Salı, Aralık 23, 2008

"QUEEN MARY"LER

Artık hatırlamadığım kadar eski bir tarihte, Kaliforniya'ya gitmiştim(k). Daha doğrusu o gitmişti önce, ben de tatil niyetine gitmiştim, iki hafta kalmıştım. Ne kadar güzel bir yolculuk olmuştu. Tüm eyaleti, yukarısı aşağısı dememiş gezmiştik.
Neyse. Hatırlamaya başlarsam, bir gün uzun uzun anlatırım, nereleri gördüğümü.

Nerden geldin buraya derseniz, geçende televizyonda tesadüfen gördüğüm bir gemi bahanesiyle diyeceğim.
"Queen Mary 2" şimdiki durumda dünyanın en büyük yolcu gemisi. İzlediğim belgesel, onun yapılışını, ilk seferini, o ultra elektronik aletlerin o devasa şeyi nasıl da hareket ettiriverdiğini filan anlatıyordu.
Kimisi gemi yolculuğunu sevmez. Bilemem. Yolculuk denince her türüne ağzı sulanan biri olarak, uzun bir gemi yolculuğunu hep hayal etmişimdir. Beyaz gecelerde fiyortlar boyunca olabilir, Volga'da şahane tarihi şehirler boyunca olabilir, Karayipler'de ılık bir deniz tatili olabilir... Hayal dedim ya, işte!


Bu fotoğrafda, Queen Mary 2006'da Hamburg limanında.

Peki, bu (2) nedir? Bunun 1.si nedir, değil mi?
Evet, var 1. olanı.
Benim o eski seyahati hatırlayıvermeme sebep, o 1. dir.

İşte, biz o yolculukta, o sırada çok taze ve canlı bir atraksiyon olan "Queen Mary 1"i ziyareti için Long Beach'e gitmiştik.
Hatırladığıma göre, "Titanic" sonrası en büyük ve meşhur gemi olan "Queen Mary" yaşayan bir müze halindeydi. Yanılmıyorsam, bir kısmı da çok lüks bir otel olarak düzenlenmişti.
Nerdeyse yarım gün boyunca, aslına uygun halde restore edilmiş gemiyi makine dairesinden, güverteye, lüks kamaralara kadar gezmiştik. Bazı kamara ve salonlar, geminin çeşitli dönemlerinde kullanılan orjinal eşyalarla yeniden düzenlenmiş, dönemlerine uygun şekilde canlandırılmıştı.
Diyelim, bir bölümde geminin İkinci Dünya Savaşında, kaçak yolcuları kurtarırken veya Kızılhaç için çalışırken olduğu hali canlandırılmıştı, diğer bölümde savaş öncesinin muhteşem baloları, gibi.
Şimdi, otel halen hizmette imiş. Evlenebilir, parti verebilir, film çekebilirmişsiniz.

Ne diyeyim, gözüm yok. Bana bir gemi yolculuğu yeter.

.

18 yorum:

şule dedi ki...

ben de istiyorum bir gemi yolculugu. hayallerimi susluyor. kuzum ekmekcikiz hanimcim,2.leri yunan adasinda degil de gemide mi yapsak yoksa ?!!! :P

Ekmekcikız dedi ki...

Evet şekerim, ikinci yolculukları gemiyle yapabiliriz. Ya da şöyle olabilir, yunan adalarına giden gemiyle yolculuk yapabiliriz.
Nasıl, fikir?
:)))

şule dedi ki...

benim "2.leri" diye yazmamdan "ikinci yolculuklari"mi anladin sadece yoksa anlamamazliktan mi geldin diye meraktayim aslinda :P

Simon Templar dedi ki...

bana kalırsa şık bir şekilde anlamazlıktan gelmiş:)
ben de şık olmayan bir şekilde, o sırada queen mary I çok taze ve canlı olduğuna göre 30'lar, hadi olmadı (çünkü 2. dünya savaşı ile ilgili sergiler varmış), 50'lerden mi bahsediyoruz diye soracaktım.
ama demiştim, şık değil diye.

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
Pardon anlamadım, neyi anlamazlıktan gelmişim???
:P

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncum,
Mary'lerin kraliçe olmayan 1.sini ne zaman gördüğümü tam tarihiyle yazıyorum: 30 Temmuz 1994.
:P
Eklemeliyim ki, bunun için ciddi bir arşiv çalışması yaptım.
Eh, madem o kadar derinlere daldım, ilk fırsatta yolculuğun tamamını da yazacağım.
:)

Tijen dedi ki...

Çok para da başa bela zaten. Ben bugün pazarıma gittim, demet demet nergis aldım ve eve yaydım. 8 ytl'ye satın alınabilecek en büyük mutluluk!

Ekmekcikız dedi ki...

Tijenciğim,
Yok valla, inan ki Queen Mary ile seyahate gitmek kudreti yok bende. Laf ola, hayal ola işte.:))
Müze halindeki gezmek çok zevkli ve öğreticiydi. Bize o yarar.:)

Nergisleri benim yerime de kokla, lütfen.

şule dedi ki...

susma ve sadece muzip bir sekilde gulumseme hakkimi kullanmak istiyorum izninizle :P

Ekmekcikız dedi ki...

Hey Allahım! Muzip kuş, şakıdın. İlan verseydik, bari!
:P

Adsız dedi ki...

Nasıl yani, muzip gülümseme... Ben neyi kaçırdım?

serpil dedi ki...

Ben hemen anlamıştım : ), cin gibiyim bugün, şule ve ekmekçikız çok tatlısınız, bunu böyle bilesiniz.

uçuşuk dedi ki...

o belgeseli izledim ihtişamı karşısında sadece "ne gemi ama" diyebildim... dedim ve bi' gün böyle bir yolculuk yapabilir miyim ki diye bir de iç geçirdim... :)

Ekmekcikız dedi ki...

Canım Adsız'ım,
Hiç bi şeyi kaçırdığın yok. Bir kaşık suda değil fırtına, anafor çıktı, bir sözle.

Olay şudur, açıkça yazıyorum:
Biz bu Şule ilen Mamma Mia'ya gitmiş idik. Filmdeki düğün töreni, adanın tepesindeki keçi yoluyla ulaşılan küçük bir kilisede yapılacaktı. Şuleciğim, nefis manzaraya bakıp "yahu Ekmekci, biz ikinci düğünleri şurası gibi bir yerde yapalım" dedi. Ben de manzaraya tav olup, "hee, olur" felan demiş oldum.
Yoksa, ne düğünü, ne adası, ne manzarası, yahu! zaten birinden canımı daha yeni kurtarmışım ki, ne evliliği... İşte, o gün bu gündür, geyik o geyik...:)))

Sonuç: Yer tamam, ada veya Moda, pardon gemi, şimdi iş üç nalla bir ata kalmış durumda!

Yaaa, gülersiniz değil mi?
:P

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilciğim,
Sen daha da tatlısın, inan.
Sevgiler.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Uçuşukcum,
Haydi gel, sen de takıl bize.
Gerçi senin ikinciden öncesi var ya...
:)))

şule dedi ki...

aaa ,bana sakidin diyene bak, detaylariyla dokulmus resmen :)
hem nedir yani, en zor karar her zaman dugunun nerede yapilacaginin belirlenmesi degil midir? onemli bir konuyu gozlerinizin onunde cozumluyorum, takdir edilmiyorum... :P

Ekmekcikız dedi ki...

Ediliyorsun şekerim, ediliyorsun. Hem de çook! :))