Cuma, Şubat 20, 2009

AGGGHHHH!!!!

Daha yeni yazmıştım, Zeynep'in "V for Vendetta" filmi için yazdığı güzel yazıyı okurken ona da, "ne acayibim film izleme konusunda" diye. Kimi filmleri göz göre göre ıskalıyorum, kimisinin ilk başladığı gün kapısında nöbet tutuyorum.Yine bir filmi tam kaçırayazıyorken yakaladım. Niyetim onu anlatmaktı, size.

Bakın tam bunu yazdığım sırada, gençliğimde kitap okuma konusundaki takıntım aklıma geldi. Dünyada yazılmış tüm kitapları okuyabilir miyim acaba, derdindeydim: Beni bir odaya kitleseler, odanın bütün duvarları kitap olsa, ben de okusam okusam okusam...
Sonra, bir gün, bunun sahiden hayal olduğunu, değil böyle bir okumayı gerçekleştirmeyi, gerçekleştirmiş olsam bile bunun hiç işime yaramayacağını anladım ve hayal buhar oldu.
Kitap okumaktan vazgeçmedim doğal olarak, ancak, ona da yetişecem buna da diye kendimi paralamaktan vazgeçtim. Gerçi, şimdi baksam kütüphaneme, açgözlülükle alınmış ve henüz okunmamış en az on tane cillop kitap çıkarıveririm ya, neyse...

Sanırım, şu sıralarda da sinema konusunda bu çeşit bir takıntıyla yaşıyorum.
Farkındayım ki, benim nerdeyse her hafta bir-iki filme gitmem, onu da bunu da şunu da görmeye kalkmam, blog arkadaşlarımın çoğunun bıyık altı gülümsemesine neden olacak bir seyir izliyor.
Üstelik bir de bu filmleri yazıp yazıp, "ama bu yazıları da okumuyorsunuz ki!" diye şarlıyorum, alemi.
Komiğim ya!

Komiğim de, biraz da sinirliyim aslında.
Tamam, itiraf ediyorum artık, bir kaç gündür tepem atık.
İsmi lazım değil eks bey şekil yaptı, cinimi tepe zıplattı.
Keyfimin yerinde olmasını mı çekemiyor, yoksa artık onun umrumda olmadığını mı hissediyor nedir, arıza modunda sürekli.
"Buradaki lambanın ışığı neden parlamıyor?" buyurdu geçen gün, mesela.
"Olur, parmağımı duya sokar parlatırım, efendi hazretleri!" demedim, tabiyatıynan.
"Aa, öyle mi? Hemen elektrikçiyi çağırayım baksın" dedim.
Kavga çıkmadı ya, hızını alamadı, devrisi gün başka bir surat yapma mevzuu, yine incir çekirdeği iriliğinde ve fakat üfürülmüş, şişirilmiş.
Hayır, başka bir durumda çarpar kapıyı çıkarsın da, işyerinde öyle dan dun kapı çarpılmıyor, maalesef.
Dün bir ara bazı dolap ve kapaklardan hıncımı aldım.
Baktım olacak gibi değil, bu sinir zıplamasını bahane edip, öğlen yemeği yerine sinemaya kaçtım. Tabii ki bu hareketin başarılı olmasında, Beyoğlu'na beş dakika yürüme mesafesinde çalışmamın öldürücü avantajını gözönünde tutmalısınız.
Atmış tepemi bastırmamın en medeni yolu, derhal kendimi sinemaya ışınlamaktır. Sinemada film seyretmek benim için antidepresan yerine geçer.

Uff Allahım, nasıl bir gevezelik hali var üstümde! Altı üstü bir film anlatacağım. Pardon!

Olmayacak arkadaşlar. Bunca gevezeliğin üstüne ciddi ciddi film anlatamayacağım, üstelik filme ayıp olacak.
Ben filmi en iyisi aşağıda başka bir yazıda anlatayım, burası da böyle dağınık kalsın.
Toparlayamayacağım, şimdi.

.

11 yorum:

elektra dedi ki...

:)

günaydın geveze sabah kuşu...bazen anlatsam anlatsam anlatsam yine de anlatamayacakmışım gibi geliyor bana söylemek istediklerim ve yazsam da karnımın şişi inmeyecek gibi geliyor üstelik:) parmakları duya sokmak fena fikir değil, ama kendininkileri değil de, hani ne bileyim, bir başkasının ki düşünülmeli bu durumda. süperhero algınızı oturtmuşsunuz bir kere, yapacak bir şey yok. her şeye gücü yeter, her işe koşar olmaya bir kere aday oldu mu insan, bir daha yapışıyor çıkmıyor üzerinden bu şey.
bu ara bende de filme kaçma had safhada. her şeyi erteleyip bulduğum kısacık anlarda filmlere yapışıyorum. bende ki azıcık yaklaşan bahar'ın depresyon provası sanırım:)

Ekmekcikız dedi ki...

Alemsin Elektram,
Herkesde sonbahar depresyonu olur, sende bahar depresyonu oluyor!
:)))
O süperhero algısı başa bela biliyorum, ama ne çare, olmuş oldu bir kere. Ne kadar yontsan da kalıntısı bile yetiyor.
O parmakları duya sokacağım da, ben bir gün....
Neyse!
:))

sumuklubocek dedi ki...

Odulunuz var Ekmekcikiz hanimcigim, sizi seviyorum odulu :), buyrun gelin efendim ;)

şule dedi ki...

e eksbeyin sismis egolariyla ugrasmak zor tabi tatlım. ama boşver sen, eglenceli de ote yandan bu hallerini gormek. oh olsun :P

teyzenteyfik dedi ki...

Sen sinirlenme oyle, uyma ona. Hic yakismiyor sana sinirlenmeler.

Biraz bencilce oldu ama, napayim, pek saskinlikla okuyorum senin boyle sinirlenmelerini.

Haftaya Beyoglu'na geleyim mi? Hem belki sen yine kavga etmis olursun, sayip, sover rahat rahat icini dokersin bana :)
Havanin guzel oldugu bir gun ayarlayip, kahve iceriz?

Ekmekcikız dedi ki...

Sümüklü böceğim,
Ben de sizi çok seviyorum.:)
Çok teşekkür ederim, senden ödül almak, ne hoş!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Ah, Şulem ah!
Sen anlarsın beni, bilirim.:))
Eğlenecez derken bir çuval keçiboynuzu yemiş kadar oluyoruz, amma ve lakin, yahu!
Reva mı bu eziyet?
Gölge de istemez, ihsan da!...
:))

Ekmekcikız dedi ki...

TT'ciğim,
Oooo! Ben yayım yay! Aniden ve alevli sinirlenirim de, sonra işte bi sinemaya filan yatışır sinirim geçer.:))

Haftaya Beyoğlu mu?
Sorduğun kabahat! Ne gün istersen. Dur, bi mail sallayayım sana da, geçen seferki gibi madara olmayalım.
Di mi?! :O))

zeynep dedi ki...

Buralara dadandığımdan beridir merak eder dururdum; Sevgili
Ekmekçikız'cığımız nadiren de olsa biz faniler gibi sinirlenir mi, tepesi atar mı diye. Tam bundan ümidimi kesmeme ramak kala, görmüş oldum böylece. Gerçi ben gelene kadar yorumlarda çoktan yatışmış, ama yine de yazıdaki huysuz ve tatlı kadını gördüm ve bayıldım:)

zeynep dedi ki...

Ayrıca da, "Buradaki lambanın ışığı neden parlamıyor?" diyen bünyeye ben bile burdan sinir oldum.

Ekmekcikız dedi ki...

Ben size dünyadaki güzel seslerden birinden şarkı seçerken, sizin yolunuz buraya düşmüş. Hay Allah! Kahve hazırlardım bilseydim, ziyaretinizi.
Ya da belki bir geç vakit içkisine eşlik ederdiniz?

Evet ya Zeynepciğim, ben de sinirlenirim. :)) Hem de hızlı ve ateşli şekilde. Yine de çabuk geçer bu harlı alev.

Fekat, yazıda bahsi geçen kişi ve durum farklı. Anlatması uzun ve bıktırıcı. Bilmem, belki size eğlenceli bile gelebilir, ama ben artık sahiden bıktım.
Onun, o acayip huylanmalarının, hallenmelerinin sebebini de çözümünü de bilirim de, artık ne enerjim, ne isteğim, ne gücüm kalmadı.
Hayat gelip geçiyor, değmez bunlara.
Aman ya, boşver!