Pazar, Ocak 25, 2009

ENGİNARLI RİSOTTO

Tavuk göğsü aldı, risotto yaparken biraz tavuk veya et suyu koymak lezzeti artırır.
"Şunları haşlar, etini buzluğa kaldırır, suyunu risotto için kullanırım."

Enginarlar taa bahardan beri buzlukta bekleyip duruyorlar, bu günü.
"Geliyorsunuz değil mi, enginarlı risotto yapacağım size."
"Hayır, bi şey getirmenize gerek yok, şarap da var, mümkün olduğu kadar erken gelin."

Salata için roka ve kıvırcık yıkandı, suyu süzülüyor.
"Tatlım keyfinize bakın, sabah anneanne ile sinemaya gideceğim."

Risottonun tadını verecek olan arborio pirincinin son kalan kısmı kavanozdan çıkarıldı, yıkandı.
"Bak, şu CD yi doğumgünümden beri dinlemiyorum, bu akşam tam zamanı."

Buzluktan enginar çıkarılıp, limonlu unlu suda haşlanmaya bırakıldı.
"Şimdi gelirler, sofrayı hazırlayayım. Aa, zil çaldı, ne iyi çabucak geldiler."

Kuru soğan, bızzııttt çekildi, zeytinyağına atılıp, kavrulmaya başlandı.
"N'aber tatlım?" "İyilik, sen nasılsın?" "Oohh! Mis gibi kokuyor yardım edeyim mi?" "Sen şu şarabı aç, soğusun diye dolaba koymuştum."

Bardaklara şarap konulurken, o da bir yandan tavuk suyunu süzdü.
İki bardak pirinç sararan soğana eklendi, kavurmaya devam edildi.
Enginarın haşlama suyu süzüldü, önce ortadan ikiye kesildi, sonra her yarı ince parçalara bölündü.
"Eee, ne haber? Herşey yolunda mı?" "Yarın buluşacağız, kahvaltıda." "Hııım!" "Bu çalan ne? Çok güzelmiş!" "Doğum günü hediyesi o, özel."

Süzülen tavuk suyundan bir bardak kavrulan soğan pirinç karışımına eklendi. Suyunu çekmesi beklenirken, salata doğrandı.
"Yahu, benim yeğen ugg istiyor, caddede hiç bi yerde yok, ne işse?"
"Ahh, sen onu bana sor, geçen hafta aldı bizimki, sorayım nerden almışlar" " Yavrum, sen şu dükkanın yerini bi tarif etsene."

İkinci bardak tavuk suyu da pirince eklendi. Bu su çekince, üçüncü bardak sade su eklenmeden, doğranmış enginarları pirincin üstüne boca etti.
"Tatlım, bak dükkanın yerini tarif edeyim sana. Çiçekkız geçen hafta almış." "Allaam, şu saçmalıkları nasıl deli gibi bir merak ve zevkle giyiyorlar, anlamak mümkün değil."

Sonra dördüncü bardak su da eklendi.
"Şu beyaz şarabı da açar mısınız?" "Ne yapacaksın onu? Risotto için mi?" "Getir getir, onu da ben açayım."

Açılan beyaz şaraptan bir bardak doldurup, son kez suyunu çekmiş pirince ekledi.
Bir tutam dereotu buldu dolapta, onu da pirincin üstüne doğradı.
Tuzunu az karabiberi ekledi. Kapağını kapatıp, suyunu çekmesini gözlemeye başladı.
"Bak sana şu şiiri okuyayım" "Nerden buldun bunu güzelmiş." "Ahh, gençliğimde az şiir yazılmadı, bana..." "Eeee! ne var? Bana da yazılmıştı." "Komiksiniz komik!" "Bunun için kavga mı edeceksiniz?"

Ocağın altını kapadı ve risottonun azıcık demlenmesini bekledi.
"Salatanın yağı, limonu tamam mı?" "Sofraya çatal bıçak koydunuz mu?"

Parmesan peynirini rendeledi. Demlenmiş enginarlı pilavın üstüne döktü.
"Hadi oturalım" "Şarabı biten?" "Bak seen! Bu kuntra çok güzelmiş!" " Alırken adada söylemişlerdi ya, 2005 çok özel bir sene oldu diye." "Keşke, bi kere daha hep birlikte uzun yola, seyahate gitsek!" "Kızım, Provence'a gideceğiz yaa!" "Hani beni götürmüyordunuz? N'oldu, fikir mi değiştirdiniz?" "O seni tehdit içindi, nasılsa götürürüz merak etme!"

Risotto tabaklara konuldu, salatalar kaselere alındı, şaraplar yudumlandı ve hayata teşekkür edildi.
"Hımm, eline sağlık, nefis olmuş. İkinci tabağı da alacağım."

Sonra sohbete devam edildi, müzik dinlendi, gülündü, gülündü, gülündü...

Dinlenenlerden biri de şuydu.

.

4 yorum:

Simon Templar dedi ki...

şarabı baştan koymak daha iyi sonuç veriyor. ayrıca, tavuk suyunu (ki onsuz olmaz) ısıtıp koymak.

Ekmekcikız dedi ki...

Peki Simoncum, gelecek sefere şarabı baştan koyayım.
Tavuk suyu sıcaktı zaten.
:))

Arzu Çur dedi ki...

Yemek hikayeli an hikayesi demeeeek? Alanıma giriyosun ufaktan, haberin olsun:)

Ha, helal de olsun ama:)

Ekmekcikız dedi ki...

Estağfurullah, estağfurullah....
Ne haddime yahu!
Allaa, allaa...
Ben öyle kendim pişirip, kendim yazıyom.:)))

Çok tişkür iderim efem, beğendiyseniz sevinirim.
:)