lokumun hem kahvenin hem de kahve falinin pesindeyim :)

Arzu Çur dedi ki...

Bir kahve falı da ben isterim. Şöyle tam atmalı cinsinden olsun rica edeceğim. Teşekkürler.

metin dedi ki...

Ekmekçikız Hanım,

Eh evet, biraz mesleki refleks de denebilir.

Bu arada, sizin haberiniz pek olmamışsa da, geçen yılbaşındaki kahve falım fena değildi. Bu yıl fırsat bulur da bakar mıyım yine bilmem artık...

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
Güllülokumperversiniz anladığım, bendeniz çifte kavrulmuş tercih ederim.:)

Ekmekcikız dedi ki...

Ooo! Arap bacı el artırmış.:P
Peki, fal da olsun.:)

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Atmalı fal ne işe yarar ki? Ona ben de bakarım.:P Mühim olan inandırıcı olsun da, bir süre oyalasın.:))

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey, anlamadım.
Sz mi fal baktınız, baktırdınız mı?
Ya da kendi falınıza mı baktınız?

Bakın burada bu kadar fal meraklısı hanm sıraya dizilmiş, görüyorsunuz. Siz bakıyorsanız, peşinizi bırakmayız, valla! :))

metin dedi ki...

http://jazzetta.wordpress.com/2007/01/03/a-be-falina-bakayim-soparim-kiymetlim/

funda dedi ki...

başkent falan olmıyalım, fal baktıralım, bu daha güzel. ben de sırada olabilirmiyim metin bey..

metin dedi ki...

Elbette efenim, memnuniyetle...

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacım!
Buralara uğradığına göre, işler yolunda gitti demektir.
Dur, bi seyirtip bakayım neler olmuş. :))

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Ne eğlenceli bir yazıymış! Yine öyle yazılar yazsanıza.;)
Yazıyı hatırlayamadım, o vakitler bendeniz tazecik bir bloggerdım, sarsak sarsak dolanıyordum ortalıkta, es geçmiş olmalıyım.

Şimdi gelelim, burada vaadettiğiniz fallara; nasıl olacak? Siz gözlerinizi kapatıp hislerinizi mi deyivereceksiniz, yoksa biz khve içip, fal kapatıp, fincan fotosu çekip size gönderecek miyiz?
Diğer seçenek de, ılık bir pazar günü bir bahçede toplaşmamış ve sizin sırayla nefes tüketmeniz.
Çok zor işiniz valla!
:))

metin dedi ki...

Son seçeneği geçelim efenim. İkincisi olabilir. Ama en kolayı, ilki.

Fala ciddi ciddi inanan var mıdır aramızda, merak ettim.

Ekmekcikız dedi ki...

Ay, tam da yalnış yazılmış diye düzeltme yapılan bir yorumun altında, ne çok eksik gedik yazmışım! Sakınan göze çöp batarmış, siz görmemiş olun Metin Bey.

Ne demişler, "fala inanma, falsız kalma" benimkisi o hesap işte, eğlencesi bol tarafından.

zeynep dedi ki...

Pardon! Sohbeti bölmüş gibi olmayım ama, bu İstanbul'un Avrupa Kültür Başkentliğine dair bir yazı okumuştum bi yerlerde, onu paylaşayım dedim; bundan nerdeyse200 yıl önce Abdülmecid bunun hayalini kurarmış ve hatta Franz Liszt'i konserler vermek için İstanbul'a davet etmiş. Liszt padişahın huzurunda unutulmaz bir konser vermiş, hatta büyülendiği bu kentte kırk gün kalmış. Padişah bestecinin Nuruziya sokakta kaldığı apartmana "Liszt burada yaşadı." yazılı bir tabela astırıp binayı Liszt müzesi yapmak istemiş, lakin önrü yetmemiş. Liszt'in İstanbul ziyaretinin çok romantik ve trajik -rivayet deseler de ben kendimi inandırdım-bir devamı da var, neyse onu başka zaman anlatırım artık:)

Sevgili Ekmekçikız'cım gelelim lokuma, tatlıyla aram iyi değildir, kırk yılda bir belki bir adet lokum yersem o da senin tercihin gibi çifte kavrulmuş olur, ama bu güllü lokumun kokusuna hayranım:)

Bu arada Metin Bey'in kahve falı için sıramı istiyorum:)

metin dedi ki...

"tam da yalnış yazılmış"

Yanlış! Heh heh!

metin dedi ki...

Ekmekçikız Hanım,

İlki değil de ikincisi olsun, daha eğlenceli olur.

Zeynep Hanım,

Ne demek efenim, memnun olurum.

metin dedi ki...

Bu arada, benim de çifte kavrulmuşun dışındaki lokumlarla aram pek iyi değildir. Hoş, çocukken iki pötibör arasına allı güllü lokum koyup yemesi güzel olurdu...

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
Ne demek araya girmek, estağfurullah, hiç teklif yok.:))

Bu arada, sendeki bu öyküleri ne zaman blogunda okuyacağız, bak kış geliyor nerdeyse. Daha aşk romanı yazacaksın, (Orhan Pamuk yazacak mıydın, unutmuşum)şimdi bu Liszt romansı konusu çıktı. İşin
çok yani... :))

zeynep dedi ki...

Metin Bey, geçen malikanenizde de bahsettiğiniz biküi arası lokum olayını ben de çocukluğumda denemiştim, yalnız bisküi sanki petibör değil de başkaydı diye hatırlıyorum. İnce uzun, uçları yuvarlak bi bisküiydi, adını bilemiyeceğim. Şimdi bakınıyorum raflara göremiyorum.

:)

zeynep dedi ki...

Ekmekçikız'cım bunu çok istiyorum, yani bloga başlamayı, ama bazı
endişelerim var. Mesela, pc başında uzun zaman geçirmeye başlamaktan korkuyorum. Bir de bu yıl çok önemli bizim için. Zira kızım ÖSS sınavına girecek. Gerçi hepimiz çok normal davranmaya çalışıyoruz ve bunu başarıyoruz çok şükür. Çevremde bu durumda olan ailelere bakıyorum da dehşete kapılıyorum:)

Neyse tamam itiraf ediyorum, bunlar bahane, bu konunun tek bi açıklaması var; tembellik:)

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey, Metin Bey!
Size laf yetiştireceğim diye ne hallere düşüyorum. :((
Dedim ya, sakınmak, çöp, göz...

Fekat bir hususu belirtmeden geçemeyeceğim, benim çocukluğumun da yegane tatlısı iki bisküvi arası lokumdur. Bizim kasaba bakkalında lokum küçük teneke kutuda, yuvarlak bisküvi büyük teneke kutuda olurdu. İki bisküvi ve bir lokuma 10 kuruş mu verirdik, 25 mi ne öyle bir şeydi.:))

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
Senin o bisküvinin adı, finger. Üstelik heryerde bulunmasa da satılmakta.
Ben de bayılırdım fingere, kenarından başlayıp kıtır kıtır kemirerek içe doğru küçültür öyle yerdim. Ay, şimdi düşündüm de, ne acayip! :P

zeynep dedi ki...

Ah evet canım finger! Fingerin bi özelliği vardı ki bu çok önemliydi, ince belli çay bardağına girecek kalınlıktaydı ve ben bu tada bayılırdım:)

metin dedi ki...

Hay Allah, benden hızlı kovboy varmış burada!

http://www.etietieti.com/Urunler/biskuviler_finger.asp

metin dedi ki...

"kızım ÖSS sınavına girecek."

Bizde de SBS belası var.

"hepimiz çok normal davranmaya çalışıyoruz ve bunu başarıyoruz çok şükür."

Ah nerdeeee...

Ekmekcikız dedi ki...

Hah, sınav mevzuuna geldik!
Durun durun, siz iki sene sonra beni seyredin asıl, o sene hem oğlumun ÖSS'si olacak, hem kızımın SBS'si. Gerçi, bu sene de SBS var, onu unutmuşum, vay bana!
Bu normal davranmak sayılır mı?
:P

zeynep dedi ki...

Metin Bey link için çok teşekkür ederim. Gerçi bizim finger biraz değişmiş ama, post modern fingeri ilk gördüğüm yerde alıcam.

Sınav konusunda size sabır kızınıza başarılar diliyorum. Normal davranıyoruz, zira ben iki adet OKS (oğlum o sınava girdikten sonra adı SBS oldu) sınavı atlatmış biriyim:)

zeynep dedi ki...

Sayılmaz canım, sen tipik, çocuğu sınava girecek anne moduna girmişsin:)

metin dedi ki...

Zeynep Hanım,

Evet, bizim finger değil bu, oynamışlar. Bir de, biraz tatlı olurdu finger, onun içindir ki pötibörle daha iyi giderdi lokum diye hatırlıyorum.

elektra dedi ki...

ohoooo, bir tıkladım ki katmanlı yanıtlar yazmak gerektiğini görüp tırstım valla. sadece diyeyim ki, ben de kahve fotosu koyacağım, fal isterim:)

metin dedi ki...

Tamamdır Elektra Hanım, talebiniz işleme kondu!

elektra dedi ki...

tamam:) anladığım kadarıyla, yeni yıldan itibaren sıraya gireceğiz:)

B5 dedi ki...

Katiliyorum her kelimene Ekmekci kiz. Baskent olsun olmasin...

ps: Bu afisi ilk gordugumde de cok begenmistim, yine cok basarili buluyorum. Sozcuk kismi baskalarinin anlayacagi kadar cok evrensel olmasa da.

Ekmekcikız dedi ki...

B5cim,
Afişin albenisinde, kahve falının çekiciliğinin çok katkısı var, bence.
:)