Perşembe, Mart 19, 2009

BİR KARAKTER YARATMAK

1873 William-Adolphe Bouguereau - L'Amour et Psyche, enfants


Geçenlerde yazmıştım; kitap kulübümüzde Ayn Rand'ın Fountainhead/Hayatın Kaynağı kitabını okuyoruz diye. Kitap kitap değil, tuğla olduğu için, yeni kitap seçmedik, ikinci aya da aynını taşıdık.
Geçen toplantıda daha çok yazar ve kitaptaki felsefe hakkında, kulübümüzden bir arkadaşımızın yakını Amerikan edebiyatı uzmanının anlattıklarını dinlemiştik.
Bu ayki toplantıda farklı bir şey deneyeceğiz. Herkes kitaptaki ana karakterlerden birini seçip, film çevrilseydi bu karakteri kim oynardı ve neden diyecek ve bunu anlatacak. Eğlenceli olacak, sanırım.
Bu kitap, yazarının senaryolaşması sonucunda King Vidor tarafından 1949'da filme çekilmiş. Bu, bizim çalışma için hem iyi, hem kötü. İyi; yol gösterici, fikir verici olabilir. Kötü; zihin sınırlayıcı, kafa karıştırıcı olabilir.

Kitaptan film yapmak, üstelik bu kitap çok okunmuş, tanınmış bir kitapsa türlü türlü risk taşır. İşin erbabı, bu sorunları aşmasını bilir bilmesine de, bazen de tökezlenir. Edbiyat ve sinema dünyasında buna ait sayısız örnek vardır.

Derken, bu konu üzerinde düşünmek, beni başka yerlere savurdu.
Son günlerde yıldırım hızıyla yayılan, çok az insanın doğrudan cevap verdiği, pek çok insanın da sağdan soldan estarabim usulü kıvırttığı bir mim, aklıma geldi.
Bu mimi icat eden blog yazarı şöyle buyurmuş: "Basit bir oyun olarak görülmeli bu. Yani bugün aniden bir soru alsan ”hangi blog yazarı ile seks yapmak istersin” diye, 2 dakika düşünüp vereceğin bir cevap olmalı."
Eh, iyi güzel de, soru böyle kafadan boynuzlar gibi sorulunca, cevapların kaçamak olması zorunlu gibi.
Ben bi defa ifadeye taktım. "seks yapmak" bana erkek egemen bir kültürün jargonu gibi gözüktü, sinir oldum. Hassas, nazik, kibar blog yazarları bu tanım yerine kırk çeşit hoş, edebi, latif ifade bulmuş, kullanmış.

Nerden geldik buraya?
Hatırladım. Karakter yaratmak derken savrulmuştum.
Diyecektim ki, sadece yazılarından tanıdığımız bir karşı cinsle, cinsel münasebet kurmayı düşünmek için, önce onunla ilgili bir karakter yaratmak lazım değil midir? Hah, evet! İşte bizim bir roman kahramanını canlandırırken bile bin zorlukla karşılaştığımız "karakter" yani bu yazıları yazan, nasıl bir insan nasıl olmalıdır ki, bu lafı böyle etmiştir?
İyi güzel de, yaşı kaçtır? Uzun mu kısa mı, sıska mı tombul mu, saçı nasıldır, gözü ne renktir? Yazıyor da, konuşabilir mi acaba? Hem sesi nasıldır ki? Her şey bir tarafa nasıldır tipi acaba, beni çekecek mi? Görünce hayal kırıklığına uğrayacak mıyım? Peki, görünce de kafam bozulmadı, ya dokununca ten çekecek mi?
Yaa!
Kolay mıymış öyle, hangi blog yazarıyla seks yaparsın, iki dakikada cevap ver demek?

Şurada yaratılmış karakterleri görebileceğiniz bir link var.
Keşke, bizim de öyle linklerimiz olsa da farkettirmeden merakımızı giderebilsek, hayat hakkında.
.

12 yorum:

serpil dedi ki...

Ekmekçikız, kitap kulübünde neler yapıyorsunuz bir yazında da onu anlatsan olur mu? Hep merak ederim, nasıl bir düzen içinde gidiyor toplantılar, kitapları nasıl seçiyorsunuz?
Sayemde ne yazayım diye düşünmene gerek kalmadı bak, bu iyiliğimi unutma e mi :))

serpil dedi ki...

Bir de o linke erişim yasaklanmış diyecektim.

ŞEKERPEMBE dedi ki...

BU KİTABI OKUYAN ÇEVREMDE KİMSE BULAMAMIŞTIM. BENİ ÇOK ETKİLEYEN BİR KİTAPTI. DİLERİM SENDE AYNI KEYİFLE OKUYORSUNDUR.
ANCAK FİLM YAPILDIĞINI İLK KEZ DUYDUM AYNI İSİMLEME FİLM YAPILMIŞ. FİLMİNİDE SEYRETMEK İSTERİM.

SEVGİLERİMLE

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilciğim,
Daha önce yazdığım şu yazıda da biraz anlatmıştım.
http://ekmekcikiz.blogspot.com/2008/12/uultulu-tepeler.html
Yine de ilk fırsatta başka bir yazıda daha çok ayrıntı vereyim.
Toplantıları ayda bir yapıyoruz, kitapları konuşarak ortak kararla seçiyoruz.
Konu önerine sağol, bu arada...
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilcim,
O linke erişim, kaç zamandır yasak; youtube o! Kapıdan girilmeyince tünelden giriliyor, ya...
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Büyük harflarle şekerpembe, Hoşgeldiniz!
:))
Size öyle takıldım, çünkü blog adınızı görünce çok şaşırdım. Benim genç arkadaşlarımdan birinin blogunun adı "şekerpembe"! Ama, onunki küçük harflerle... Ne tesadüf!

Kitabı henüz bitiremedim. Gördüğüm, siz Ayn Rand'ın diğer kitaplarını da okumuşsunuz.
Filmi yapılmış, hem de çok eskiden. Linke tıklarsanız görebilirsiniz. Zamanın iyi yönetmeni ve iyi oyuncuları ile çevrilmiş.
:)

Simon Templar dedi ki...

o bahsettiğiniz anket bir yönüyle çok ergen işi zaten. bildiğiniz gibi öznesi olduğumdan beri farklı şeyler düşündüm farklı zamanlarda. eğlenceli ve hoş belki; ama diğer yandan öyle özne olmanın da rahatsız edici bir tarafı var -en çok da bunu birinden duymanın değil, ama başkalarının da okuyor olmasının.

elektra dedi ki...

hahahahahahah, ben hala cinsel münasebet kısmındayım :))) allah iyiliğini vermesin ekmekçim:))))))versin ya da yaaaa, versin tabii. öperim:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Simon,
Tesbitlerin doğru. Hem ergen işi, hem tabu kurcalayıcı, hem gurur verici -bir çeşit-, hem gözönünde olması rahatsız edici...
O nedenle bu topu taca atmalar, filan. Zaten daha çok daha gençler arasında açık ve meydan okuyucu cevaplar verilmiş gibi, gördüm.

Ekmekcikız dedi ki...

Elektra gülüm,
:))
Ne var ya? Onun teknik isimlerinden biri, özellikle benim meslekte öyledir. Ne diyecektim ki yerine?
Hani şu geçende eklediğim şarkıdaki gibi çığlık çığlığa bağırayım mı?
:)))

Elestirel Gunluk dedi ki...

Efendim diyorsunuz ki " sadece yazılarından tanıdığımız bir karşı cinsle, cinsel münasebet kurmayı düşünmek için, önce onunla ilgili bir karakter yaratmak lazım değil midir?"

Bence sanalin en mistik en bastan cikarici yani da bu; Bu da sizin imgelemenize kalmis bir sey. Istediginizi canlandirin kafanizda...

Kuskusuz her fantazi gibi gerceklikten kopma riskini ya da gerceklikle fantazi arasindaki bulanik cizgiyi kaybetme riskini de barindiriyor bu...

Bunu gozu alabilene...

Ekmekcikız dedi ki...

Eleştirel Günlük,
Hoşgeldiniz!
:)
Doğru diyorsunuz; "sanalin en mistik en bastan cikarici yani" kafanızda istediğinizi canlandırmak olabilir de...
Konu o değildi. Bu canlandırmanın fiili ve fiziki bir uzantısı olması bekleniyordu.
Yoksa, hiç şüphesiz, tıpkı bir kitap okurken yaptığımız gibi, zihnimiz, burada da sürekli bir canlandırma çalışması içinde uğraşıp duruyor.
Doğrusu, yazılarını okuyup beğendiğim ve sonra da kendisiyle tanıştığım blog arkadaşlarım imgelemde canlandırdığım insan hayaliyle örtüştüler.
İtirazım, mimin bu kadar nesne haline getirilmiş eylem haline.
:)