Cuma, Ocak 23, 2009

ABSÜRD MÜ, GERÇEK Mİ?


İstanbul Şehir Tiyatrosu, Bulgar yazar Hristo Boytchev'in "Titanik Orkestrası"nı iki senedir oynuyor(muş). Bu süre içinde oyun ve oyuncuları ödüller almış.
Bayan E. oyunun kadrosundan bir arkadaşının çağrısıyla seyre giderken, hoşlanacağımı düşünmüş "gelir misin" dedi. Çağrılı olarak bir gösteriye gitmenin keyfini kaçırmak istemedim. İyi de oldu.

Nerdeyse, iki sene önce yeni başladığında yazılan bir oyun eleştirisinde ki, çoğuna katılıyorum, bir yandan oyun anlatılıyor. Ayrıntılı bir yazı, buradan okuyabilirsiniz.

Oyunda takıntılı şekilde beklenen yaşam treni, adeta Becket'in bir türlü gelmeyen Godot'su gibi. Oyunun sahneye konuluşu ve anlatımı da bir tür absürd tiyatro.
Yıkık gar binası, gelip geçen ve bir türlü durmayan trenler, her biri ayrı bir kaybeden olan bekleşip duran yolcular, aniden beliren bir illüzyonist, hiç kimsenin hiç bir yere gidememesi...
Bu konudaki kategorizasyonları kat'iyyen bilmiyorum, bilene hata görünürse, affola!

Yukarda andığım yazıda, katıldığım başka bir saptama şu:
"Boytchev'in, beklenmedik bir anda, Titanik olayına ve gemi batarken bile çalmayı sürdüren orkestrasına gönderme yapan metni, bütünü oluşturan öğeler arasındaki bağıntılar iyi kurulmadığı için benimsenemeyen, hatta kimi öğelerin varlığı açıklanamayan sahnelerden oluşuyor. Bu tiyatroya özel bir ilgisi olduğu anlaşılan Koper de metni bu açmazlarıyla sahneye koymuş".

İnsanoğlunun hayalleri, o hayallerle örülü dünyanın gerçek olup olmadığı, yalnızlığın gerçek dünya ve hayallerle bağlantısı üzerine düşünmek isterseniz, iki senedir sürmekte olan bu oyunu kaçırmayın.

Şurada oyunla ilgili bir başka yazı var.

Bu linkte ise, oyun yazarı ve oyun hakkında ilk elden bilgi bulacaksınız.




Tepedeki foto, benim seyrettiğim cast.
Üstteki ise, yurtdışındaki bir tiyatronun oyuncuları.


.

Hiç yorum yok: