Cumartesi, Kasım 29, 2008

İKİ BUÇUK FİLM BİRDEN

Önceki hafta yaşadığım işler-güçler karmaşası beni iki hafta sonunda sinemaya gitmekten alıkoyunca, bugünü şahsi Sinema Günü ilan ettim.

Geçen hafta başlayan ve bu hafta eser sayıdaki sinemada devam eden, Cannes ödüllü İtalyan filmi "Gomorra" günün ilk filmiydi.
Son andaki bir program değişikliği sonucunda, boş zaman sahibi olunca, bir maratona kalkıp, karşıya geçtim ve ikinci dakikasında filme yetiştim.

İtalya'da güneyli ezilenlerin şehri Napoli’nin Scampia mahallesinde ve Caserta’da yaşanan gerçek olayları anlatan kitaptan yola çıkarak yapılan filmde, halkın, oraların mafyası Camorra'nın kurallarına boyun eğişi anlatılıyor. Bu acayip düzenden çıkmak isteyenler kanlı şekilde cezalandırılıyor. Para ve güç elde etmek için insanlar harcanıyor, öldürülüyor.

Film arasında salondaki tek kadının ben olduğumu görünce, filmin üzerimdeki etkisi katlandı: "Ne işim var bu erkek dünyasında?" diye düşündüm. "Savaş onların isteği, güç, iktidar onların derdi, silah onların oyuncağı. Nedir bu erkeklerin derdi?"
Bilemedim.



Sinemadan çıkınca yağmurun başladığını gördüm; ince ince yağıyordu.
Bayan E.'i beklerken kitapçı dolaştım, pilav üstü döner yedim. Yetmedi, buluştuktan sonra film saatini beklerken, İnci'de profiterol yedik.
Sinemaya girerken, eski kocamın eski sözlüsünü şimdiki kocasıyla gördüm. E. ile de tanışırlar, yüzümüze bakıp, geçti. Bizi tanımadı anlaşılan, hatırlamadı mı yoksa.

Günün ikinci filmi bu hafta başlayanlardan: "Burn After Reading/Aramızda Casusu Var"
Filme gitmeden önce okuduğum yerli film tanıtımcıları, filmi pek beğenmemiş gibiydi.
Belki, bu az beğenme veya beğenememe hali, geçen seneki "İhtiyarlara Yer Yok"un ağırlığının etkisiyledir. O ağır filmden sonra, böyle sulu bir casusluk parodisi filmi çevirmek, üstelik birinci sınıf bir dolu oyuncuya ciddiyetsiz(!) roller vermek, kolay anlaşılmayabilir.
Brad Pitt öylesine salak ki, çok komik. Yakışıklılığını umursamadan sersemleşen George Clooney de öyle. Tilda Swinton, acayip başarılı bir despot, bencil pislik olmuş. Herşeyi başlatan adam John Malkovich, harika. Biz çok eğlendik.




Dışarda bizi iyice artan yağmur karşıladı. Tek şemsiyeye sığınıp, yola revan olduk.
Eve ulaşıp, karnımızı doyurduktan sonra, İstanbul Festivalinde gösterildiğinden beri peşinde olduğumuz filmi görmek için, DVD göstericinin başına kurulduk.
Film, seyretmek için muazzam bir çaba göstermeme rağmen, tamamlayamadığım için tanıtıma buçuk kontenjanından dahil olan, "I'm Not There/Beni Orada Arama".

Bob Dylan’ın hayatının yedi farklı dönemi, aralarında kadın oyuncuların da yer aldığı altı kişilik bir oyuncu kadrosu tarafından canlandırılıyor(muş). Filmin özgün ismi “I’m Not There”, Dylan’ın orijinal albümünde yer almayan meşhur parçasına gönderme yapıyor(muş).
I’m Not There hikâyesini Dylan’ın şarkı sözü yazarlığındaki şiirsel anlatı üslubuna öykünen sıra dışı yöntemlerle anlatıyor(muş). Yapımcı Christine Vachon’a göre “film, Dylan’ın müziğinden ve kendini sürekli yeniden tasarlama ve yaratma becerisinden ilham alıyor(muş).
Ben, bütün bu iddiaları Dylan'ın hışmına uğramaktan korkan senarist ve yönetmenin, anlatılanı sıradan bir belgesel olmaktan kurtarmak için yarattıkları, ne yazık ki başarılı olamayan bir uslüp olarak gördüm.
Zaten, kanape bile filmi seyretmemi istemedi ki...




.

4 yorum:

Simon Templar dedi ki...

gomorra bence önce iyi film ama anlaşılan bizde filmler iyi kötü diye değil, erkek filmi, kadın filmi diye ayrılıyor. o sayede seyirci buluyorlar. cannes'dan ödüllü desen tırıs geçiyor ama 'abi, çok vahşet varmış' lafı bi çıktı mı, tamam.

Ekmekcikız dedi ki...

Gomorra'nın henüz ikinci haftada bir-iki sinemada oynuyor olması, üzücü bence.
Haklısın Simon, önce "iyi" film, Gomorra. Bu film hakkında "vahşet varmış" lafı çıktı mı bilemeyeceğim. Kaldı ki, aksiyon sinemasında kastedilen vahşet, bu filmde yok. Ancak, kastedilen hayatın yüzlerinden biri ise, vahşet var.
Benim, erkek dünyasını anlayamamaktan sözederken, anlatmak istediğim de, film dünyası değil, gerçek dünya.

şule dedi ki...

cok imrendim bu film dolu haftasonuna. benim cumartesi gunu aylaklikla pazar gunu ise abuk bir toplantiyla gecti halbuki :( hadiiii bayram tatili gelsin artik ...

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
Hakkaten öyle, "hadiii bayram tatili gelsin, artık!"
:))