Salı, Aralık 02, 2008

TRABZON HURMASI / DİOSPYROS

Tam yirmi sene önceydi, kesin hatırlıyorum. Yurtdışına taşınacağı için iki-üç sene önce aldıkları ev eşyasının bir kısmını elden çıkarmak isteyen kuzenimin evine, eşya bakmaya gitmiştik. Evleniyorduk ve pek paramız yoktu. Bir de isyankardık; kimselerden yardım, destek filan almıyorduk. Yardım edeceğiz diye, işimize burunlarını sokarlar, müdahale edip "şöyle yapın, böyle edin" derler korkusundaydık. Elden çıkarılacak, genç insanların zevkine uygun eşyayı satın alma imkanı, bir anda, dolu sıkıntımızı yok ediyordu.
Kuzen, Tarabya'da bahçeli evlerle dolu bir semtde oturuyordu. Eşya seçme, alma, taşıma seferlerimiz sırasında -yine aynı mevsimdeyiz- kocaman turuncu meyveler sarkan upuzun ağaçlar gördüm. Nedir bu, sorumun cevabı Trabzon hurması olunca, şaşırdım. Hurma ve Trabzon bağdaşamayacak iki kavramdı, kafamda.

Eh, o zaman değil ekşisözlük, vikipedi filan, internet bile yok. Şimdi goggleamucaya bir tık deyince, envai çeşit bilgi, resim dökülüveriyor ekrana.

Ekşi'de demişler ki; "...buna trabzon hurması denilmesi, hurmanın trabzon'dan çıkmasından kaynaklı değil de, saraya sunulan envai çeşitli meyvelerden karadeniz'de üretilenlerin trabzon limanından gönderilmesi nedeniyleymiş. ülke bazında üretimde çin birinci sırada. avrupa ülkelerinin çoğunda da mevcut. bizdeki oran diğerlerine göre düşük olmakla birlikte yine de fena sayılmaz. birkaç çeşidi var..."

Diğer bir yazar "... sonbahaharda yapraklarını döküp, üzerinde koca koca yemişleri ampül gibi sallandıran güzel ağaç. meyvelerin kahverengi çekirdekleri vardır; çekirdek kırıldığında içinden kaşık şeklinde beyaz bir şey çıkar..." yazarak, benim kafamdaki tanımı aktarmış, adeta.

Meğer, Trabzon Hurması'nın anavatanı Çin'miş.
Türkiye'ye hangi tarihte getirildiği bilinmiyormuş, çok eskiden beri trabzonhurması yetiştiriciliği yapılıyormuş. En çok Akdeniz Bölgesi'nde olmakla beraber, daha serin bölgelerde de, özellikle Karadeniz, Ege ve Marmara Bölgeleri'nde yetiştiriciliğine rastlanmaktaymış.

Asıl, hoş ve tamamen katıldığım bilgi aşağıdaki:
Trabzonhurmaları Diospyros cinsine girer. Diospyros'un kelime anlamı; Dios (Baştanrı, Jupiter) ve Pyros (dane) kelimelerinin birleşmesi ile meydana gelmiş olan "tanrıların yiyeceği"dir. Meyvelerinin görünümlerinin güzelliği ve tatlarının mükemmelliğinden dolayı bu ismi almıştır. *

İşte, yirmi sene önceki o ilk tanışmadan sonra tadıp, görüntüsünden sonra lezzetine de hayran kaldığım Trabzon Hurması'nın mevsimi geldi, yine.
Hiç denemediyseniz, rengi turuncuya çalmış ve eti yumuşamış olanlarından bir-iki tane alıp, deneyin. Aman ha, açık renkli ve sert olanını seçmeyin. Onların tadı öyle buruktur ki, tavsiyeme inanıp yediniz diye, söylenmenizi istemem.


Kasada bir çeşit iri domates gibi durduğuna bakmayın, ağaçtaki halleri aşağıda.




*Çok daha geniş bilgi edinmek isterseniz, üstteki paragrafa tıklayınız.

.

12 yorum:

akasyakokusu dedi ki...

Bayılırıımmm bayılırım..
O kasalar benim olsa keşkee...
Eşimde evlendikten sonra benden tanıdı ve sevdi..Diğer adıda cennet elması..Bu hurmaların aşısız ağaçlarının meyveleri daha küçük..Katkısız doğal bahçelerde yetişen en lezizleri..
Tşkler bu göz ve mide ziyafeti için...

Ekmekcikız dedi ki...

Oooo! Ne güzel, trabzonhurmasını severler hemen kendini gösteriyor.
Hoşgeldiniz, Akasya Hanım!
:))

funda dedi ki...

hiç denemedim ama heryerde görüyorum şimdilerde, önce hikayesini öğrenmem iyi oldu, buluşalım onunla bakalım en kısa zamanda. :)

neolitik hanım dedi ki...

ben de ağaçtaki hallerine bayılırım bu meyvanın ama iş manavdan almaya gelince bir türlü elim gitmez. birkaç kez buruk olanına denk geldiğimden herhalde. ama haftasonu eklerinden birinde rastlayınca ve şimdi de senin sayfanda görünce yine bir heves geldi, bi cesaret denerim belki :)

yazıyı okumak isterseniz (bu yemek yazarını zaman zaman ukala bulmakla birlikte bazen enterasan tariflere rastliyorum):

Trabzon hurması mı cennet elması mı?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10468023.asp?yazarid=123

Simon Templar dedi ki...

3 hafta önce pazar alışverişini ben yapınca bol bol almıştım. o zamandan beri yiyoruz evde. (yani her hafta yenileniyor stoklar). geçen gün de hoş ve basit bir yemek tarifi gördüm onla yapılan.
yalnız, yıllardır lafı edilmiyordu, bu yıl mı çok fazla üretildi diye düşününce farkettim, ben o yıllardır bu tarihlerde ülkede olmadım ki. doğal olarak bu toprakların sunduğu yemişlerden de uzak kaldım. bir de orada herşey var derler. oysa doğru dürüst şeftali, kayısı, üzüm ve benzerleri hak getire...

Ekmekcikız dedi ki...

Dene bakalım, Fundacım. Nasıl bulacaksın tadını? Aman, olgunlarından seç!
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Neocum,
Çok yaşa, artık o gazeteyi okumak alışkanlığımı kaybettim. Bu yazıyı da görmemişim. Yazarla ilgili düşüncene katılıyorum, doğrusu. Her şeyi pek bi bilir oluşu, hocalığındandır mı desem? Neyse... Tarifleri denenebilir geldi, bana. Yine de olgun bir trabzon hurmasının tadını kendi halinde tercih ederim, sanki.
Yemeyi deneyeceksen, mutlaka olgunundan, yumuşağından seç.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Simon,
Bugünlerde orası-burası karşılaştırması zihnini meşgul ediyor, farkındayım.:)
Saydığın meyveler olgunken tatlı olanlar. Taşınabilsinler, bozulmadan saklanabilsinler diye nerdeyse hamken koparılıyorlar. Burada da, her zaman iyileri bulunamıyorsa, o yüzdendir.
Bir de, yetiştiği toprak bitkinin lezzetini çok etkiliyor. Senin alıştığın lezzetler, burada yetişenlerinki olmalı.
:)

metin dedi ki...

Geçen gün de söyledim, az kalsın boğuluyordum, tam olmamışı ayvadan bin kat daha tehlikeli bunun.. Kesinlikle olgunu yenmeli bu meyvenin, ama çok bayılmışını yemek de pek hoş olmuyor.

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey, boğulayazmanızın çok olmuşunun fazla şekerinden filan olduğunu düşünmüştüm. Demek, ham olanı nedeniyle imiş; geçmiş olsun.
Dün bizim evde çok bayılmışı vardı, kaşıkla yedim. Olmuş, kabuğu rahat çıkacak kadar yumuşamış olanı en iyisi bence.
Çok fazla olgunlaşanı da Neo'nun verdiği linkteki tarifteki gibi püre yapmak, düşünülebilir.:)

Elif dedi ki...

Buralarda, butun marketler, pazarlar bunlarla doldu simdi! :o)



Buharda pisirilen bir kek tarifi var bunun, bulursam yollayayim. Rengi neredeyse siyah oluyor kekin!

www.elifsavas.com/blog

Ekmekcikız dedi ki...

Elifciğim,
Bana öyle geliyor ki, her sene bir meyvenin antioksidanlığı veya antikanserojen olacağı tutuyor ve o meyve yeniden keşfediliyor. Bu sene de sıra tanrılarınmeyvesine gelmiş olabilir.:))
Kek tarifini gönderirsen, deneyeceğim.
:)