Perşembe, Kasım 06, 2008

"MÜKEMMEL BİR GÜN"ÜNÜZ NASIL OLURDU?



Herşey olup bittiğinde anlarsınız ki, sıradan olan mükemmeldir aslında.
Küçük endişeler, sıradan koşuşturmalar, basit aksilikler... O an, adeta dünyayı başınıza yıkan, meğerse ne kadar da hayatın içinden olan şeyler.

Filmde de öyle. Sıradan bir gün başlıyor. Ufak ufak yapı taşları; ayrılmış bir aile, aldığı eğitimden sıkılmış bir delikanlı, yeniden seçilme telaşında bir politikacı, kendinden büyük kocasıyla ilişkileri sallanmaya başlamış genç kadın, tarot bakan büyükanne, hayatını kazanma telaşındaki dul kadın, psikopata bağlamış eski koca, bir yıldönümünü kutlama heyecanındaki yalnız kadın gündelik hayatın telaşındalar.
Sonra gün ilerliyor. Herbiri, birbiriyle ilintili veya bağımsız olarak bir çarkta harman oluyor. Günün sonunda, yakıcı mı yakıcı bir dramla perde iniyor.

"Un Giorno Perfetto"yu anlatanlar, eleştirenler ilk olarak, film ile temel aldığı kitabın tam örtüşmemesinden şikayetçilermiş. Kitabı bilmiyorum, diyeceğim çok okunmuş ve sevilmiş kitaplarda bu handikapın hep yaşandığı.
İkinci eleştiri filmin trajedi olup olmaması konusunda.
Trajedinin tanımına -olayların bir gün içinde olup bitmesi, tek bir olayın anlatılması, olayın başladığı yerde bitmesi- bakarsak, Ferzan Özpetek "Mükemmel Bir Gün"de bir trajedi anlatmış.
Kimine göre yönetmen filmde, 1950lerin Douglas Sirk tarzı melodramlarını örnek almış.
Kimine göre film iç bayıcı, fazla süslü, acılarını bile birlikte çeken insanlarla dolu, ne anlatacağını fazla bilememiş.

Bu itirazlara katılamayacağım.
Ferzan Özpetek ne yaptığını iyi bilerek, başarılı bir uslüpla, iyi oyunculardan, üstün performanslar alarak, çok güzel bir film yapmış: Yakıcı, içe dokunan, karakterlerin aklından geçenin perdeden seyirciye geçtiği, onca ölüme rağmen hayatın yaşanırlılığının yanında duran bu filmi çok sevdim.

Son söz; bir zamanların olağanüstü güzel kadınlarından Stefania Sandrelli'nin filmdeki varlığı ve başrollerden Isabella Ferrari'nın oyunu özellikle hatırlanmalı.

.

10 yorum:

şule dedi ki...

Bu filmdeki gibi olmasın lütfen. Hiçbirimizin. Hiçbir zaman. Çok can yakıcıydı...

Ekmekcikız dedi ki...

Delilik bu benimki, Şulecim!
Filmden ağlayarak, içim katılmış çıkıyorum ve çok güzel filmdi, diyorum.
Ama, öyleydi.

funda dedi ki...

filmin adı çok güzel.. sıardan günleri çok seviyorum bu filmi de sevebilirim ama sonu cok mu yakıcı cidden.. merak ettim çok..

elektra dedi ki...

bu adamın 'karşı pencere'si benim favorimdi. bakalım bunu nasıl bulacağım???

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacığım,
Evet!
Seyre değer, ama.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Elekracığım,
Favori filmin o ise, bunu da beğeneceğini düşünüyorum.
:))

elektra dedi ki...

dün benim secret yine işbaşındaydı, gece zaplarken kanalları bir de ne göreyim? ' karşı pencere':)))
bazen kendimden korkuyorum valla:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Daha ne istersin Elektram, gülüm. :))
Sen iste olsun!
:)

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

Ferzan'in MoMa'daki film festivalinde hem Isabella Ferrari hem de Ferzan ile tanisma imkani buldum. Isabella bu filmdeki rolu kapmak icin Ferzan'a ne diller doktugunu anlattiginda, yolladigi text mesajlari ile nasil taciz ettigini anlatinca, iyi ki Ferzan oyuncu seciminde ki israrlara dayanamamis... Isabella bence harika bir oyun cikarmis... Film sonu beni soke etti, her ne kadar kotu bir son beklesem de boylesini hayal etmek istemedigimi ifade etmeliyim.. Zaten film sonra QA yapilmayacak denmesinin sebebini gecte olsa anladik, cunku arkadaslarim ve ben 10 dk koltuklarimiza yapisip kaldik..

Ekmekcikız dedi ki...

Muhtarcığım,
Ferrari ve Özpetek fotolarını gördüm, imrendim. :))
Aynen, ben de sonu kötü bitecek diyordum da koltuğa çakılacak kadar olduğunu tahmin edememmiştim. Bir süre, biz de kendimize gelemedik.